Güreşçi Tekkeleri

Güreşçi Tekkeleri / Ahmet Acar / Çardak / Güreş tarihimizi incelerken araştırmamız gereken en önemli konulardan biri de Osmanlı Döneminde ilki Orhan Gazi tarafından açılmış olan Güreşçi / Pehlivan tekkeleridir.

TÜRK GÜREŞ TARİHİNDE GÜREŞÇİ/PEHLİVAN TEKKELERİ

Güreş tarihimizi incelerken araştırmamız gereken en önemli konulardan biri de Osmanlı Döneminde ilki Orhan Gazi tarafından açılmış olan Güreşçi / Pehlivan tekkeleridir. Dergimiz için ben bu kısa çalışmayı yaptım. İnşallah araştırmacı dostlarımız bu konuda daha derin araştırmalar yaparak bizleri de daha fazla bilgi sahibi yaparlar. Ben bu araştırmam da İslam Eserleri Ansiklopedisi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Atıf Kahraman Beyefendinin Cumhuriyete kadar Türk Güreşi adlı çok önemli eseri ve bazı internet kaynaklarından yaralandım.

Osmanlı’larda halk eğitimi veren kurumlardan sayılan tekkeler tarikat mensupların oluşturdukları, tarikat ilke ve geleneklerinin öğretildiği dinî ve kültürel merkezlerdi. Türk İslâm tasavvufunun ana merkezleri olan tekkeler, dil, din, sanat, felsefe, spor vb. alanlarda halkı yetiştiren birer halk okulu ya da yaygın eğitim kurumlarıydı diyebiliriz. Osmanlı’da bu tekkelerin bazıları da spor tekkeleri olarak teşkilâtlandırılmıştır. Ana dal ata sporumuz güreş olsa da diğer spor dalları da (okçuluk, cirit, binicilik, gürz vb.) bu tekkelerde yapılırdı.  

Günümüz kulüpçülüğünün kökeni olarak tekkeleri söyleyebiliriz. Ancak tekkelerin sosyal güvenlik açısından barındırdığı sporculara daha fazla imkân tanımaları, tekkelerin günümüz kulüplerinden farklı bir özelliğidir.
İlk güreşçi tekkesinin Orhan Gazi tarafından Bursa’da Kaleiçi’nde Bey Sarayının yanında kurulduğu bilinmektedir. Evliya Çelebi’de 1640 lı yıllarda Bursa ziyaret esnasında bu tekkeyi görmüş ve seyahatnamesinde Bursa’nın Tekkeleri bölümünde Güleşçiler Tekkesi olarak 1 satır da sadece “Birdir” kelimesi ile bahis etmiştir.(3.cilt, sf.21 Zuhuri Danışman). Ayrıca biliyoruz ki, Gazi Süleyman Paşa ile birlikte Rumeli’nin fethinde önemli yer tutan Seyyit Ali (Kızıldeli) Sultan ve alperenleri de hepsi birer pehlivandı. Bunlar aynı zamanda Kırkpınar efsanesini de yaratan derviş/savaşçı pehlivanlardı. Pirleri de Seyyit Ali (Kızıldeli) Sultandı. Bu konuyu evvelce yazmıştım. (Destanı Kırkpınar, Özel sayı,2014)

Herhangi bir kaynak gösterilmemesine rağmen, Osmanlı döneminde  vakıf biçimine getirilen güreş tekkeleri  Mekke, Cidde, İskenderiye, Lazkiye, Şam, Maraş, Amasya, Tokat, Edirne, Ankara, Kütahya, Tire, Bergama, Manisa, Akhisar, Yenice, Üsküp, Gelibolu, İpsala, Ustrumca, Abionya, Diyarbakır, Konya, Bursa, Balıkesir, Urfa, Halep, Belgrat, Bağdat’da bulunduğunu, Bu kentlerde bulunan güreş tekkelerinin yanı başında ya da bünyesi içerisinde öteki sporların da yapıldığı örgütler ve spor tekkelerinin varlığını düşünmekteyiz. (Y.K. Kurthan Fişek, Spor Yönetimi)

 Osmanlılar bilhassa yeni fetih ettikleri yörelerde güreşçi tekkeleri kurmak suretiyle yaşayan ahalinin güçlü ve sağlıklı gençlerini de pehlivan olarak yetiştirmek amacıyla bu tekkelere alarak yöre halkıyla da bir ilişki başlatmışlardır. Yükselme ve duraklama devrinde şimdiki anlamda bir spor kulübü olarak çalışan bu tekkelerin çöküş devrinde işlevlerini yitirdikleri düşünülmektedir.

