GEORGE ORWELL
George Orwell 25 Haziran 1903 tarihinde Hindistan'da dünyaya geldi. Asıl adı Eric Arthur Blair'dir. Eton Koleji'nde burslu olarak okudu. Ardından Birmanya'ya giderek İmparatorluk Polis Teşkilatı'nda görev aldı.Yazarlığa başlamadan önce her türlü mesleği yaptı ancak maddi imkansızlıklar onun peşini bırakmadı.
George Orwell'in yaşam öyküsü
Doğum tarihi: 25 Haziran 1903, Motihari, Hindistan
Ölüm tarihi ve yeri: 21 Ocak 1950, University College Hospital,
George Orwell 25 Haziran 1903 tarihinde Hindistan'da dünyaya geldi. Asıl adı Eric Arthur Blair'dir. Eton Koleji'nde burslu olarak okudu. Ardından Birmanya'ya giderek İmparatorluk Polis Teşkilatı'nda görev aldı.Yazarlığa başlamadan önce her türlü mesleği yaptı ancak maddi imkansızlıklar onun peşini bırakmadı.
İspanya İç Savaşı'nda Hitler ile Mussolini'nin de desteğini alan Franco'ya karşı, savaşa katıldı. Savaşta keskin nişancı tarafından gırtlağından vurularak ölümden son anda kurtuldu. Ardından İspanyol Komünist Partisi bir siyasi temizlik hareketine girişti. POUM (Marxist İşçi Birlik Partisi) yasadışı ilan etti. Yabancı uyruklu birçok asker tutuklandı. George Orwell'da ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.
Verem tedavisi gören Orwell, 21 Ocak 1950 tarihinde Londra'da hayata veda etti. Ardında on adet kitap ve birçok makale bıraktı.
George Orwell hakkında ilginç bilgiler:
- George Orwell, aslında “Eric Arthur Blair” olarak dünyaya geldi. Ancak kendisi, daha sonra Aziz George’u çağrıştıran “George” ve Orwell Nehrini çağrıştıran “Orwell” kelimelerini bir araya getirerek şu anki mahlasını oluşturdu.
- Kolejden mezun olduktan sonra babasının isteğiyle polis teşkilatına girdi ve bir süre, o sırada bir İngiliz sömürgesi olan Burma’da görev yaptı. Geçirdiği tehlikeli tropikal hastalıktan sonra İngiltere’ye döndü ve işte o zaman, yazar olmaya karar verdi. Görev için Burma’da kaldığı süre boyunca, buraya özgü bir dil olan Birmancayı, yerlilerle akıcı bir şekilde konuşabiliyordu.
- Bugün çok aşina olduğumuz “soğuk savaş” terimini, ilk kez o kullandı. Orwell, “Siz ve Atom Bombası” başlıklı bir makalede, Rusya- ABD arasındaki ideolojik ve siyasi karışıklığı tanımlamak için “soğuk savaş” terimini kullandı. Ve böylece bu terimi ilk kullanan kişi oldu.
- İngiltere’nin kuzey kesimlerine gidip oradaki madencilerin hayatlarını gözlemledi ve “The Road To Wigan Pier” isimli kitabıyla da işçi sınıfının yaşadığı bu zorluklukları belgeledi. Onun kitapla ilgili röportajları ise 1936’dan 1948’e kadar Özel Şube tarafından gözetim altında tutuldu.
- İkinci Dünya Savaşı başladığında, Orwell İngiltere’ye gitmek ve savaşmak istedi ama o sırada devam eden İspanyol İç Savaşı yüzünden gidemedi. O da savaş sırasında BBC’de çalıştı ve Hindistan bölümü için yayın yaptı. Daha sonra bir savaş muhabiri oldu.
- O, işçi sınıfının şampiyonuydu ama aslında yüksek bir sınıftan geliyordu. Büyükbabası Charles Blair, aydın tabakadan biri ile evlendi; Orwell da rahat bir çocukluk geçirdi; ancak buna rağmen o, hem Wellington hem de Eton kolejlerine burs kazanmayı başardı.
- Orwell Eton kolejinde okurken, okulunda bulunan sevmediği bir arkadaşına kara büyü uyguladı. Sonra o genç adam, bacağını kırdı; ardından lösemiye yakalanarak hayatını kaybetti. O da, bu yaşananlar yüzünden, hayatının sonuna kadar, bir insanı Voodoo büyüsüyle öldürdüğüne inandı.
- 1936- 1937 arasında Orwell, General Franco’nun milliyetçi güçlerine karşı cumhuriyetçi İspanyol İç Savaşı’nda savaştı ve keskin bir nişancı tarafından boğazından vuruldu.
