ERKAN YÜCEL
13 Mart 1944'de Ankara'da doğdu. Liseyi yarıda bırakıp tiyatroya başlayan sanatçı, ilk olarak Ankara Deneme Sahnesi’nde çalıştı. Bir yandan Halkevleri’nin tiyatro kurslarına devam etti. 1962 ve 63 yıllarında, iki kez konservatuvara başvurmasına karşın, ‘ağız yapısı uygun değil’ diye alınmadı. Daha sonradan Devlet Tiyatroları’ndan gelen oyunculuk teklifini de o kabul etmedi.
ERKAN YÜCEL'in Yaşam Öyküsü
13 Mart 1944'de Ankara'da doğdu. Liseyi yarıda bırakıp tiyatroya başlayan sanatçı, ilk olarak Ankara Deneme Sahnesi’nde çalıştı. Bir yandan Halkevleri’nin tiyatro kurslarına devam etti. 1962 ve 63 yıllarında, iki kez konservatuvara başvurmasına karşın, ‘ağız yapısı uygun değil’ diye alınmadı. Daha sonradan Devlet Tiyatroları’ndan gelen oyunculuk teklifini de o kabul etmedi.
Deneme Sahnesi’nden sonra yeni kurulan Ankara Sanat Tiyatrosu’na girdi. Ayak Bacak Fabrikası ve Klimanjaroya tek başına tırmanmak adlı oyunları ile dünya çapında tanındı. 12 Mart’ta sergiledikleri Hitler Rejimi’nin Korku ve Sefaleti oyunu nedeniyle sıkıyönetim tarafından tutuklanarak yargılandı ve 15 yıl ağır hapis cezasına mahkûm edildi. İki yıl yatıp çıktı. İdeolojik farklılaşma nedeniyle AST’tan ayrılarak önce Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosunu, sonra da Halk Oyuncuları’nı kurarak Anadolu’nun bir çok yerinde turnelere çıktı. O dönemde sinemada da rol aldı. 1975’te San Remo Film Şenliği’nde En iyi erkek oyuncu ödülünü alarak uluslararası alanda ödül alan tek sinema oyuncusu oldu.
12 Eylül 1980 Darbesi’nde de baskılarla karşı karşıya kaldı. İzmir turnesinde Sıkıyönetim komutanlığı oyunu serbest bırakmış, ama Erkan Yücel’in sahneye çıkmasını yasaklamıştır. 12 Eylül’den sonra da pasaport verilmeyip, yurtdışına çıkışı yasaklandı. Tiyatro çalışmalarına Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu’nun ardından kurduğu Ankara Halk Tiyatrosu’nda devam etti. Ankara’da yerleşik bir sahne kurdu. Politik oyunların yanı sıra çocuk oyunları da hazırladı. 9 Eylül 1985 yılında film çekimi için gittiği İzmir yolunda geçirdiği bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetti.
Erkan Yücel, toplumcu bir sanat anlayışını savundu. “Traktör römorkunda tiyatro” tarzını geliştirdi, köy köy dolaşarak halka gösteriler sundu. Yücel ayrıca, Sarper Özsan yönetimindeki Aydınlık Korosu’nda da seslendirme görevinde bulunmuştur.
Ölümüyle ilgili Orhan Aydın'ın yazısı:
Biri Yılmaz Güney, diğeri Erkan Yücel...
İkisi de birer yıl arayla, aynı gün ve aynı ayda göçüp gittiler bu her yanı ışıklı dünyadan. İkisi de yoksul çocukları ama öylesi miraslar bıraktılar ki geriye şimdilerde izlerini sürenler bahtiyar.
Biri Yılmaz Güney, diğeri Erkan Yücel. Bu iki coşkun yüreğin yalnızca ölüm ayları-günleri değil örtüşen, kavganın orta yerinde kucaklaşanlar hayatı yeşertirken de buluşabiliyorlar. İkisi de kahrolası faşist dayatmalardan paylarına düşenleri aldılar. İkisi de cezaevlerini yaşadı, ikisi de ürettikleri yüzünden yargılandı, yasaklandı, düşman ilan edildi. İkisi de yılmadılar. Hem içeride hem dışarıda bıkmadan, usanmadan hiç bir baskı ve zulme boyun eğmeden insanlığın barışık geleceği için ürettiler. İkisi de, "sanatın büyük yoksulluğun ve ezilmişliğin en güçlü silahı olması için" yaşadılar.
İşçilere gönül verdiler grev halaylarında omuz tuttular, topraksız köylülere sevdalandılar, birlikte eşitlik türküleri söylediler, gençlere katıldılar, okul avlularında boykotçu oldular, emekçi halkın ellerinden tuttular, umut oldular, meydanlardan özgürlüğün-eşitliğin şiiri olup taştılar. Biri sinemanın bu topraklarda yaşamış en güzel kızıl ışığı, diğeri tiyatronun karanlıktan yobaza sıkılan yumruğu.
Tuhaftır yolları kesiştiğinde ayrı düştüler. Bir filmde birlikte olmaya karar vermişken hayat onları başka bir kucaklaşmanın içine savurdu. Endişe filminin açılış sahnesinde tarlaya işçi taşıyan kamyonun arkasında oturan Yılmaz Güney’dir ama filmde rolü oynayan Erkan Yücel. Erkan içeri düşen ustanın yüzünü güldürür, film Sanremo’da hem en iyi oyuncu hem en iyi film ödülü alır, faşizme bir kez daha yumruk atarlar. Erkan’ın ödülden sonra Yılmaz Güney’i ziyaretini anımsıyorum, kır çiçekleri açmıştı yüzünde.
Elbette çok sözler edildi onlara dair. İkisine de "komünist" dediler, ikisine de "dinsiz", ikisine de "vatan haini". İkisi de övündüler komünist olmakla, inanç köleliğini yere çalmaktan onur duydular, reddettiler vatan satıcı sahtekârların yaftalamalarını. Ürettiler Anadolu mutlu olsun diye. Ürettiler barış olsun, kardeşlik olsun, bitsin bu kahpe devran diye. Ürettiler dinsin acılar, ağlamasın analar-çocuklar diye. Ürettiler insanlar özgür olsun diye. Ürettiler herkes ekmek yiyebilsin diye. Ürettiler sanat yeşersin hayatı kuşatsın diye.
Resim oldular, müzik oldular, şiir oldular, film oldular, oyun oldular kaldılar bugüne. Yılmaz ağabey, 9 Eylül 1984 günü Paris’te yeni filmi için yatağında sancılar içinde ter dökerken ışık oldu. Gidemedim, çok canım yandı. Erkan Yücel, 9 Eylül 1985 günü Lorca’nın Kanlı Düğün'ü setinden dönerken Kuşadası’nda düştü toprağa.
Aynı gün Beyoğlu’ndan Yaman Okay’ın sesi yükseldi, “Erkan Yücel öldü, bu akşam trenle gidiyoruz, gelmezseniz siz bilirsiniz ama bilin ki Erkan, tabutun kapağını kaldırıp kimler gelmemiş diye bakar”. Gidemedim, yola çıktım yığılıp kaldım. Hayat mı yaşlanıyor, yoksa üstümüze düşen kirli yağmur damlaları mı çok canımızı yakıyor bilemiyorum ama bu dünya, bu ülke bu iki adamsız çekilir gibi değil.
Ödülleri:
12.Antalya Film Şenliği, 1975, En İyi Erkek Oyuncu Endişe
San Remo Film Şenliği, 1975, En İyi Erkek Oyuncu
Rol Aldığı Tiyatro Oyunları:
Ana
Hamdi : (Mehmet KESKİNOGLU)
Birinci : Kurtuluştan (Ergin Orbey)
Nafile Dünya : (Oktay Arayıcı)
Tozlu Çizmeler : (İsmet Küntay)
Linç : (Kerim Korcan)
Sınırdaki Ev : (Slawomir Mrozek)
Simavnalı Şeyh Bedreddin : (Orhan Asena)
Eskici Dükkanı : (Orhan Kemal)
Victor Ya Da Çocukların İktidarı : (Roger Vitrac)
Durand Bulvarı : (Armand Salcrou)
Mayın (OYUN) : (Fikret Otyam)
Sarıpınar 1914 : (R.Nuri Güntekin)
Müfettiş : (Nikolai Gogol)
Zenginin Maceraları : (Tunca Yönder ve Birkan Özdemir)
Alis Harikalar Diyarında : (Carrol)
Durdurun Dünyayı İnecek Var : (Anthony Newley ve Leslie Biriousse)
72.Koğuş : (Orhan Kemal)
Pazar Gezintisi : (George Mitchele)
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç : (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Keloğlan : (Birkan Özdemir)
Saf Adam ve Kundakçılar : (Max Frisch)
Bozuk Düzen
Ayak Bacak Fabrikası : (Sermet Çagan)
Sultan Gelin : (Cahit Atay)
Yosma
Filmografisi:
Hakkari’de Bir Mevsim – 1983
Bereketli Topraklar Üzerinde – 1979
Yorgun Savaşçı – 1979
Çekiç ve Titreşim – 1979
Endişe- 1974
Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com