Babam cesur bir insanmış

Sedat Ulus, babası Ahmet amcanın Amerika'ya gidişini şöyle anlatıyor: "Babam cesur bir insanmış ki, şimdi ben düşünüyorum. 1958'de Amerika'ya giderken ingilizce bilmiyordu. Çünkü okullarda o dönemde hep Fransızca okumuş. Öldükten sonra eşyalarının arasından "Pratik İngilizce" diye bir kitap çıktı. - Günaydın, - Nasılsınız? şeklinde günlük pratik konuşmaları öğrenmiş ve öyle gitmiş. Büyük cesaret gibi geliyor şimdi bana." Eyüp Rıza Güzey Bilgi Peşinde

Babam cesur bir insanmış

Eyüp Güzey: - Babanlar kaç kardeşmiş?
Sedat Ulus: - Babamın bir kardeşi daha var; amcam Mustafa Ulus ve iki kardeşler. Babam burada ilkokulu bitirdikten sonra Dudu ninemle birlikte Balıkesir'e, Balıkesir Lisesi!ne okumaya gitmişler. Ve iyi dereceyle bitirmiş. İyi dereceyle bitirdiği için o zamanlarda üniversiteye girişte sınav yokmuş. İstanbul'da Hukuk Fakültesi'ne başvurmuş liseyi bitirince. Ama hukuktan bir belge istemişler. O belge için Bigadiç'e gelmesi gerekiyormuş. Para da yok o zaman, çünkü dedem fırıncı, kahveci olarak zaten zor okutuyor. O da Tıp'tan istemiyorlar diye Tıp'a  gitmiş. Esasında Hukukçu olmak istiyormuş.
Gülüşmeler...

Sedat Ulus: (Devamla) - Mehmet Ulubaklar, gazeteci Nuri Dereli amca, arkadaşları oraya, İstanbul'a gittiklerinde, "Hadi gel, masraflar bizden; Tiyatroya gidelim, Sirk'e gidelim" dediklerinde babam gitmez ve ders çalışırmış. "Ben buraya okumaya geldim" dermiş.

Eyüp Güzey: - Hangi okuldan?
Sedat Ulus: - İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa)

Eyüp Güzey: - Peki, baban anlatır mıydı oradaki yurt günlerini? Herhalde Balıkesirliler Yurdu'nda kalmış olsa gerek... Daha önce yaptığım ropörtajlar da da hep Balıkesir Yurdu ile karşılaştım. Bu Balıkesir Valiliği'nin verdiği bir hizmet olsa gerek. Ya da bir devlet kuruluşu diye biliyorum. Bir bilgin var mı bu konuyla ilgili? Bu bir Vakıf olsa gerek. Her ilin İstanbul'da böyle bir hizmeti var mıydı bilemiyorum ama çok güzel bir hizmet. O zamanki gençler bu olanaktan yararlanmışlar. Bu çok güzel bir şey.
Sedat Ulus: - Evet, çok yararlı olmuş. Onun bir derneği vardı. Belediye başkanıyken ya da yeni bitirmişken onların bir Genel Kuruluna katılmıştım Balıkesir'de. Çok uzun yıllar hizmet vermiş...

Eyüp Güzey: - Baban iyi bir doktor muydu, yani mesleğini seviyor muydu?
Sedat Ulus: - Seviyordu ve cesur bir insanmış ki, şimdi ben düşünüyorum. 1958'de Amerika'ya giderken ingilizce bilmiyordu. Çünkü okullarda o dönemde hep Fransızca okumuş. Yani, nasıl bir cesaretle gitmiş? Öldükten sonra eşyalarının arasından "Pratik İngilizce" diye bir kitap çıktı. - Günaydın, - Nasılsınız? şeklinde günlük pratik konuşmaları öğrenmiş ve öyle gitmiş. Büyük cesaret gibi geliyor şimdi bana.

Eyüp Güzey: - O tarihlerde Amerika Tıpta ileriydi ve doktorlar Amerika'ya gitmeyi tercih ediyorlardı demek ki.
Sedat Ulus: - Özellikle Psikiyatr'lar. Babam Psikiyatr'dı. Amerika'da galiba o zamanlar onlar daha çok rağbet görüyorlar. Bir ara 1965'e doğru geliyor ve Milletvekili seçimlerine katılıyor. Tabii eski bir politikacı olduğu için onu teşvik etmişler demek ki. Tabi o da istekli zaten. Fakat, sıralamada 3. ya da 4. sırada bir yere geliyor. Yani kazanılacak bir yere gelemiyor. Ondan sonra seçilemeyince yeniden Amerika'ya dönüyor. Bizi yatılı okula vermişti ve bana  "Burada benim sizi okutmam çok zor" demişti. Çünkü hastalar üç-beş yumurta getiriyor, tavuk getiriyor. Zaten onlarda da para yok. Bir de siyasete bulaşmış ve para da isteyemiyor. Tavukla, yumurta ile ben sizi okutamam dedi ve Amerika'ya döndü yine. 

