İt Alo

Ona niye it derlerdi bilinmezdi. Herhalde vardı bir nedeni. Aslında pek de efendi biriydi yani. Ama olmazdı işte sıfatını söylemeden yani hiç kimse tanımazdı onu İt Alo demeden.

3 İT ALO

Ona niye it derlerdi 
bilinmezdi. 
Herhalde vardı bir nedeni. 
Aslında pek de efendi biriydi yani. 
Ama olmazdı işte sıfatını söylemeden
yani hiç kimse tanımazdı onu İt Alo demeden. 

Bir gün, yabancı biri 
kasabanın çarşısında “Ali Bey’i” aradığını söyler 
boyunu posunu tarif ederek. 
Tanıyan çıkmaz. 
Sonra ayılıp sorarlar:
“Sen İt Alo’yu mu ariysan kardaş?” 
Adam “Estağfurullah” falan deyip ezilip büzülürken 
bizimkiler gevrek gevrek gülerler: 
“Hemşerim, onun adı İt Alo’dur. 
Sen bey mey deyince kafamız karıştı yani.” 

İt Alo, orta boylu, etine dolgun biriydi
yüzünden gülümsemesi hiç eksik olmazdı evvel ahir. 
Düz uzun saçları, çenesine kadar inen favorileri. 
Hafif önde giden göbeği 
ve pos bıyığıyla yakışıklı bile sayılırdı kâfir. 
Siz deyin Baltalı İlah Zagor’un sevimli Çiko’su 
bizim kasabada kıdemli misafir.
 
Şofördü 
Arabasıyla yolcu taşıyıp dururdu şehre. 
Ne zaman çarşıdan geçse 
ille de birileri 
ön adını hatırlatırdı kendisine: 
“Ula it, şehirde ne vardır ne yoktur?” 
O hiç gücenmez 
güleç yüzüyle 
itliğe ortak ederdi sataşanı: 
“Eyvallah kardaş… Sen çalışırsay yiyen çoktur.” 

Kahvelerde 
onun oturduğu masalardan 
her daim kahkahalar yükselirdi perde perde.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz