Fırıncı Aziz

Kavruk, ufak tefek hani üflesen düşecek gibi görünürdü. Öylesine zayıf ve güçsüzdü yani. Ama çalışırken Atom Karınca misali canavar kesilirdi.

4 FIRINCI AZİZ

Kavruk, ufak tefek 
hani üflesen düşecek 
gibi görünürdü. 
Öylesine zayıf ve güçsüzdü yani. 
Ama çalışırken 
Atom Karınca misali 
canavar kesilirdi.  

Kışın neyse ne de 
yazın o ateş saçan cehenneminde 
harıl harıl yanan fırının önünde 
omuzundaki kirli bir bezle durmadan terini silerek 
habire buzlu sular içip ohh çekerek 
‘dırnağlı ekmek’ pişirirdi müşterilerine. 
Açık ekmekler, lahmacunlar 
patlıcan domates mevsiminde çömlekler 
tepsi kebapları da cabası. 

Ve tuhaftır 
kasketi ile öylesine barışıktı ki 
çalışırken bile pek çıkarmazdı başındakini. 
Sanırsın her günün hasılatına hiç dokunmadan 
kasketinde saklıyor Fırıncı Aziz Civan. 

Aslında pek cimri de sayılmazdı kendisi. 
Hatta ne cimrisi 
içkili düğünlerde açıldıkça açılırdı eni konu.  
Düğünde çalgı çengi sürerken 
masada şişeler boşaldıkça 
artık tutana aşk olsundu onu. 

Eğlencenin sonuna doğru 
kafalar tütsülenip
düğün ilerledikçe 
herkes dört gözle beklerdi Aziz Civan’ın oyununu. 

Bir ara davulcu yavaşlar 
zurnacı ağır bir havaya başlar 
derken elinde rakı bardağıyla 
Fırıncı Aziz yavaşça süzülürdü orta yere. 
Sarhoş haliyle ha yıkıldı ha yıkılacak 
diye beklerken millet 
bizimki yarıya kadar dolu rakı bardağını 
başının üstüne yerleştirip  
kendine has o ritmik oyununa geçerdi. 
Oyun da oyun olsa
Tek kişilik sarhoş dansı işte.

Ve oyunun sonunda 
alkışlar arasında 
rakı bardağını son damlasına kadar 
tepesine dikerdi. 

Fırıncı Aziz Civan 
Kendi türünün son örneklerindendi.

 

 

 

 

 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz