İHSAN YÜCE

İhsan Yüce kaderini çizer. 1952 senesinde İzmir Halk ve Çocuk Tiyatrosunda yuttuğu sahne tozu artık onun için vazgeçilmezdir her dem ciğerine ciğerine çeker o tozu. Farklı ekiplerle türlü oyunlarda yer alır onlarca karaktere bürünür. 1965-66 yılları arasında Lale Oraloğlu Tiyatrosu ile gezer Anadolu’yu. Birkaç serüvenci dostu ile Ankara Drama Tiyatrosunu kurar.

İhsan Yüce'nin yaşam öyküsü:

Doğum tarihi: 23 Ocak 1929, Elâzığ
Ölüm tarihi ve yeri: 15 Mayıs 1991, Salacak, İstanbul

Kibar Feyzo, Bedrana, Uyanık Gazeteci, Öğretmen, İnatçı, Fazilet gibi filmlere yazdığı 60’a yakın senaryoyla sinemanın gizli kahramanı diyebileceğimiz İhsan Yüce için bir belgesel hazırlandı. “Bir Yeşilçam Hikayesi: İhsan Yüce” adlı belgeselde Yüce’nin eşi Zerin Acuner ve kızları Aslı Yüce’nin yanısıra Menderes Samancılar, İlyas Salman, Mazlum Çimen ve Cahit Berkay gibi pek çok isim,  usta sanatçı İhsan Yüce’yi anlatıyor. 

Yönetmenliğini Özgür Güzelgül’ün yaptığı belgeselin görüntü yönetmeni Perihan Yücel, kurgusunu Özgün Özdemir, metinlerini ise Serdar Canik yaptı. Bu yazıda önce İhsan Yüce’yi anlatacak ardından da belgeselin yönetmeni Özgür Güzelgül ile hikayenin devamını konuşacağız. 

Kafa kağıdında 1929 Ocağının 23’ü yazar. Ama biz biliriz ki Anadolu’da doğmuş her çocuk gibi üç aşağı beş yukarı değişir hikayenin başlangıcı. Muhtemeldir ki babası Cebrail Bey’in vilayette işi olduğu bir vakitte adı Mehmet İhsan Yüce olarak düşmüştür devletin kayıtlarına. Büyük Çerkes Göçü ile başlayan yolculuğun ilk durağı Elazığ’dır. Diğerlerinin arasından fark edilebilecek hiçbir masalsı yanı yoktur ne çocukluğunun ne ailesinin. Samimidir, mütevazıdır, sıradandır Elazığ’da geçen günler.Cebrail Bey 9 çocuklu ailenin geçimini kuyumculuk yaparak sağlar. Elazığ’da geçen mutlu çocukluk, çiçek hastalığından kaybedilen 2 kardeş ile gölgelenmeye başlar, yavaş yavaş ailenin maddi durumu değişir ve göç İzmir’e doğru devam eder.

Daha sonra İzmirli yıllar başlar. Cebrail Bey kuyumculuk yapar İhsan Yüce ise önce İzmir Atatürk Lisesi daha sonra İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde devam eder eğitim hayatına. İyi kavrar ‘akçeli’ işleri, öğrenir düzeni, dümeni, sömüreni, ezileni… Mezun olduktan sonra kendisini bir masanın başında muhasebe tutarken bulur ama ruhu bir türlü sığmaz takım elbisenin içine. Gözü hep ışıktadır, perdededir, alkıştadır kulağı.

İhsan Yüce kaderini çizer. 1952 senesinde İzmir Halk ve Çocuk Tiyatrosunda yuttuğu sahne tozu artık onun için vazgeçilmezdir her dem ciğerine ciğerine çeker o tozu. Farklı ekiplerle türlü oyunlarda yer alır onlarca karaktere bürünür. 1965-66 yılları arasında Lale Oraloğlu Tiyatrosu ile gezer Anadolu’yu. Birkaç serüvenci dostu ile Ankara Drama Tiyatrosunu kurar. İlkin Suç Ve Ceza’nın Raskolnikov’u olarak çıkar seyircinin karşısına sonraki işi ise Şarlo’nun Sahne Işıkları’nı sahneye koymak olur.

İLK SENARYO:  HAYAT CEHENNEMİ/HİÇ
Sinemayla da bu yıllarda tanışır. Altın Yumru, Güzel Bir Gün İçin, Senede Bir Gün, Ah Güzel İstanbul, Bir Millet Uyanıyor gibi filmlerde rol alır. Haldun Dormen, Atıf Yılmaz, Süreyya Duru, Ertem Eğilmez, Tunç Başaran gibi Yeşilçam’ın yükünü sırtlanan büyük ustalarla çalışır. İlk göz ağrısı Tiyatro’dan kopamaz ama. İhsan Yüce’nin kariyerinde İstanbul Direklerarası Tiyatrosunun önemli bir yeri vardır. Ömrünü paylaşacağı eşi Zerrin Acuner ile burada tanışır. 1970 mayısında evlenirler. 1 Mayıs 1971’de ise kızları Aslı dünyaya gelir. Aynı yıl daha sonra “Mahallelinin İhsan Babası” olarak anılmasına vesile olan İstanbul’un Salacak semtine taşınır.

Onlarca filmde rol almış İhsan Yüce artık Yeşilçam’da tanınan bir aktördür ve senaryo çalışmalarıyla da bilinir. 1971 yılında Aslıer Film’i kurar ve hem senaryosunu yazdığı hem yönetmenliğini üstlendiği Hayat Cehennemi/Hiç filmini yapar. İlk film denemesidir bu ve proje başka ilkleri de barındırır. Örneğin Aytaç Arman’ın ilk rol aldığı filmdir. Proje yeterince ilgi görmez ama senaryo çalışmalarına devam eder. Ağrı Dağı’nın Gazabı filminden sonra Vedat Türkali ile birlikte kaleme aldığı Bedrana filmi ile yıldızı parlar. Film 11. Antalya Film Şenliğinde En İyi İkinci Film Ödülünü alır. İhsan Yüce için sinema “Rejisör ismi verilen bir maestronun yönettiği orkestradır...”

TÜRKİYE SİNEMASI MİZAHINDA İHSAN YÜCE EKOLÜ
Yeşilçam’da “İhsan Yüce Ekolü” böylece başlamış olur. Tüm bir sinema sektörünün “kentli insanın aşk serüvenlerini” beyaz perdeye taşıdığı bir dönemde İhsan Yüce Anadolu’nun ve insanlarının hikayelerini kaleme almıştır. Onun filmleri zengin kızla fakir oğlanı anlatmak yerine traktör ile kara sabanı, ağa ile köylüyü, hukuk ile töreyi anlatır. Senaryolarının bir başka özelliği de kuşkusuz içinde barındırdığı mizahdır. Türkiye sinemasında mizah denince akla gelen ilk isimlerden Kemal Sunal, İlyas Salman ve Şener Şen’in hafızalara yer eden bir çok filmi yine İhsan Yüce’nin kaleminden çıkmıştır. Bugün bile hâlâ keyifle izlenen Kibar Feyzo’nun da İbişo’nun da yaratıcısıdır ama bilinmez… 

Üst başlıklara sığmayacak kadar çok yönlüdür İhsan Yüce’nin sanat yaşamı. Resim çizer, heykel yapar, ağaç yontar… Anadolu’nun saklı kalmış tarihi bir başka uğraşıdır. Belgeselde Mazlum Çimen “İhsan Baba Türkiye’nin tamamını on bir kez dolaşmış tek sanatçıydı” diyor. Set için gittiği her şehirde ne kadar cami , kilise, havra, hamam, varsa gezer, arkeolojik kazılar yapar. Şairliğinin de senaristliğinden aşağı kalır yanı yoktur. Yazdığı onlarca şiirden sadece dillere pelesenk olmuş Ekmek, Şarap, Sen ve Ben’i yayımlamıştır.

1976 yılında İşte Hayat filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, senaryo ve yönetmenliğini yaptığı Bebek filmiyle 1979’da Karlovy Vary (Cekoslovakya) Jüri Özel Ödülü, 1981 yılındaki Derya Gülü filmindeki rolüyle de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü alır.

İhsan Yüce 1991 yılında çok sevdiği Salacak’taki evinde senaryo çalışmalarını sürdürürken geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşamını yitirdi. Yazlık sinemada film izleyen kuşağın yakından tanıdığı şimdiki kuşağın ise “Sarı bıyıklı, kız babası” olarak hatırladığı İhsan Yüce kariyeri boyunca 160 filmde oynamış, 59 filmin senaryosunu kaleme almış, 6 filminde yönetmenliğini üstlenmiş Yeşilçam’ın en üretken emekçilerindendir ve bu yüzden de Türkiye sinemasının kalbine gömülmüştür. 