O kadar ağır bir şekilde yaralanmıştı ki, bir daha savaşmadı ve bir süre hastanede elektroşok tedavisi almak zorunda kaldı. Orwell’ın bu savaşta şahit olduğu ve yaşadığı travmatik olaylar; Katalonya, Hayvan Çiftliği gibi, onun tüm dünya tarafından okunan eserlerinde yer alan gelecek kurgularına da ilham oldu.
- Anti-komünist hareketin açık sözlü bir üyesi olan Orwell, o zamanlar İngiliz hükümetinde bulunan ve insanlar hakkında bilgi araştırmaları yapan bir departmana, içerisinde Sovyet sempatizanı olduğunu düşündüğü 37 yazarın isminin bulunduğu bir liste hazırladı.
ESERLERİ
-Paris ve Londra'da Beş Parasız
-Burma Günleri
-Papazın Kızı
-Zambak Solmasın
-Wigan İskelesi Yolu
-Katalonya'ya Selam
-Daralma
-Hayvan Çiftliği
-Neden Yazıyorum
-Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
-Faşizm Kehanetleri
George Orwell’in oğlu Richard Blair, çocukluğunu ve babasını şöyle anlatıyor:
"Babam son derece adanmış bir babaydı. Hep çocuk sahibi olmak istedi. Bir çok açıdan geleneksel bir adam sayılabilirdi ve evlendikten bir süre sonra çocuk sahibi olma isteğini ifade etti ancak eşi Eileen’le çocuk sahibi olamadığı için evlat edinmeye karar verdi. Ben de böylece aileye katılmış oldum. Son derece pratik, uygulamaya önem veren bir babaydı ve ben 10 aylıkken Eileen öldüğünde bir bebeği büyütmek için gerekli her şeyi kendi kendine yaptı. Olağanüstü derecede hoşgörülüydü, ama parmaklarımı kaybetmeme pek sıcak bakmadığı için onun marangoz aletleriyle oynamamdan pek hoşlanmıyordu. Bazı şeyleri kendi başıma keşfedebilmem için bana alan tanırdı, mesela eski piposunda kalan tütünü içmeme izin verirdi, bu her seferinde benim korkunç hastalanmamla sonuçlansa da. Bana kitap okumaktan çok hoşlanırdı ve uykudan önce bana kendi uydurduğu minik hikâyeleri okurdu. (En azından bana anlatılan bu) Tüberküloz hastası olmasına ve son romanını yazmaya çalışmasına rağmen benle elinden geldiğince zaman geçirmeye çalışırdı. Bana hastalığı bulaştırmamak için de çok dikkatli olması gerekiyordu. Sürekli olarak bana belli bir mesafede olmak zorunda olduğu için de daima son derece endişeliydi çünkü bana kendini yabancılaştırmadan uzak durabilmek için çabalayıp duruyordu. Küçük kız kardeşi Avril bu süreçte onun en büyük destekçisiydi. 1946 yılında Londra’dan İskoçya’nın batı yakasına, Jura adasının ücra bir bölgesindeki çiftlik evine taşındık. Çoğu zaman hiç oyun arkadaşım olmamasına rağmen, yaşamak ve büyümek için harika bir yerdeydim. Yine de insanlar misafirliğe geldiğinde son derece sokulgan bir çocuktum ki evimiz daima misafirle dolup taşardı. Sonuç olarak, birlikte çok az vakit geçirmiş de olsak, babamın olağanüstü iyi bir baba olduğunu söyleyebilirim."
“Babam yanımdayken büyümeye devam etmeyi çok isterdim.” diyen Richard Blair, birlikte çok az vakit geçirmiş olsalar da George Orwell’in olağan üstü bir baba olduğunu söylüyor.
“Babam tüm hayatını yalanların maskesini indirmeye adadı.” diyen Richard Blair, babasından öğrendiği en önemli erdemin dürüstlük olduğunu söylüyor. “Babamın kitaplarında savunduğu tezler hayat tarafından doğrulandı.” diyen Richard Blair, “Dünya bugün babamın hayal ettiklerini yaşıyor.” diye devam ediyor. Gerçeklerin sürekli olarak manipüle edilmesinin yazarın en çok canını yakan şey olduğunu ifade eden Richard Blair, manipülatif söylemlerden uzak oluşunun George Orwell’i yazar olarak ayırt edici kıldığını düşünüyor.
Eylem Kaftan’ın gerçekleştirdiği röportajda, Richard Blair babasıyla ilgili unutamadığı hatıranın ne olduğu sorusunu, “Babamla beraber yeni bozulmuş arabanın arkasında oturuyorduk. O zamanlar çok sık olurdu bu. Arabanın tamir edilmesini bekliyorduk. O bana minik hikâyeler anlatıp, Beatrix Potter okuyordu. Sanırım kalbinin derinliklerinde bunun benle geçirdiği son anlar olduğunu, bir daha geri dönmeyeceğini biliyordu.” diye cevaplıyor.
Röportajın devamı: Tuhaf dergi ağustos sayısında...
Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com