SÜLEYMAN TURAN
Süleyman Turan, 19 Kasım 1936 tarihinde İstanbul Kadıköy'de doğmuştur. Süleyman Turan, Kadıköylü olmakla övündüğünü söylüyor. “Bir ayrıcalık gibi geliyor bana Kadıköylü olmak. İstanbul’da böyle semtler vardır. Gariptir oraları hep sanatçı yetiştiren muhitler gibidir. Kadıköy kocaman bir dünyaydı, bu tarafı, İstanbul tarafını pek bilmezdik. Ben üniversiteye başlayana kadar gerçekten bilmiyordum."
Süleyman Turan'ın yaşam öyküsü:
Doğum tarihi: 19 Kasım 1936, İstanbul
Ölüm tarihi ve yeri: 10 Eylül 2019
Yeşilçam'ın usta oyuncusu Süleyman Turan Kadıköy'deki evinde kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti.
Süleyman Turan, 19 Kasım 1936 tarihinde İstanbul Kadıköy'de doğmuştur. Süleyman Turan, Kadıköylü olmakla övündüğünü söylüyor. “Bir ayrıcalık gibi geliyor bana Kadıköylü olmak. İstanbul’da böyle semtler vardır. Gariptir oraları hep sanatçı yetiştiren muhitler gibidir. Kadıköy kocaman bir dünyaydı, bu tarafı, İstanbul tarafını pek bilmezdik. Ben üniversiteye başlayana kadar gerçekten bilmiyordum."
Gerçek Adı Süleyman Başturan'dır. İlk, orta ve liseyi Kadıköy'de okudu. "Liseyi Haydarpaşa Lisesi'nde okudum. İzzet’le (Günay) aynı sınıftaydık. Göksel (Arsoy) vardı aynı okulda. Yine aynı okulda kader birliği yaptığım bir arkadaşım daha vardı, Tunç Oral. Biz ona ‘Çakır’ deriz. Üstelik o benim gençlik dönemimde birlikte çok hızlı, bir takım maceralara girdiğimiz bir arkadaşım. Sonra geldik sinemada buluştuk."
Daha sonra İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisine girer, ancak üçüncü sınıfa kadar okuyabildi. "Ondan sonra üniversite macerası başladı. İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi’nde okudum. Çizgiyle uğraşıyordum o sıralar, resim yapıyordum. Sonra yedek subaylık girdi araya.”
Yedek subay olarak askere gitti. O sırada Kore savaşı vardır. Gönüllü olarak Türk birliğine katılır ve Japonya'ya gider. Bir gün, Japonya'da askerler arasında bir yetenek yarışması düzenlenir. Bu yarışmaya Türk askerler ingilizce yazılan bir piyes ile katılır ve oyun birinci seçilir. Bu onun sahne sanatlarına başladığı ilk denemesi olmuştur. Yine bir gece Tokyo'da bir gece kulübüne gittiklerinde bir film çekimine şahit olurlar. Brezilya-Japonya co-prodüksiyonu olan bir filmdir bu. Bu filmde figüran olarak oynar.
Askerlik sonrası Türkiye’ye dönen grupla dönmez. Bir süre daha oralarda kalmak, dünyayı dolaşmak istiyordur. “Bizim grupla birlikte dönmedim. Bu da benim oralarda Japonya’da, Amerika’da, Almanya’da, Azor Adaları’nda çok uzun bir süre daha dolaşmamı sağladı. Sonra geldim, bir iki defa da ‘parasız nasıl gidilir’i denedim. Onu da yaptım sonra. İlkinde param vardı. İkincisinde bir gofret alınca bitecek kadar param vardı ama oldu, gittim, geldim. Asla dürüstlükten şaşmadım, ufacık ufacık esprilerle, şirinliklerle götürdüm, keyifliydi. Her şeyi parayla halletmekten daha keyifliydi. Bunların hepsi 1963’ten önceydi. Sonra döndüm. İnsanın içinde hep farklı şeyler yapmaya zorlayan bir potansiyeli var. Bu potansiyelin, ait olduğu yere kanalize edilmesi gerekiyor. Onun arayışı içinde oldum. Bu sanat olur diye düşünüyordum, creative bir şey yani. Bir şeyler üretmek gerekiyor. Sonra resim çalışmalarımı profesyonel hale getirdim.Ondan sonra 1962’de de tiyatro serüveni başladı.”
Süleyman Turan, bir dönem de dergi ressamı olarak çalıştı. Filmlerin dışında uzun zaman karikatür ve resim yaptı. Çizimleri uzun zaman "Akbaba" dergisinde yayımlandı. Önce Akşam gazetesinde başladı çizgi roman çizmeye. Senaryolarını da o yazıyordu. Bu arada afişlende 15 yıldan fazla çizgi roman çizdi. Hafta sonlarında ise Veli Efendi'de "At yarışları"nda bilet satar.