Eyüp Güzey: - Benim çocukluğumda, Ahmet amca ulaşılması çok zor, Amerika'da yaşayan bir insandı benim gözümde ve özel bir yeri vardı.
Sedat Ulus: - Çok alçakgönüllüydü aslında. Hastasını evde ağırladığını da duymuştum. İlaç parası olmayanların ilaçlarını alıp iyi beslenmesi gerekenlere evde baktığını da duydum. Fakat herhalde bir yerden sonra parasızlık tak ediyor insana. İyi bir  doktordu. Hastalarından duyardım: "Bir ilaç verdi, iyileştim" diye...

Eyüp Güzey: - Sizin Belediye Başkanlığınız dönemi ile ilgili tavsiyelerde bulunma fırsatı buldu mu? O sırada sağ mıydı?
Sedat Ulus: - Evet, sağdı. 1992'de kaybettik. Benim görevim 1994'te bitmişti.

Eyüp Güzey: - Haberi vardı senin Belediye Başkanı olduğundan.
Sedat Ulus: - Evet haberi vardı ve istememişti Belediye Başkanı olmamı. Ben mektup yazmıştım ona "Girme" diye cevap verdi. Fakat tabi yerel bir görev gibi düşününce; "İnşaat Mühendisiyim ve ilçeme faydam olur" anlayışıyla girdik.

Eyüp Güzey: - Ben daha önce bir konuşmamızda sizin seçim sırasında, seçim ziyaretleri sırasında gittiğiniz her yerde Ahmet Amca'dan laf açıldığını söylediğinizi anımsıyorum. O hizmetleri iz bırakmış demek ki...
Sedat Ulus: - Şöyle oldu. Tabi ben 1984'de aday olduğumda 30 yaşındaydım. Seçim gezilerinde esnaf ziyaretlerine gidiliyor. Berbere, terziye gidiliyor, bakkala gidiliyor. Köylere bazen gidiliyor. Her gittiğim yerde babam ile ilgili bir şeyler anlattılar. Yani, işte; "Baban annemi kurtarmış, kardeşimi kurtarmış, beni kurtarmış" filan diye. Çünkü o zamanın koşullarında tek doktor var. Belki ilaç ve eczane bile yok. Köylere hasta ziyaretine katırla falan gittiğini duyardım. Böyle babamdan çok bahsedilince, "Baba seçimleri sen kazandın" diye yazdım.  Duygulanmış o da ama hakikaten çok büyük etkisi oldu. 

Sedat Ulus (Devamla):  - Babamın başkanlığı ile ilgili ondan pek bir şey duymadım. O çok anlatmadı ama arkadaşlarının söylediklerini hatırlıyorum. Belediyenin bütün gelirini toprağın altına gömmüş.

Eyüp Güzey: Ne demek?
Sedat Ulus: - Kanalizasyon yapmış. (Gülüşmeler), Suydu, kanalizasyondu hep alt yapı ile ilgili yer altında şeyler. Etrafındakiler "Yahu doktor n'apıyorsun biz bundan sonra seçimleri kaybedeceğiz, bak sen hep görünmeyen bir yere attın parayı, toprağın altına gömdün parayı" falan demişler. "Benim, demiş doktor olarak ilk yapmam gereken kanalizasyondur." Pek çok ilçeden önceydi Bigadiç'in kanalizasyonu. O kaygan taşlardan yapmışlar ama en azından pis suyu toprağın altına almışlar. 

Eyüp Güzey: - Hangi yıllarda yapmıştı Belediye Başkanlığını bir daha söyler misin lütfen.
Sedat Ulus: - 1955 ile 1957 yılları arasında. 1958'de Amerika'ya giderken biraz yarım kalıyor görevi. 

Eyüp Güzey: - İstifa edip de mi gidiyor?
Sedat Ulus: - Öyle sayılır. Çünkü Amerika talebi gerçekleşince gidiyor.

 



Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz