Yaşam bana hiç iyi davranmadı.

Benim adım “hoşt pis Köpek“. Başmakçının Tavukhanelerinin birinin kenarında yıkık kerpiç duvarlarının dibinde doğdum. Tam yerini bir türlü öğrenemedim. Ev nedir, yuva nedir hiç bilmedim. Şehir köpekleri gibi süslü bir köpek sepeti de hiç tanımadım.

Yaşam bana hiç iyi davranmadı.
(Bir sokak köpeğinin anıları)

Merhaba sevgili dostlarım,
Benim adım “hoşt pis Köpek“.  Başmakçının Tavukhanelerinin birinin kenarında yıkık kerpiç duvarlarının dibinde doğdum. Tam yerini bir türlü öğrenemedim. Ev nedir, yuva nedir hiç bilmedim. Şehir köpekleri gibi süslü bir köpek sepeti de hiç tanımadım. Çünkü, anımsadığım kadarıyla hep kovalandım, hep insanlardan kaçtım. Yürüdüm, koştum, saklandım. Hep taşlandım. Hep dövüldüm, tekmelendim, sövüldüm. Hep kovuldum, hep takip edildim.
Ama şimdi her şey bitti, sonunda başardım.
...
Takip edilip kovalanmak çok erken başladı. Annem ”hoşt pis Köpek” ve üç kardeşimle beraber saklandığımız yerde dinlenmekte olsak bile rahatımız  hiç yoktu. Neden acaba insanlar bizi hor görüp, dövüp sövüp kovalıyorlardı ki...?
Biz hiç bir şey çalmadık. Hiç bir kimseye hiç bir kötülük yapmadık. Tek isteğimiz yaşamaktı. Soğuktan sıcaktan korunacak bir yer  arayıp bulduğumuzda bile her yerden kovulduk.
Ve sonunda olanlar oldu. Tavukhane işçileri annemi bir köşeye sıkıştırdılar.  Önce  taşladılar, sonra sırıklarla vurdular. Annemin yalvarışları, acı acı çığlıkları hala kulaklarımda. Hele ikisi vardı ki, ağızlarında sigara, ellerinde sopayla vurdukça, annem acı acı çığlıklarla yalvarıyordu. Onlar gözleri dönmüş vaziyette idiler. Annem çığırdıkca onlar daha sadistçe vuruyorlardı.
Bu kötü adamların gözlerindeki o korkunç  zalim bakışları geceleri hep kâbusum oldu. Annemin ölüm korkusu içinde çaresiz bakışlarını,  merhamet dileyişlerini hiç unutamıyorum. Bu yüzden çoğu zaman arka ayaklarım tutmuyor, tir tir titriyorum.
Biz eski bir su savağının içinde saklanmış, olanları korku ile izliyorduk. Ah o ölüm korkusu yok mu....
Yeri göğü inleten annemin acı dolu yalvarışları gittikçe azaldı, kesik kesik oldu. Ve bitti...
O korkunç adamların öfkesi hala bitmedi. Annemin cansız bedenini tekmeleyip durdular. Birer sigara yakıp derin derin çekip zafer edası içinde sağa sola dumanını savurdular. Bir iki seyirciye de zafer bakışları atıyorlardı. Her halde insanların can alan Azrail dedikleri yaratık bunlar olsa gerekti. Azrail canı böyle zalimce mi alıyordu. Bu nasıl bir din idi Allah aşkına...