Genellikle askeri sporlar için kurulmuş bu tekkelerin en önemlileri Kemankeşler (Okçular) ve Pehlivan tekkeleri idi. Güreşçi tekkelerinin başına güreşte başarı kazanmış, öğretmeyi bilen, otoriter ve okur yazar kişiler getirilirdi. "şeyh" denilen bu kimselerin, buralarda barınan ve kendilerine "derviş" veya Mürit adı verilen güreşçilerin tasavvuf ve tarikatla alakası yoktu. Günümüzün güreş kulüpleri durumunda olan tekkelerde şeyh ve ailesi, dervişler ve hizmetliler için ayrılmış mekan ve hücrelerle binaların dışında idman yapmaya müsait çimenlik bir meydan bulunurdu; kış idmanları genişçe bir kapalı mekanda yapılırdı. Bu tekkelerde sporcular kontrol altında tutulur, gençler çıraklıktan itibaren beslenmelerine kadar takip edilerek yetiştirilirdi. Fakat Güreş tekkelerinin bir tekke düzeni içinde oluşması, Şeyh ve Mürit düzeninin bulunması, hatta yetkin güreşçilerin üst konumda oldukları bir silsile konumunun bulunması bugünkü anlamda spor kulüpleri ile karşılaştırılmasını güçleştirmektedir. 

Şeyh tekkenin yöneticisi olup aynı zamanda “Duacı” ismi de verilirdi. Genellikle güreşçiler arasından seçilirdi. Fakat isim yapmış ve önemli bir güreşçi olması gerekirdi. Başlıca görevleri vakfın geliriyle ihtiyaçları sağlamak, güreşçileri yetiştirmek, haklarını korumak, tekkenin devamını sağlamak ve bilhassa huzur güreşlerinde pehlivanlar ile beraber bulunup dualarını yapmaktı. Şimdiki güreşlerde güreşler yine bir duacının yaptığı dua ile açılıyor. Ondan sonra da Cazgır duacılık görevini üstlenerek güreşçileri dualarla birlikte takdim ve onurlandırıyor.

Tekkelerin en önemli gelirleri, şayet Padişah tarafından kurulduysa “miri” sayılıyor ve masrafı tekkeyi kuran padişahın bağladığı vakıftan karşılanıyordu. Bir kısım tekkeler de özel vakıf olarak kurulurdu. O zaman “ Miri” yani devlet malı sayılmıyor, gelir gider hesabına da o şehrin Kadıları bakıyordu. Güreşçi tekkelerinde Cuma günleri yarışmalar yapılırdı. Bu yarışmalar kendine özel bir tören ile başlar ve güreşler ile devam ederdi. Güreşçi tekkeleri Yeniçeri Ocağında olduğu gibi, Bektaşi-Alevi geleneklerine bağlı olmuşlardır. Pehlivanlar da buna göre başlarını kazıtırlar ve ortada bir tutam saç bırakırlardı.

Tekke Pehlivanları özel güreşlere de gidebilirler hatta padişahın daveti üzerine huzur güreşlerine de çıkabilirlerdi. 