Tiyatro ve sinemaya karşı aşırı bir ilgisi vardır. İngiliz filolojisinde okurken her gece Gürdal Onur adlı arkadaşının oynadığı tiyatronun kulisine takılmaktadır. Sürekli gidip geldiği bu yer, ünlü tiyatro sanatçısı Saim Alpago'nun kurduğu özel tiyatrodur. O kadar sık gider ki oyunu adeta ezberlemiştir. Bir gün Selim Naşit tiyatroya gelmeyince onun oynadığı rolü alır. 1962'de Tiyatroya başlar.
Tiyatroya başlama serüveni de ilginçtir Süleyman Turan’ın. Ünlü tiyatro oyuncusu Saim Alpago özel bir tiyatro kurmuştur. Selim Naşit, Altan Karındaş, Erdoğan Sıcak, Gürdal Onur, Üner İlsever, Tülin Oral gibi oyuncular vardır ekipte. “Ben de Gürdal’ın iyi arkadaşıyım. Gidiyorum, geliyorum kulise, meraklıyım da. Bir oyun oynuyorlar, ben onu seyrederken ezberledim falan. Bir gün Selim Naşit gelmedi. Saim Bey beni yakaladı ve sahneye atıverdi. İnanılır gibi değildi, korkunç bir şey. Ondan sonra tiyatro başladı.”
Tiyatro bir taraftan devam ederken aklı sinemadadır Süleyman Turan’ın. Sinemaya merakı vardır, başlamak içinse yollar muhteliftir. “Şöyle olabilir; tanıdığınız biri sizin elinizden tutar, herhangi bir sete götürür, bir sayın bay yönetmenle tanıştırır. Ondan sonra... Bir başka yoldan girmek daha cazip diye düşündüm. Ses dergisi yarışmalar düzenliyordu. Tabii benim girmem, derginin düzenlediği yarışmanın amacına asla uygun değil. Çünkü onlar bir tane son derece yakışıklı bir beyefendi ile son derece güzel bir hanımefendi arıyorlar. Bende yanlış anlaşılma korkusu hep vardır. Onun için de not yazmıştım müracaat ederken, ‘bunun sinemaya girmek için nezih, doğru dürüst bir yol olduğunu düşünüyorum’ diye. Sonra birilerinin dikkatini çekmişim, daha çok da Osman Seden’in. İlk şansı Osman ağabey tanıdı bana, Sayın Bayan filminde.
Sayın Bayan filmindeki rolü çok küçüktür Süleyman Turan’ın. Kendi deyimiyle “rüzgâr gibi geçtiyi” oynamıştır, kameraya alışmak adına. Türkan Şoray, Tamer Yiğit, Ayten Çankaya gibi oyuncular vardır filmde. “Sonra Koçum Benim filminde Ayhan (Işık) ağabeyle oynadık. O dolu dolu, koskocaman bir roldü.”
Genellikle 'esas oğlan'ın sadık dostu rollerinde, sevecen tiplemesiyle başarılı olup beğeni kazanmıştır. "Harput'ta Bir Amerikalı" oyununda başrol oynamıştır.
Süleyman Turan’ın iki tane de ödülü vardır, Yarın Son Gündür filmiyle 3. Adana Film Festivali’nde (1971), Güllü filmiyle de 9. Antalya Film Şenliği’nde (1972), en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü alır. Yarın Son Gündür filminde Yılmaz Güney’le oynar. “Bir de o yıl benim çok başarılı olduğumun söylendiği bir film daha vardı, Dikkat Kan Aranıyor. Temel Gürsu’nun çektiği başarılı bir filmdi. Ertem Eğilmez koskoca bir projeyi Temel’e verdi, ona o kadar güvendi. Ekrem Bora’nın bence en güzel rollerinden biriydi. Münir Özkul öyle, herkes çok iyiydi filmde. O filmden benim ödül almam bekleniyordu fakat hangi nedenle bilmiyorum, o yarışmaya sokulmadı. Yarın Son Gündür filmiyle ödül verdiler.”
70'li yıllarda Türk sineması birkaç sene sinemadan uzaklaşarak çizgi-roman ve senaryo yazarlığı yaptı. Bu sırada TRT'den gelen bir teklifi değerlendirir ve sesli çekilen ilk dizi filmlerden biri olan "Sarıpınar 1914¨ de oynar.
Usta oyuncu son olarak Cemal Şan'ın Sonsuz (2009) filminde oynamıştı.
Oyunculuk dışında üç tane de film senaryosu yazmıştır. Bunlar; Dönme Dolap (Sinema Filmi)1983, Baş Belası (Sinema Filmi)1982, Sevgili Dayım (Sinema Filmi)1977 filmleridir.
Kaynak: Mesut Kara'nın Süleyman Turan Röportajı
Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com