Pehlivan Tekkeleri 2

Bundan önceki yazımızda Güreşçi/Pehlivan tekkeleri hakkında bir genel bilgi vermiştik. Bu yazımız ile kaynak bulabildiğimiz Pehlivan tekkelerini anlatacağız. Bu konuda elimizdeki en önemli kaynaklardan biri Evliya Çelebi Seyahatnamesidir. Evliya Çelebi Güreş tekkelerinden “"Tekke-i Kiştigran" dediği gibi, bazı yerlerde de güreş sözcüğü yerine "Güleş" sözcüğünü kullanmıştır.

TÜRK GÜREŞ TARİHİNDE PEHLİVAN TEKKELERİ (2. Bölüm)

Bundan önceki yazımızda Güreşçi/Pehlivan tekkeleri hakkında bir genel bilgi vermiştik. Bu yazımız ile kaynak bulabildiğimiz Pehlivan tekkelerini anlatacağız. Bu konuda elimizdeki en önemli kaynaklardan biri Evliya Çelebi Seyahatnamesidir. Evliya Çelebi Güreş tekkelerinden “"Tekke-i Kiştigran" dediği gibi, bazı yerlerde de güreş sözcüğü yerine "Güleş" sözcüğünü kullanmıştır. Ayrıca Güreş tekkeleri hakkında bazı bilgiler Topkapı Sarayı Kütüphanesinde bulunmaktadır. "Cebi Humayün" ve "İhsanı Sahâne" gibi defterlerde çeşitli güreş turnuvaları, tekkelerin yönetimi ünlü pehlivanların adları ve kimlere kaçar kuruş aylık ödendiği yazılıdır. Başbakanlık arşivi, Mühimme Defterleri de Güreşçi Tekkeleri hakkında bize kaynak teşkil edebilir. 

Ayrıca, Münih Üniversitesinden Hans Peter Laqueur “Zur Kulturgeschichtlichen Stellung Des Türkischen Ringkampfs Einst End Jetzt : Türk Güreşinin Kültür Tarihinin Yerinin Dünü ve Bugünü” , adlı Doktora çalışmasında bize Güreşçi Tekkeleri hakkında geniş bilgiler sunmaktadır. Hans Peter Laquer’e göre güreş bir halk sporu, buna karşın Okçuluk ise daha ziyade bir yüksek tabaka sporu olarak sunulmaktadır. Güreşçilerin menşei hakkında Diğer bir tespiti ise Rumeli pehlivanları 19. YY. ortalarından sonra İstanbul ve sarayda görülmeye başlanmış. Kanuni Sultan Süleyman’dan başlamak üzere, 18. YY ve öncesinde Güreşçilerin çoğu Anadolu kökenli olup genellikle Amasya, Sivas, Kastamonu, Samsun gibi yörelerdendir. 18.YY da saray güreşlerinde boy göteren 1000 pehlivanın içinde Rumeli pehlivanları sadece %10 luk bir bölüm ve bunların içinde de Deliormanlı yalnızca bir pehlivanın adının geçtiği belirtilmektedir. (Bedriye Atsız, İstanbul Univ., Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi). Bu kitabın Almanca bir kopyasını edindim ve tercüme sonrası sizlerle de paylaşacağım.

Fransa’da Kralın Seyyahı adıyla anılan Nicolas De Nikolay Muhteşem Süleyman’ın İmparatorluğunda  adlı seyahatnamesinde Muhteşem Süleyman devrinde Pehlivanları şöyle tanımlıyor:

“Türkler onlara pehlivan adını verirler. Üstleri çıplak olur. Eski Romalılar gibi dizlerinin altına kadar uzanan manda derisinden poturlar giyerlerdi. Vücutlarının diğer kısımlarına da yağ sürmeyi ihmal etmezlerdi. Bu adamlar farklı milletlerden olurdu Büyük çoğunluğu Mağriplilerin, Hintlilerin ve tatarların arasından seçilirdi.” (AGK. Sf.212-215,Stefenos Yerasimos, Kitap yayınevi,2014)

Kanuni zamanında Pehlivanların tasviri çizimleri (Nicolas de Nikolay)

Osmanlı döneminde Orhan Bey ile başlayarak Güreşçi tekkelerine önem verilmiş ve birçok bölgede Güreşçi Tekkeleri açılmıştır. Bunlardan başlıcaları  ve döneminde  vakıf biçimine getirilen güreş tekkeleri  Mekke, Cidde, İskenderiye, Lazkiye, Şam, Maraş, Amasya, Tokat, Edirne, Ankara, Kütahya, Tire, Bergama, Manisa, Akhisar, Yenice, Üsküp, Gelibolu, İpsala, Ustrumca, Abionya, Diyarbakır, Konya, Bursa, Balıkesir, Urfa, Halep, Belgrat, Bağdat’da bulunduğunu ve başka birçok yörelerde de açıldığı hakkında bir çok kaynakta bilgiler vardır. Şimdi önemli Pehlivan Tekkeleri hakkındaki elimize ulaşan bilgileri kısaca sıralayalım.

