Kunduracı Çırağı

Mustafa Hakkı Kurt / Kunduracı Çırağı / Bir kutu eğri büğrü çivi… Hepsi de küçük küçük, ele gelmiyor. Çivileri yassı bir demirin üstünde çekiçle düzeltmeye çalışıyorum.

Kunduracı çırağı

Bir kutu eğri büğrü çivi… Hepsi de küçük küçük, ele gelmiyor. Çivileri yassı bir demirin üstünde çekiçle düzeltmeye çalışıyorum. Ama minicik çivileri doğru dürüst tutamıyorum ki… Çekici arada bir parmaklarıma vuruyorum, canım yanıyor. 

Ustam kundura tamir ediyor. Dükkânın çarşıya bakan küçücük vitrininde yeni ayakkabılar da var. Ama usta gün boyunca eski kunduraları adam etmeye çalışıyor. Kunduracı Fadıl... 

Hiç konuşmuyor. Arada bir göz göze geliyoruz. Sanki yaptığım işi beğenmiyormuş gibi bakıyor bana. Boynuna astığı meşin önlüğü, bir elinde biz, öbür elinde yarım ay biçiminde büyük bir dikiş iğnesi… Sessizce çalışıyor. 

Demirin üstünde eğri büğrü çiviler... Hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyorlar. Çekici parmağıma kaçıncı vuruşum bu? Dedemin, elimden tutarak kunduracı çıraklığı için getirdiği bu dükkânda yeniyim. En fazla üç dört gün olmalı. Kunduracı Fadıl, başka bir iş yaptırmıyor bana. Sadece çiviler... 

O gün öğle yemeği için eve gitmeyi dört gözle bekliyorum. 

Yok, bir daha bu dükkâna gelmeyeceğim.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz