Kavşaktaki Çiçekçi

Kavşaktaki Çiçekçi / Adil Gürkan / Düşün-ü-yorum / Bilgi Peşinde / www.bilgipesinde.com / Antalya Havalimanının girişine gelmeden hemen önce bir kavşak vardır. Anadolu kasabalarının tabiri ile üç yol ağzı da denebilir. Havalimanına gidiş, geliş ve bir de Lara- Kundu tarafına gidiş geliş yolu. O kavşakta araçlar kırmızı ışıkta yaklaşık bir dakika kadar beklerler. Trafiği de yoğundur.

Kavşaktaki Çiçekçi ve Yaratıcı Pazarlama

Antalya Havalimanının girişine gelmeden hemen önce bir kavşak vardır. Anadolu kasabalarının tabiri ile üç yol ağzı da denebilir. Havalimanına gidiş, geliş ve bir de Lara- Kundu tarafına gidiş geliş yolu. O kavşakta araçlar kırmızı ışıkta yaklaşık bir dakika kadar beklerler. Trafiği de yoğundur. Gece hariç gün boyu yüksek bir araç hareketi vardır. Trafik ışıklarında bekleme süresi de bir hayli uzundur.

İşte bu kavşakta, birkaç haftadan bu yana gül satmaya çabalayan bir adam var. Kırmızı ışıklarda duran arabaların yanından biraz da hızlı adımlarla yürüyor. Bir yandan da arabalardaki insanların zor duyacakları bir ses tonu ile elindeki çiçeği satmaya çabalıyor. 
- Gül var… Gül verelim..

Pek başarılı olduğu da söylenemez. Saatlerce araç kuyrukları boyunca yürüdükten sonra, kaç tane gül demeti satıyor, merak ediyorum. Ama çok fazla olmadığını tahmin etmek zor değil.

Ben gül severim. Ama buna rağmen bende bile bir satın alma duygusu yaratamıyor ise, gerisini siz düşünün. Çiçek konusunda bonkör ve hassas olmayan çok sayıda insanın yaşadığı bir kentte bu işi yapanların işi biraz zor.

Bundan yıllarca önce, Antalya’da bu işin piri bir isim vardı. Geceleri dışarıda eğlenme alışkanlığı olanlar hemen hatırlayacaklardır. Sosyete çiçekçisi Meftun. Meftun gerçek bir pazarlama ve satış ustası idi. Elindeki gülleri satmazdı. Ya da onun yaptığına çiçek satmak demeyelim. O eşleri, sevgilileri, arkadaşları çiçek ile bir araya getirir, muhabbetlerini arttırır, ortama sempati ile soslanmış bir sevgi yumağı bırakırdı. Çok kısa zamanda da markalaştı. Meftun’dan bir mekanda çiçek almak ve hatta ondan ilgi görmek bir ayrıcalık göstergesine dönüştü.

Kavşaktaki adama dönelim. Dostumuzun bu işi sürdürmesi biraz zor gibi geliyor. Kış ayları başladığında bitirecektir zaten. Hem o kavşaktaki trafik azalacağı, hem de soğuk havalarda işi zorlaşacağı için. Kaldı ki, adamımızın bu işi kalıcı bir meslek olarak benimsemediği de ortada. Beden dili çok açık bir mesaj veriyor; “ Şu akşamın nafakası çıksın. Gül verelim “

Gül satmaya çabalayan adamınızın neden çok başarılı olmadığını çözmeye çalışalım. Benim gözlemlerim: 
Pazar analizi yapmamış. İşe başlarken farklı günlerde birkaç değişik çiçek demeti ile bir tercih eğilimi analizi yapabilirdi. Böylece en çok tercih edilen çiçekten devam ederdi.

Tüketici analizi yapmamış. Birkaç haftalık bir gözlem ile o ışıklarda duran insanların kültürel donanımı, hitabet dili, davranış, iletişim biçimi hakkında fikir sahibi olabilirdi. Böylece sıradan bir Gül Verelim kalıbı yerine daha etkili, yaratıcı bir seslenme cümlesi kurabilirdi. 

Daha da ötesi var. Araçlardaki insanların çift, arkadaş, aile olma gibi durumlara göre çok cazip ifadeler kullanabilirdi.

Kendisini doğru konumlandırmamış

Dostumuz kusura bakmasın ama uzun ve özensiz bırakılmış sakallar o birkaç saniyelik temas anında insanlarda olumlu bir etki bırakmaz. Ya traş olmalı, ya da düzgün bir sakal bırakmalı. Buradan puan kaybediyor. Kaldı ki, kırmızı ışıkta, insanların bir an önce yeşil ışığın yanmasına odaklandığı bir noktada, çok az bir süresi var.

Kıyafet etkileyici değil: Birbiri ile uyumsuz renklerden oluşan bir kıyafet seti var. Bu uyumsuz renkler de insanların dikkatini dağıtıyor. O karmaşada akla en son gelecek nesne elbette elindeki güller olacaktır. Ki benim artık hiç dikkatimi çekmemeye başladı. Sade, gözleri yormayan, insanlarda sempati uyandıracak renklerden oluşan bir kıyafet herkesin dikkatini çekecektir. Gül satın alma isteği de uyandırabilecektir.

Yaptığı işi oyunlaştırmalı. İşin içine eğlence katmalı. Heyecan olmalı. Onu gören insanlar gülümsemeye başlamalı. Her gün oradan geçenler, adamımızı görmek ve selam vermek için durmalı. Gördüklerinde ise, yakın bir dostlarını görmüş gibi hissetmeli. Bu yakınlığı sağlarsa, gerisi kolaylaşır.

Oyunlaştırmanın en öncelikli aracı sözdür. Söz işi bitirir. Adamımız basit bir ‘ Gül verelim’ repliği yerine, keyif veren muhabbet cümleleri kurmalı. Evlerine farklı yollardan giden araç sahipleri, bu muhabbeti duyduklarında, yollarını değiştirmeli. Adamımızın çiçek sattığı kavşağı tercih etmeli. Bu kavşak bir muhabbet ve keyif mola yerine dönüşmeli. İnsanlar o kırmızı ışıkta gülerek beklemeli.

Eğlence ve muhabbet her zaman kazanır ve kazandırır.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Sosyal Medya Sayfalarımız

Diğer Web Sitelerimiz