Ödev

Veli Özer’e yalan söylemediğimi, o kısa öyküyü hiçbir kitaptan almadığımı anlatamıyorum. Bana inanmıyor. Çok utanıyorum. İçten içe kızıyorum ona.

11. ÖDEV

Orta birdeyim. Türkçe öğretmenimiz Veli Özer. Adanalı. Bu öğretmeni seviyorum. Zaten bütün Türkçe ve edebiyat öğretmenlerimi sevdim ben. 

Bir gün ev ödevi veriyor öğretmenimiz. Bir olayı aklımızda canlandırıp yazacağız. Kısa öykü gibi bir şey. Yaşanmış olup olmaması önemli değil. Yeter ki hareketli bir olay olsun. O akşam kim bilir kaç saat uğraşıp ödevimi tamamlıyorum. 

Ertesi gün, defterimize yazdıklarımızı okuyoruz sınıfta. Ben okumayı bitirince, “Çok güzel bir hikâye,” diyor Veli Özer. “Ama keşke kendin yazsaydın. Başkasından alınca olmuyor işte.” Nasıl yani! Bunu ben yazdım. Hiçbir yerden de bir cümle bile almadım. “Tamam, otur yerine. Yalan söylemek de kopya çekmek gibi ayıptır.” Veli Özer’e yalan söylemediğimi, o kısa öyküyü hiçbir kitaptan almadığımı anlatamıyorum. Bana inanmıyor. Çok utanıyorum. İçten içe kızıyorum ona. 

O yıl, okulun son günlerinde, okul kitaplığından en çok kitap okuyan öğrencilerin listesi duyuru tahtasına asılıyor. Okul birincisi Mehmet Kırmiç. İkinci ben. O yıl kaç kitap okumuştum, hatırlamıyorum. Ama iyi hatırladığım bir şey var: Bir kitabı bitirince aynı gün bir başka kitap alırdım kitaplıktan. Akçakale’deki küçücük dünyam onlarla genişler, onlarla renklenirdi. 

Türkçe öğretmenim o listeyi görünce benim yalan söylemediğimi anlamış mıydı acaba? Bunu hiç bilmiyorum. 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Önceki

Sonraki

Diğer Web Sitelerimiz