Biz görünmemek için korkutan saklanıyorduk. Donup kalmıştık...
...
Bundan sonra yaşam bizim için çok daha zor oldu. Her gece Başmakçı Sokaklarında kedilerden önce  çöplüklerde bir şeyler kapmak için fırsat gözetleyip durduk. Her gün bir saat daha fazla yaşayabilmek, büyük bir yaşam savaşı oldu. Bizi sadece insanlar taşlamadı. Büyük köpeklere karşı da kendimizi koruyup savunmak zorundaydık. Büyük köpeklerde çok açtı. Onlar da bizim gibi doğru dürüst bir yiyecek bulamıyorlardı. Onlar da hep avlanıyor, hep taşlanıyorlardı. Bulursak bir elma eşiği, küflemiş bir emek parçası seviniyorduk. Hele hele pisliğe atılmış ölü bir tavuk için bayram yapıyorduk.
Başmakçı bizim için tehlikeliydi. Tehlikeden kaça kaça yeni tehlikelerle karşılaşıyorduk. Kaça kaça Yaka köyüne doğru ilerlerken olanlar oldu. Gece yarısı karşıdan gelen bir arabanın farında gözümüz kamaştı, ben yana kendimi zor attım. Kardeşim “hoşt pis köpeğe” araba çarptı. Onun acı acı bağırışları Motor sesi ve arabadan gelen  sesli bom bom öten müziğe karışıyordu. Araba az ileride durdu. Elleri bira kutulu dört genç indi. Önce, arabada  hasar olup olmadığına baktılar. Arabadan güm güm müzik sesleri daha da  güçlü gelmeye başladı. Sonra geri dönüp kardeşime baktılar. Kardeşimin arka tarafı tutmuyor, burnundan kanlar akıyordu. Gelip iki üç tekmeyle işi bitirdiler... Onu oracıkta yol üzerinde bırakıp, söve söve arabaya binip gittiler.
Biz de bir tarlanın arkasında korkudan donup kaldık.
...
Açlıktan bir deri bir kemik kaldık. Bahçelerdeki iri köpek sürülerinden saklandık. Zincire vurulmuş Mısır tarlası köpekleri çok kötüydü. İnsanları birer şeytan olarak görmeye başladık. Hep onlardan kaçtık. Onlara ancak uzaklardan havladık...
.....
Benim için bir bilmecedir o kış ölmeden hayatta kalışımız. Siz hiç Yakanın Bahçelerinde kışı hayal edebilir misiniz?. Gecesi de çok soğuktur. Isınamazsınız. Kıllarınızı kurutamazsınız. Güç toplayamazsınız. Bir yanınızda insanlardan gelecek ölüm korkusu, öteki yanınızda açlık ve sefalet... Buna karşı tek çareniz birbirinize sokulup ısınmaktır. Ama bu da çare olmadı. Açlık, soğuk ve hastalık ölüme götüren birer malzemeydi.  Ve öyle de oldu. Hem de iki defa. Poyrazlı ayazlı bir gecenin sabahında uyanınca iki “hoşt köpek eniği” hiç uyanmadı. Bunlardan biri de ne yazık ki kız kardeşimdi.  Yaşamak için çok zayıftı garibim.