BURSA GÜREŞÇİLER TEKKESİ :

Bu konuda ilk bilgiler Evliya Çelebi Seyehatnamesinden tarafımıza ulaşmaktadır. İlk güreşçi tekkesinin Orhan Gazi tarafından Bursa’da Kaleiçi’nde Bey Sarayının yanında kurulduğu bilinmektedir. Evliya Çelebi’de 1640 lı yıllarda Bursa ziyaret esnasında bu tekkeyi görmüş ve seyahatnamesinde Bursa’nın Tekkeleri bölümünde Güleşçiler Tekkesi olarak 1 satır da sadece “Birdir” kelimesi ile bahis etmiştir.(3.cilt, sf.21 Zuhuri Danışman). Anlıyoruz ki tekke 1600 lü yıllarda faal vaziyetteydi. Ayrıca Bursa güreşçiler tekkesinin varlığı Bursa Şeriye Sicilleri ve Bursa Kütüğü tarafından da teyit edilmiştir. (Bursa Tekkelerinin Alfebetik İsimleri ve Belli Başlı Kaynaklar, Mustafa Kara, Uludağ Üniv. İlahiyat Fak., sayı2, cilt,2, 1987) 

Ayrıca Başbakanlık arşivinde de Sultan Yıldırım Beyazıt Han Vakfından, Bursa’da Ahmet Dayı mahallesinde bulunan ve gelip geçen pehlivanların ikameti için bina olunan Pehlivanlar Tekkesinin bakımsızlık yüzünden harap hale geldiği, bu durumdan istifade eden Kalaylıoğlu Emin ve Abdullah adlı şahısların tekkenin duvarını yıkıp kendi bahçelerine katmak suretiyle zapt ettikleri, Sultan Mahmut Han’ın pehlivanı Hamza Pehlivan’ın şikayeti, ve Bursa Harameyn Müfettişi Süleyman’ın arzıyla ve ahaliden bazı şahısların şehadeti ile durumun tespit edildiğinden, Tekkenin eskiden olduğu gibi yine Yıldırım Beyazıt Vakfı tarafından zapt edilmesi hakkında bir buyruk da Er Meydanı ( sf.342 THY yayını) adlı kaynak kitabımızda yayınlanmıştır. Bursa Pehlivanlar Tekkesi ile bu tekke aynı mıdır ? Bilemiyorum. Şayet aynı değilse o zaman Bursa’da 2. Bir Pehlivan Tekkesinin de varlığını öğrenmiş oluyoruz. 

AMASYA GÜREŞÇİLER TEKKESİ

Sultan II. Beyazıt 25 yıla yakın bir zaman Amasya’da valilik yapmış ve burada bir güreşçiler tekkesi kurmuştur. Hatta zaman zaman yurdun çeşitli bölgelerinden de yabancı pehlivanlar getirerek Tekke pehlivanları ile onları güreştirmiştir. Padişah olduğunda da oradaki bazı önemli pehlivanları İstanbul’a getirmiştir. (İslam Ansik., Güreş). 

Ayrıca 1573 Eylül tarihli bir belgede Manisa, Tokat, Amasya yörelerinden Güreşçiler tekkelerine pehlivan isteminde bulunulmuştur. Bu çağrı ile gelen pehlivanlar önce elemeye tutulmuş ve uygun görülenlerin tekkelere kayıtları yapılmıştır. (Türk Spor Tarihi, Doğan Yıldız)

MANİSA GÜREŞÇİLER TEKKESİ

Kendisi de kuvvetli, bahadır, kemankeş ve sporu çok seven bir padişah olan Sultan II. Murad Manisa’da bulunduğu dönemde Güreşçiler ve Okçular için birer tekke yaptırmıştır. Bu tekkenin yeri “Yirmi iki Sultanlar Türbesi’nin güneyindeki Kurşunlu Türbe yakınında idi. Her ne kadar Evliya Çelebi bu tekke hakkında bir şey yazmasa da  bu tekkenin 1551 yılında da faal olduğunu bir mahkeme sicil belgesinden anlıyoruz. 

“ Bu kararın yazılış nedeni şudur: Kurşunlu Türbe yakınındaki güreşçiler tekkesine ve efkafına bakmaya yetkili ve görevli olduğu taşıdığı sicil ile belli olan Pehlivan Taslık, mahkemeye Abdullah oğlu İskender’i getirip ………. Bilehare, başka tanıkların tespiti ile Pehlivan Tekkesinin Vakfına ait olan bahçenin içindeki evin yerinin de vakıf arazisine dahil olduğunun tesciline ait mahkeme kararı ile anlıyoruz. (9 Mart 1551) (Cumhuriyete kadar Türk Güreşi,cilt2,Atıf Kahraman).