Bir sevilen şiiri de vardır:

Ekmek Şarap Sen ve Ben

Bir de sabahın dördü
Dışarda kar
Odamız ılık
Gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
Anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir çocukla yattığını
Aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını
Kıskandım Gogeni Tahitilim
Terlemiş vücudunu silerken
Cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
Saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
Güneşi doğurmuştu ölü cisim
Martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
Nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
Sam yelim Sahra-i kebirim
Kahrettim her şeye o gün
Babanın çarap çanağına, Gogen'e, kadere, sana, bana birde gittiğin arabanın tekerine
Ne diyordum arkadaş...
Diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
Ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
Daha sonra yaparım hayatın felsefesini
Sırayla olurum Fatih, Selim, Kanuni
Bazen kadın hamamında tellak...
Bazen Cristof Kolomb
Napolyon'ken düşünürüm elbede geçen günleri
Timur'ken Beyazıt'ı yenişimi...
Bir kere Aristo'nun hocası olmuştum
Ona verdiğim dersle gurur duymuştum
Bazen Jan Dark'ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
Bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum
Eğer daha da içersem
Shaskespare halt etmiş derim karşımda
Salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
İşte Mozart'ın aradığı melodi bu diye gülerim
Enayiymiş be Platon...
Bir içsinde görsün... Ne felsefesi varmış bu hayatın
Anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu
Islak kaldırımlarda yürürken acırım
Önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
Ukalalık işte derim neme lazım senin
Kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş...
Ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
Şehrin izbe sokaklarında
Yavaş yavaş kaybolur benliğim.

Aldığı ödüller:

1976 Antalya Film Şenliği - En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, İşte Hayat
1981 Antalya Film Şenliği - En İyi Erkek Oyuncu, Derya Gülü

Görev Aldığı Yapımlar:
İnatçı, 1988, Senarist, Oyuncu
Öğretmen, 1988, Senarist, Oyuncu
Uyanık Gazeteci, 1988, Senarist, Oyuncu
Kanal, 1987, Senarist
Deli Deli Küpeli , 1986, Oyuncu
Sevda Ateşi, 1986, Oyuncu
Aşk Hikayemiz, 1986, Oyuncu
Yılanların Öcü, 1985, Oyuncu
Ölüm Yolu, 1985, Oyuncu
Keriz, 1985, Senarist, Oyuncu
Sosyete Şaban, 1985, Senarist, Oyuncu
Yabancı, 1984, Senarist
Bir Sevgi İstiyorum, 1984, Oyuncu
Postacı, 1984, Oyuncu
Fahriye Abla, 1984, Oyuncu
Çarıklı Milyoner , 1983, Oyuncu
Şalvar Davası, 1983, Oyuncu
Aşkların En Güzeli, 1982, Oyuncu
Çiçek Abbas, 1982, Oyuncu
Doktor Civanım, 1982, Oyuncu
Dolap Beygiri, 1982, Oyuncu
Davaro, 1981, Oyuncu
Herhangi Bir Kadın, 1981, Oyuncu
Deliler Koğuşu, 1981, Yönetmen, Oyuncu
İsyan, 1979, Oyuncu
Şark Bülbülü, 1979, Oyuncu
Erkek Güzeli Sefil Bilo , 1979, Oyuncu
Derya Gülü, 1979, Oyuncu
Azrailin Beş Atlısı , 1978, Senarist
Kibar Feyzo, 1978, Oyuncu, Senarist
Sultan , 1978, Oyuncu
Neşeli Günler , 1978, Oyuncu
Kan, 1977, Oyuncu
Çöpçüler Kralı , 1977, Oyuncu
Aslan Bacanak, 1977, Oyuncu
Sakar Şakir , 1977, Oyuncu
Baraj, 1977, Oyuncu
Deprem, 1976, Oyuncu
Meraklı Köfteci , 1976, Oyuncu
Hasip ile Nasip, 1976, Oyuncu
Gülşah Küçük Anne, 1976, Oyuncu
Mağlup Edilemeyenler, 1976, Oyuncu
Öyle Olsun, 1976, Oyuncu
Delisin, 1975, Oyuncu
İşte Hayat, 1975, Oyuncu
Ağrı Dağı Efsanesi, 1975, Oyuncu
Bir Yabancı, 1974, Oyuncu
Salako , 1974, Oyuncu
Kardeşim, 1974, Oyuncu
Kanlı Deniz , 1974, Oyuncu
Kambur, 1973, Oyuncu
Azap, 1973, Oyuncu
Ezo Gelin , 1973, Oyuncu
Canım Kardeşim, 1973, Oyuncu
Oh Olsun , 1973, Oyuncu
Güllü Geliyor Güllü, 1973, Oyuncu
Siyah Gelinlik , 1973, Oyuncu
Ağrı Dağı'nın Gazabı, 1973, Senarist
Utanç, 1972, Oyuncu
Rabia / İlk Kadın Evliya, 1972, Oyuncu
Güllü, 1971, Oyuncu
Tarkan Mars'ın Kılıcı , 1969, Oyuncu
Fırat’ın Cinleri, 1977, Senarist

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.
Bu güzel şiir de onundur ve Mazlum Çimen bağlamasıyla cok guzel seslendirmiştir. Bunu da anmak gerek...
15.05.2020 11:56 Yanıtla

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Sosyal Medya Sayfalarımız

Diğer Web Sitelerimiz