İkinci  baharımda bende değişiklikler farkettim. Ve oldu da. Ben “hoşt köpek eniğinden” oldu bir  köpek kızı. Hamileydim. Annem gibi dört tane enik dünyaya getirdim. Tatlı mı  tatlılar. Ala beleler. Kıpır kıpırlar. Aman Allahım, ben  kendim daha bir eniğim, anne oldum. Süslü şehir kadınlarının köpeklerininki gibi bir bebek  sepetim de  yok. Evim yok. Yurdum yok. Benden başka hiç kimseleri yok. Şehir köpekleri gibi verecek mamam da yok.  Onları emzirmeliyim. Güç vermeliyim. Büyütmeliyim. Yiyecek bulmalıyım. Ama nasıl...
İnsanlar ne acımasız yaratıklar. Özellikle politikacılar, yerel yönetimler, bizim acılarımız üzerinden kazanç peşindeler. Zehir ilaçları, köpek başına ödül gibi...
Merhametsizlik ve zalimlik insanların bir icadı olsa gerek. Her şeyi bize çok gördüler. Kovalanarak, dövülerek, taşlanarak  geceleri Yaka sokaklarında yiyecekler buldum. Ve onları büyüttüm.
 ...
Hayat bana çok acımasızdı. Zalimdi. Korkunçtu. Hiylekardı. Ne beni yaşattı, ne de ölmeme izin verdi.
Her şeye rağmen bebeklerimi büyüttüm. Çalmadan, yalvarmadan, kimseye kötülük etmeden, kimseyi zora sokmadan büyüttüm.  Ben sadece yaşamak istedim, hepsi bu. Bu halde büyüttüm yavrularımı. Ben aslında  kendimle gurur duymalıyım.
...
Şimdi 5 yaşıma geldim. Bir sokak köpeğinin ulaşabileceği en iyi yaş. Şehir köpeği 13 , 15 yaşa ulaşırken ben en iyi yaşa , beşe ulaştım.  Çok sokak köpeği taşlanmaktan, zehirlenmekten, hastalıktan, açlıktan, soğuktan, sefaletten daha erken  ölüyorlar. Beşe ulaşmak benim gibi bir sokak köpeği için bir mucize. Ama yoruldum hayat. Gücüm kalmadı çekildi, zayıfladım her şey için.
Ama ben başardım. Yavrular büyüttüm, beş yaşıma ulaştım. Artık her şey benim için geride, geçmişte kaldı. Çektiğim acılar, ızdıraplar, açlık, sefalet geride kaldı. Dilerim yavrularım iyi olurlar. Ne yazık ki onlar da acılara, açlığa, hastalıklara, susuzluğa, ayazda donmalara dayanmak  zorundalar. Onlar da  kovulup takip edilmelere, taşlanmalara, sövülüp dövülmelere, hakaretlere katlanmak zorundalar....
...
Hep sormuştum kendi kendime, neden yaşam biz sokak köpeklerine hep haramdır, diye... Ama sadece bize yaşam haram değilmiş meğer:  İnsanlar zor hayatı, acıyı her hayvana çektirdiler. Tavuklar daracık kafeslerde, sığırlar ahırlarda bağlı, eşekler sopa ve yük altında.... Yaban hayatı yok. Canavar ruhlu katil avcılar tilki tavşan öldürme  yarışında... Zevkine kuş vurmak.... Yaban hayatı katletmek sözüm ona av sporu denmiş, kuş vurmak stres atmak denmiş, sığırı ömrünce bağlamaya geçim denmiş, tavukları dar kafeste hapis etmeye gelir denmiş...Koyun keçiye antibiyotik ve hormon vermeye besicilik denmiş...
Bilgisiz ilgisiz Politikacılara seçim yemi olduk. Biz hayvanların acıları onlara geçim yolu oldu..
....
Ama ben zoru başardım. Nihayet başardım. Her acı, sefalet, hakaret geride kaldı.
Nasıl mı?
Gücüm kalmamıştı kaçmaya, kaçamadım. Zehir yutmuşum. Sonra bir zalim beni tüfekle vurdu. Ben şanslıyım ötekilere  göre. Onlar taşlarla, sopalarla dövülerek öldürüldü. Katillerimiz çoçuklarına kahramanlıklarını gururla anlattılar. Kendileri gibi olsunlar diye öğütler verdiler.
Artık zoru başardım. Acılar, açlık, susuzluk, soğuk, kar boran ayaz bitti. Taşlanmak, hakaretler , dövülüp sövülmeler bitti. Beni artık gerisi hiç ilgilendirmiyor. Ben zoru başardım. Ölüm bana izin verdi, kurtuldum. Huzurluyum insanların bize yaşattığı cehennemden nihayet  ayrıldığım için, huzurluyum. Mutluyum benim için yaşamın bittiğinden. Ben artık huzura erdim. Ben kurtuldum. Ne kadar üzücü değil mi, yaşam içinde ölüme sevinmek...
Benim için her şey bitti. Yaşamımda en çok sevindiğim şey ölmekti.  Hayat bana hiç iyi davranmadı. Ama ben zoru başardım....
.......
Benim için değil, kalanlar için sizden bir şey istiyorum. Yavrularıma köpekçe, sığırlara sığırca, tavuklara tavukça, yabana yabanca yaşam hakkı vermek için uğraş. Onurlu bir dünya için yapmaya çalış, en azından düşün bir kerecik osun ne olur...
...
Değerli Arkadaşlarım;
Bu hikayemi doğup büyüdüğüm Köyüm Yaka' da yaz tatilimde, sokak köpeklerinin halini  görünce yazdım.
Saygı ve Sevgilerimle
Hasan H. Üstünel
Berlin, 25.12.2017

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

E-Ticaret Sitemiz

Hakkımızda

Sosyal Medya Sayfalarımız

Diğer Web Sitelerimiz