XVI. YY. Manisa Vakıf Defterlerinde ismine rastlanmayan birtakım zaviye ve tekkelerin şehirde bulunduğuna dair bazı kayıtlara rastlandığı, bunlardan birinin de Yirmiiki Sultanlar Türbesi güneyinde bulunan Güreşçiler Tekkesi olduğu hakkında bir bilgi de “XVI. Asırda Manisa Kazası” adlı Feridun Emecen incelemesinde bulunmaktadır. Bu incelemede atıfta bulunulan Sicillere göre XVI ve XVII. Asırlarda Saruhan Zaviye ve Yatırları, İbrahim Gökçen,1946 adlı kitap tarafımızca incelenmiş ve gerekli kayıtlar alınmıştır. Bu kayıt aşağıdaki gibidir:

Evliya Çelebi Manisa hakkında yazarken, Pehlivan tekkeleri hakkında bir şey yazmamasına rağmen, Kaleyi anlatırken “Şehre açılan iç yüzündeki kemere Pehlivan Suca’nı yayı asılıdır” demektedir.

KONYA GÜREŞÇİLER TEKKESİ

Konya Etnografya Müzesinde bulunan ve Hicri 970-971 (1562-1563) yıllarındaki olayları saptayan bir şer'i sicil defterinde, Ankara Kuyûd-i Hakkaniyye ve İstanbul başvekâlet arşivlerindeki belgelerde; Konya'da bir "Güreşçiler Mahallesi" ile "Güreşçiler Tekkesi" olduğu belirtilmektedir. Güreşçiler Mahallesinin yeri bulunamamıştır. Güreşçiler Tekkesi ise aşağıdaki gibi anlatılmaktadır.

Gildani Baba Türbesi olarak da anılır. Aksine Mahallesinde, Aksine Mescidinin batısındaki mezarlığın içindedir. Ağaç örtülü, kerpiç bir yapıdır. Duvarları ve damı bakımsızlıktan çökmüştür. İçinde tuğladan yapılmış, üzerleri sıvanmış iki sanduka vardır. Bunların baş tarafına taştan küçük sarıklı birer serpuş konmuştur. Mezarlarda yatanların ismine ait hiçbir kitabe yoktur.

Konya Kütüphane Müdürü sayın Mesut Koman 1939 yılında Türk spor tarihini çok ilgilendiren önemli bir spor taşı bulmuş ve kütüphaneye nakletmiş. Bu taşın pehlivanlar tarafından idman aleti olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Taşın bir tarafı yarım daireye yakın bir şekilde yontulmuş, göbeğinden bir yırtmaç açılmış ve yırtmacın altına el ile tutmak için bir yer yapılmıştır. Her iki yüzünde de Selçuk sülüsüyle yazılmış yazılar var ve bunlardan Pehlivan kelimesi okunmuştur. Bu taş halen Ankara Etnografya Müzesindedir. (Konya Tarihi, Prof. Dr. İ. Hakkı Konyalı). 

Bu taşın pehlivanlar tarafından dımbıl aleti gibi kullanıldığı düşünülmektedir. 

Bu bölgedeki Pehlivan Tekkeleri hakkında diğer bir belgede : 1585 Ekim ayında Anadolu, Karaman ve Sivas Beylerbeyi ile Kadılara gönderilen yazıda güreşçi tekkelerinde güreşçi kalmadığı, bu yörelerde güreşe elverişli kişilerin kendi istekleri ile İstanbul’a gönderilmeleri istenmektedir. ( Türk Spor Tarihi, Doğan Yıldız.)

Bu anlattığımız tekkelerin haricinde, Hans Peter Laquer dayandığı kaynaklara göre, 1608 yıllarında Üsküp/Skopje’de bir tekke olduğunu, Konya ve Karaman’da ve Diyarbakır, Sivas, Cezayir’de tekkelerden bahsetmektedir.(AGE,sf 65,66)

THY tarafından hazırlanan Ermeydanı adlı kitapta da Mısır Kahire’de 1705 yılında bir pehlivan tekkesinin varlığını “ Mısır Kahire’de Mehmet Pehlivan Vakfı nezaret cihetinin tevcihi” adlı belge ile öğreniyoruz. (Cevdet Evkaf, Dosya 23276,tarih 1705)

Yazımızın devamında  Edirne ve İstanbul’da bulunan Pehlivan tekkeleri hakkında elimizde bulunan bilgileri aktarmaya başlayacağız.

Ahmet Acar

 

Yararlanılan Kaynaklar:

1. Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Zuhuri Danışman

2. İslam Eserleri Ansiklopedisi,

3. Türk Spor Tarihi, Doğan Yıldız

4. Konya Tarihi, İbrahim Hakkı Konyalı

5. Er meydanı, THY Yayını

6. Cumhuriyete Kadar Türk Güreşi, 2. Cilt, Atıf Kahraman

7. Bursa Tekkelerinin Alfabetik İsimleri, Mustafa Kara 

8. Muhteşem Süleyman’ın İmparatorluğunda, Nicolas de Nicolay

9. Zur Kulturgeschichtlichen Stellung Des Türkischen Ringkampfs Einst End Jetz, Hans Peter Laquer, Münih Üniversitesi

10. Sicillere göre XVI ve XVII. Asırlarda Saruhan Zaviye ve Yatırları, İbrahim Gökçen, 1946

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Sosyal Temalı Web Sitelerimiz

Güzellik Temalı Web Sitelerimiz

Kısa Yollar

Yöresel Temalı Web Sitelerimiz

Bilgi Temalı Web Sitelerimiz

Eğlence Temalı Web Sitelerimiz