Bedriye Hoca

Kaalû belâdan beri mahallemizin Kur’an kursu hocasıydı. Kendisine sorulsa belki o bile hatırlamazdı hocalık geçmişini öylesine eskiydi yani.

5 BEDRİYE HOCA

Kaalû belâdan beri 
mahallemizin Kur’an kursu hocasıydı. 
Kendisine sorulsa 
belki o bile hatırlamazdı hocalık geçmişini 
öylesine eskiydi yani. 

Güldüğü çok az görülmüştür. 
E bu konuda yerden göğe haklıydı. 
Çünkü bırakın gülmeyi 
hafifçe gülümsediği ender zamanlarda bile 
disiplin hemen elden giderdi. 
İşte o zaman 
oturduğu yerden 
hiç zahmet çekmeden 
uzun mu uzun sopası kalkar 
şamatacı çocukların tepesine tek tek inerdi.  

Ben dahil mahallenin bütün veletleri 
onun rahlesinden geçmiştir istisnasız. 
Öyle ki, sadece mahalleye değil 
kasabaya bile yayılmıştı ünü. 
Ama kerpiç duvarlarla çevrili evinin avlusunda 
yer minderlerine sıralanıp 
ileri geri sallanarak 
hep bir ağızdan 
“ve tebare kesmüke ve celle senaike” 
diye bağrışan 
o seslere nasıl dayanırdı her Allah’ın günü? 

Yoksuldu Bedriye Hoca. 

Başında dört çocuk 
Ardında işsiz ve derviş ruhlu bir koca. 
Ve bütün aile 
kursa gelen veletlerin 
aydan aya getireceği üç beş liraya bakardı 
geçinmek için. 
Bir de Elifba’yı bitirip Tebareke’ye geçenlerden 
ya da hatim indirenlerden
küçük bahşişler. 
İşte o zaman 
“failatün failatün failat 
ver Muhammed Mustafa’ya salavat” 
çığrışmaları eşliğinde 
cüz bitiren ya da hatim indiren çocuk 
rahlesiyle en önde 
sokak sokak dolaşırdı Hoca’nın “şakirtleri”.
 
O günkü aklımızla 
“failatün”leri 
ilahinin bir parçası zannederdik. 
Oysa o sözlerin
Arap şiirinde aruz ölçüsü kalıbı olduğunu 
ancak lise yıllarında öğrendik.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz