Biri Kabaca, Biri Ufarak

Enstitüde son sınıfa geçmiştim. Ders yılı bitmişti ama tarım ve sanat kollarında çalışıyor, üretimi sürdürüyorduk. Evimizde de, köyümüzde de olsak öyle yapmayacak mıydık? Hazır yiyici değildik. Bir yandan çalışıyor, üretiyor. Diğer yandan da birer aylık yıllık izin sıramızın gelmesini bekliyorduk.

Biri Kabaca, Biri Ufarak

Enstitüde son sınıfa geçmiştim. Ders yılı bitmişti ama tarım ve sanat kollarında çalışıyor, üretimi sürdürüyorduk. Evimizde de, köyümüzde de olsak öyle yapmayacak mıydık? Hazır yiyici değildik. Bir yandan çalışıyor, üretiyor. Diğer yandan da birer aylık yıllık izin sıramızın gelmesini bekliyorduk.

Hava çok sıcaktı. Güneş bizi yakıp çotul etmiş, hepimizi kuzguni renkli Afrika zencilerine benzetmişti. Ellerimiz nasırlı, değerli ellerdi.

Günlerden pazardı.( L ) binasının önündeki çam ağacının gölgesinde bir bankta oturuyordum. Oturduğum yerden toplantı alanı ve futbol sahası görünüyordu. Futbol sahasının güneydoğusunda, kornere yakın, kum havuzunun yanında iki öğrenci dövüşüyordu. Biri kabaca diğeri biraz daha ufaraktı. Kabaca olan ufarak olanı fena, çok fena hırpalıyordu. Hemen yerimden fırlayıp gittim. Ufarak olanı kurtardım. “ Ne kavga ediyorsunuz? Neyi paylaşamıyorsunuz? “ dedim. Kabaca olanı hiç yanıt vermedi. Ufarak “ Ben hiçbir şey yapmadım abi. Ama o beni zevk aldığı, canı istediği için dövüyor” dedi. Kabaca olan bana öfkeli öfkeli bakıyor, kavgayı ayırdığımdan hiç memnun görünmüyordu. Kum havuzunun yanından hiç ayrılmıyor, öfkeli bakışlarla sanki beni gözleriyle yiyiyordu.

İkisi de birinci sınıflardandı. Ne isimlerini sordum ne memleketlerini ne de sınıflarını. “Çocuklar, birbirinizi sebepsiz yere üzmeyin. Sebepli de olsa birbirinizi ezmeyin. Eğer bir sorununuz varsa o sorunu konuşarak, söyleşerek, danışarak çözün.” Dedim. Kabaca olan öğrenci bu söylediklerimden hiç hoşlanmadı. Ve yine öfkeli bakışla bana :  “ Sana ne bizim dövüştüğümüzden. Sana ne? Biz ister dövüşür, ister sevişiriz. Bu seni ne ilgilendiriyor “ deyince  “ Bak kardeşim sen onu dövüyordun, ben gelip ayırdım. Eğer o seni dövüyor olsaydı yine aynı şeyi yapardım. Gücü yeten gücünün yettiğini öldüresiye dövsün mü yani “ deyince, kabaca hemen yanıtladı “ Dövsün tabi “ dedi. İşte o zaman benimde tepemin tası attı. Kendime hakim olamayarak bende ona bir tokat attım. Ama öyle bir tokat attım ki, tokat, altı otuz beşlik bir tabanca patlamış gibi ses çıkardı. Kum havuzunun yanında duran o hırçın kabadayı bir direk gibi kum havuzuna yıkıldı. Tabii çıt yok… Sonra kum havuzundan kalktı, üstünü başını silkeledi ve çekti gitti.

Tam bir yıl o iki öğrenciyle karşılaşıp konuşmadım. Yılsonunda da okulu bitirerek Güneydoğu Anadolu’da atandığım bir köye gittim. Üç yıl orada, üç yılda sonra bir köyde, bir yıl da üçüncü köyde görev yaptıktan sonra 1959 yılında Balıkesir İli Manyas ilçesi Cumhuriyet köyüne atadım. Cumhuriyet’te çok sevdiğim, çok saygı duyduğum biri vardı. Yüreği sıcacıktı. Beni evladı gibi korur, severdi.

Bir gün bana: “ Benim de oğlum öğretmen. Marmara Adasında. Yaz tatilinde gelirse sizi tanıştırırım. Beni sevdiğin kadar eminim onu da seveceksin.” Dedi.

Tatil geldi çattı. Adil Coşkun’un oğlu da geldi. Daha ilk görüşmemizde ellerime sarılıp öpmek istedi. Öptürmedim. “ Bana : “ Ama ben sizi tanıdım. Siz Şefik Koman’sınız. Sizin ellerinizi öpmeliyim. Siz beni Bigadiçli bir öğrencinin elinden kurtardınız. Eğer beni o arkadaşın elinden kurtarmasaydınız belki de ben okuldan kaçacaktım.  Şefik Ağabey sen o arkadaşa kuvvetli bir tokat attın ama, ben de tam beş yıl çok rahat bir öğrencilik hayatı yaşadım. O tokattan sonra o arkadaş bana değil bir fiske vurmak, kırıcı bir tek laf bile söylemedi “dedi.

“Ben Adil Coşkun’un çocuğuyum ve de seni çok seviyorum “ diye de ekledi.

Dövülmenin ne olduğunu dövülen, sövülmenin ne olduğunu sövülen, ezilmenin ne olduğunu da ezilen bilir. Ben çok dövüldüğüm, çok sövüldüğüm ve çok ezildiğim için de çok iyi bilirim o tavırların ne acı olduğunu.
Sevgili meslektaşım, emekli öğretmen Yusuf Coşkun’a yüreğimi taaa… köşesinde sakladığım sıcak sevgilerimle  merhaba demek istiyorum.

Sevgili Yusuf MERHABA.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Sosyal Temalı Web Sitelerimiz

Güzellik Temalı Web Sitelerimiz

Kısa Yollar

Yöresel Temalı Web Sitelerimiz

Bilgi Temalı Web Sitelerimiz

Eğlence Temalı Web Sitelerimiz