Tekke pehlivanları Padişahın huzuruna çağrılarak birbirleri ya da padişah pehlivanları ile güreştirilirdi. Bu güreşler genel olarak şehzadelerin sünnet düğünleri ya da şehzadelerin ve sultanların düğünleri sırasında veya tahta çıkış törenlerinde , dini bayramlarda yapılırdı. Bu güreşlerin en önemlileri Sultan III: Murat’ın Atmeydanında yaptığı   sünnet düğünü ile Sultan III. Ahmet’in Okmeydanı’ nda Şehzadelerinin sünnet düğünüdür.   Daha sonraları Bilhassa Sultan 1. Abdülhamit Tekke Pehlivanlarına çok ilgi göstermiş en çok huzurunda güreştiren Padişah olmuştur. (Geniş bilgi için bakınız : Cumhuriyete kadar Türk Güreşi, cilt2, Atıf Kahraman, Kültür Bakanlığı Yayınları)
Pehlivan tekkelerinin tam olarak ne zaman kapandıkları bilinmiyor. Ancak İmparatorluğun gerileme devrine girmesiyle birlikte devlet yönetimindeki yanlış uygulamalar sonucunda Güreşçi tekkeleri de yavaş yavaş özelliklerini yitirerek dini bir havaya bürünmeye de başlamışlardır.

1573 Eylül tarihli bir belgede Manisa, Tokat, Amasya yörelerinden Güreşçiler tekkelerine pehlivan isteminde bulunulmuştur. Bu çağrı ile gelen pehlivanlar önce elemeye tutulmuş ve uygun görülenlerin tekkelere kayıtları yapılmıştır.

1585 Ekim ayında, Anadolu, Karaman ve Sivas Beylerbeyi ile Kadılara gönderilen yazıda Güreşçiler Tekkelerinde güreşçi kalmadığı, bu yörelerde güreşe elverişli kişilerin kendi istekleri ile İstanbul’a gönderilmeleri istenmektedir. ( Doğan Yıldız, Türk Spor Tarihi,sf.203)

IV Murat, II Mahmut, ı. Abdülhamit ve Abdülaziz gibi padişahların güreşe çok önem vermelerine rağmen özellikle Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması ile (1826 -1830) birlikte bu geleneğin de sona erdiği ve Güreşçi Tekkelerinin işlevini yitirerek birer birer kapandıkları tahmin ediliyor. Zaten 1800 lü yılların sonlarına doğru da spor kulüpleri kurulmaya başlanmıştır.

Sonuç olarak, araştırmalara ve elde ettiğimiz kaynaklara göre bazı bilinen Pehlivan Tekkelerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
1. Bursa Güreşçiler Tekkesi (Sultan Orhan Gazi)
2. Edirne Güreşçiler Tekkesi (Murat Hüdavendigar)
3. İstanbul Şüca Tekkesi (Fatih Sultan Mehmet)
4. Amasya Güreşçiler Tekkesi (Sultan II. Beyazıt)
5. Manisa Güreşçiler Tekkesi (Sultan II. Murat)
6. İstanbul Pehlivan Demir Tekkesi
7. Konya Güreşçiler Tekkesi
8. Deliorman’da Demir Baba Tekkesi
Bunlara ilaveten Kızıl Deli Sultan tarafından kurulan Dimetoka’daki Kızıl Deli Sultan tekkesini de sayabiliriz. Mutlaka daha başka Güreşçi tekkeleri de vardır fakat elimize ulaşan bilgiler şimdilik bu kadar ile sınırlıdır. Bu yazının devamında Bazı önemli Güreşçi Tekkeleri hakkında bulduklarımız paylaşılacaktır. 

Ahmet Acar


Yararlanılan Kaynaklar:
1. İslam Eserleri Ansiklopedisi (Güreş)
2. Cumhuriyete Kadar Türk Güreşi, Cilt 2, Atıf Kahraman
3. Türk Spor Tarihi, Doğan Yıldız
4. Spor Yönetimi, Kurthan Fişek
5. Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Zuhuri Danışman
6. Konya Tarihi, İbrahim Hakkı Konyalı
7. Bursa Tekkelerinin Alfabetik İsimleri ve Belli Başlı Kaynaklar, Mustafa Kara, Uludağ Üniv., İlahiyat Fakültesi

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Sosyal Medya Sayfalarımız

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Diğer Web Sitelerimiz