Mezarlık

Bisikletle çarşıdan geçerken büyük amcam beni durduruyor. Dükkânının arkasından bir kucak tahta getirip bisikletin arkasına yüklüyor. “Doğru mezarlığa götür bunları,” diyor.

15  -  MEZARLIK

Bisikletle çarşıdan geçerken büyük amcam beni durduruyor. Dükkânının arkasından bir kucak tahta getirip bisikletin arkasına yüklüyor. “Doğru mezarlığa götür bunları,” diyor. 

Niye, ne oldu ki? Bir iki cümleyle söylüyor. Halamın birkaç günlük bebeği ölmüş. Karanlık çökmeden onu gömecekler. Bisikleti mezarlığa sürüyorum. Bulutlu bir akşam üstü. Hafif bir alacakaranlık var. Mezarlığın tel örgülerinin önünde duruyorum. Etraf sessiz. Görünürde kimse yok. Tahtaları nereye koyacağım ben? Korkarak mezarlığa giriyorum. Ne yapacağım şimdi? Selviler gölgesi karanlığı daha da arttırıyor sanki. Mezarlar sessiz. 

Birden bir ses duyuyorum. Etrafta hiç kimse yok. Ama ses geliyor. Tıkırtı gibi. Hırıltı gibi. Dönüp kaçmaya hazırlanıyorum ki, tam o anda, ilerideki bir toprak yığınının ardından yavaşça bir karaltı doğruluyor. 

Bisikleti bırakıp deli gibi kaçıyorum. Arkamdan biri bağırıyor: “Ula eşşek oğlu eşşek, ne kaçiysan?” Ses, tanıdık bir ses gibi sanki. Ama yine de duramıyorum. Soluğu mezarlığın dışında, tel örgülerin yanında alıyorum. Sesin sahibi, elindeki kazmayla bir mezarın içinde dikilmiş bana bakıyor. Korkudan soluğum kesilecek. 

Yeniden kaçmaya hazırlanırken bir an durup dikkatle bakıyorum. Yok, bu adam hortlak falan değil. Kör Hamut bu! Babamın amelesi. Mezar kazmaya göndermişler. 
Ama amcam bunu bana söylemedi! 

On üç yaşındayım.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz