Zehirsiz yarınlar
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği “Zehirsiz Sofralar” adıyla yeni bir projeye başladı. Proje insan, doğa ve çevreye zarar veren pestisitlerle mücadeleyi amaçlıyor. Proje kapsamında Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı kuruldu. Ağda bulunan 90 kurum, Dünya Sağlık Örgütü tarafından en tehlikeli ve muhtemel kanserojen olarak sınıflandırılan 14 etken maddenin Türkiye’de yasaklanması için önümüzdeki ay bir kampanya başlatacak.
Zehirsiz yarınlar istiyoruz
Türkiye’de doğaya ve insana zarar veren pestisit kullanımı artıyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 1945’te kurulduğu tarih olan 16 Ekim’i her yıl Dünya Gıda Günü olarak kutluyor. Gıda günü öncesi Türkiye’de doğaya ve insana zarar veren pestisit kullanımına dikkat çekildi. Türkiye’de pestisit kullanımı her geçen gün artıyor. 1979 yılında 5 bin olan pestisit kullanımı 2018 yılı itibarıyla 65 bine yükseldi.
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği “Zehirsiz Sofralar” adıyla yeni bir projeye başladı. Proje insan, doğa ve çevreye zarar veren pestisitlerle mücadeleyi amaçlıyor.
Proje kapsamında Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı kuruldu. Ağda bulunan 90 kurum, Dünya Sağlık Örgütü tarafından en tehlikeli ve muhtemel kanserojen olarak sınıflandırılan 14 etken maddenin Türkiye’de yasaklanması için önümüzdeki ay bir kampanya başlatacak.
Ağ kuruldu
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında finanse edilen ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı (PAN Europe) ortaklığında yürüttüğü “Zehirsiz Sofralar” projesi geçen nisan ayında başladı ve hızla sürüyor. Projeyi anlatan dosyada çarpıcı bilgiler de paylaşıldı. Uludağ Üniversitesi’nden iki bilim insanının yapmış olduğu araştırmanın sonucuna göre ise Türkiye’de endüstriyel tarımda 1 armuda 18.3 kez, 1 elmaya 11.3 kez, 1 şeftaliye ise 10 kez pestisit uygulanıyor. Proje, pestisitlerin olumsuz etkileri ve pestisitlere alternatif yöntemler hakkında üretici ve tüketicilerde farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Bu amaçlara ulaşmak için de Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı kuruldu.
‘Adım atılmalı’
Ağ hakkında da bilgi veren Zehirsiz Sofralar Kampanya ve İletişim Koordinatörü Turgay Özçelik, “Türkiye’de pestisit kullanımını azaltmak ve pestisitlerin zararlarına dikkat çekmek için kurulan Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, pestisit kullanımını bir halk sağlığı problemi olarak görüyor ve bir an evvel adım atılması gerektiğini savunuyor. Çünkü zehirsiz gıda en temel insan haklarından biri. Herkesin zehirsiz sofralarda yemek yiyebilmesi için bu zehirlerin yasaklanması ve alternatif, doğa dostu yöntemlerin desteklenmesi gerekiyor. Türkiye sivil toplum tarihinde ilk kez farklı alanlarda çalışma yürüten sivil toplum örgütleri güçlerini birleştiriyor. Tüketici örgütleri, barolar, sağlık alanında çalışan kurumlar, çevreciler Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı çatısı altında birleşerek çocuklarımıza sağlıklı bir gelecek sunabilmek için harekete geçti. Bu güç birliğinin çok olumlu sonuçlar getireceğine inanıyorum” diye konuştu.
İlaç değil, kimyasal
Dosyada “Pestisit nedir” sorusu ise şöyle cevaplanıyor:
“Böcek, mantar, yabani ot gibi canlılara karşı tarımda kullanılan kimyasalların genel adıdır. Tarım ilacı olarak da bilinmektedir, ancak bu ifade doğru değildir. İnsan ve doğaya zararlı olan pestisitler, karaciğer, böbrek rahatsızlıkları ve kansere yol açıyor. Arıların ve birçok canlının ölmesine neden olarak biyoçeşitliliği ve yaşamı tehdit ediyor.”
GÖRÜNMEYEN TEHLİKE: PESTİSİTLER
Yakın Geçmişte Hormonlu Sebze ve Meyve korkulu rüya olmuştu. Bilinenin aksine tarımsal ilaç kalıntıları (pestisit) hormonlardan daha tehlikeli. Özellikle hamileler, bebekler ve çocuklar zirai ilaçlardan daha fazla etkileniyorlar. Annenin tarımsal ilaç kalıntıları olan gıdaları tüketmesiyle karnındaki bebeğin bedensel ya da zihinsel engelli olabileceği uzmanlar tarafından ileri sürülüyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün bildirdiğine göre tarım ilacı içeren gıdaların tüketilmesiyle her yıl yaklaşık beş yüz bin kişi zehirleniyor. Bunlardan beş bini beyin hasarı, lenf kanseri ve lösemiye yakalanarak yaşamını yitiriyor. Anne sütünde bile tarım ilacı kalıntıları olduğu yapılan bilimsel çalışmalarda ortaya konuyor. Zirai ilaç kalıntıları vücudun yağlı kısımlarında birikiyor. Annelerin bebeklerine bunu sütteki yağla geçirdikleri için özellikle hamilelik ve emzirme dönemlerinde beslenmelerine dikkat etmeleri gerekiyor.
Bu açıdan bebekler, inek, koyun ve keçi yavrularından daha fazla risk altındalar. Kadın ömrü boyunca birkaç kez doğurduğu halde, bu hayvanlar her yıl yavru veriyorlar ve vücutlarında daha az pestisit biriktiriyorlar. Doğurmadıkları için erkeklerin durumları ise vahim. Tarım ilacı kullanımı toplum sağlığı için yaşamsal önem taşıdığı halde ülkemizdeki bilinçsiz üreticiler, zirai ilaçların etiketlerinde ne kadar atılacağı bilgisi yazmasına karşın, etkisi daha fazla olsun diye tarlalara gereğinden fazla ilaç atıyorlar.Halbuki etikette yazılanlara uyma son derece önemli. Bir de ilaçlama yapılırken elbise giyme, eldiven, maske takma gibi koruyucu önlemler mutlaka alınmalı.
Tüketiciler ise, meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketmeliler.
Yağlı ve şekerli yiyeceklerin yanı sıra tam olarak temizlenmediği sürece meyve ve sebzeler de sağlığınız için zararlı olabiliyor. Özellikle iyice yıkansa da üzerinde bol miktarda tarım ilacı kalıntısı olan taze sebze ve meyveler hormon sisteminize zarar verebilir, hatta kansere bile yol açabilir. Amerikan Gıda ve İlaç Enstitüsü ile Tarım Bakanlığı’nın verilerine göre, meyve ve sebzeler yıkandıktan sonra bile bu gıdaların yüzde 67′sinde tarım ilacı kalıntılarının kaldığı tespit edildi. Tarım ilaçlarının kanserojen olabileceğini ve hormon sistemini bozduğunu söyleyen uzmanlar, buna rağmen meyve ve sebzelerden tümüyle uzak durmamanız gerektiğini açıklıyor.
Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com