Emine Teyze
Esmerdi
hatta çok esmerdi.
Öyle ki
Birecikli Salih Akkey
onu her gördüğünde takılmadan duramazdı:
“Oy, oyy, gözüm kamaştı şavkından!
Kimmiş bu nur gibi karşımda duran?
Vayy, bizim gündüz feneriymiş gözümü kamaştıran!”
Emine Teyze’ydi bu, hiç altta kalır mıydı?
“Sakalına sıçsınlar senin, kırtik boylu!
Hele git de, önce kendi suratına bak sen!”
2 EMİNE TEYZE
Esmerdi
hatta çok esmerdi.
Öyle ki
Birecikli Salih Akkey
onu her gördüğünde takılmadan duramazdı:
“Oy, oyy, gözüm kamaştı şavkından!
Kimmiş bu nur gibi karşımda duran?
Vayy, bizim gündüz feneriymiş gözümü kamaştıran!”
Emine Teyze’ydi bu, hiç altta kalır mıydı?
“Sakalına sıçsınlar senin, kırtik boylu!
Hele git de, önce kendi suratına bak sen!”
Bir dal gibi uzamış da uzamış
sonra kupkuru kalmıştı öyle.
Yaşlıydı.
Ninem yaşındaydı neredeyse.
Önde uzun bir çene
sarkık dudak
buruşuk bir yüz.
Bir gözü de kör müydü ne?
Açıkçası, yaradan pek ilgilenmemişti onunla.
İmalat esnasında çıraklarına havale etmiş
onlar da ne özenmesi
düpedüz dalga geçmişlerdi zavallı kadınla.
Her seferinde
tam da yemek saatinde
bir gök gürültüsü gibi girerdi evimize.
Daha kendisi görünmeden
sesi gelirdi iki sokak öteden.
Ondan sonra da dur durak bilmeden
kimseye söz vermeden
bağıra bağıra konuşur da konuşur
anlatır da anlatırdı derdini.
Derdi de neydi?
Ya komşusuyla kavga etmiştir
ya kocasıyla
ya da gelinleriyle.
Kimi zaman da için için ağlardı.
Yeri geldiğinde sırayla hepimize saydırırdı
babama bile.
Emine Teyze öyle ya da böyle
aileden sayılırdı evimizde.
Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com