El Yıkamayı Bilmek

Elimizi yıkama sanatının püf noktası nedir? Kullandığımız suyun sıcaklığı mı? Elimizdeki sabunun cinsi, kalitesi ve markası mı? Bu soruları ipsiz sapsız ve saçma bulabilirsiniz. Ama anlaşılıyor ki bilim dünyası bu konuya fazla eğilmemiş.

El yıkamayı bilmek

Elimizi yıkama sanatının püf noktası nedir?  
Kullandığımız suyun sıcaklığı mı?  
Elimizdeki sabunun cinsi, kalitesi ve markası mı?  
Bu soruları ipsiz sapsız ve saçma bulabilirsiniz.  Ama anlaşılıyor ki bilim dünyası bu konuya fazla eğilmemiş.  Bilgiler, bulgular yetersiz.  Rutgers Üniversitesinden (New Jersey/ABD) birkaç bilgin olaya eğilmeye karar vermiş ve kapsamlı bir araştırma yürütüp konuya ışık tutmaya çalışmış.

Örneğin, sıcak mı sıcak suda el yıkamak, evet, bakterileri öldürür.  Ama deri hücrelerini de berbat eder.  Araştırmacıların planlayıp yürüttükleri çalışma şöyle: Altı hafta boyunca denek olmayı kabul eden 20-25 gönüllüyle anlaşmışlar.  Dört ayrı unsurun kullanımını hedefleyerek çeşitli araştırmalar yapmışlar.

Biri, el sabunlama süresi: 5 – 10 – 20 – 40 saniye.
Öteki suyun sıcaklığı: 15 – 26 – 38 derece.
Üçüncüsü kullanılan sabun miktarı: 0,5 – 1 – 2 mililitre.
Sonuncu da değişik tür sabunlar.
Bir de en önemlisi ve belki de en rahatsız edici olanı, hazım sonrasında dışkılarda beliren bakteriler.  Deneklerin ellerine 1 mililitrelik miktarda bakteri (dediğimiz türden bakteri) bulaştırılıyormuş.  Sonra da yukarıda belirttiğimiz değişik koşullarda el yıkamaya geçiliyormuş.  En sonunda da yıkamadan sonra elde kalan bakteri miktarı ölçülüyormuş.

Araştırmanın sonunda ortaya çıkan ilginç sonuçlar şöyle:

Kadınlarla erkekler arasında bir fark yok.
Suyun sıcaklığı fazla önemli değil.
Sabunun cinsi de fazla bir fark yaratmıyor.
Sabunun çok bol olması da fazla önemli değil.
Ama el yıkama süresi gerçekten önemli.  Elinizi yalap şap yıkamışsanız bakteriler neredeyse oldukları gibi kalıyor.  Ama bu süre 10 saniyeyi geçerse, hele yarım dakikaya ulaşırsa bakterilerden arınmış bir eliniz olduğunu ileri sürebilirsiniz.

Atila Alpöge, Ekogazete / Yararlanılan kaynak: Pierre Barthélémy, Le Monde, 26.6.2017

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Kardeş Web Sitelerimiz