Üç Yirmi Beş

Bu kusurum yüzünden, öğrenciliğimde, sesli okumayı çok sevsem bile hep kaçıyorum bundan. Okulda öğretmen, “Oku bakalım Mustafa!” diyecek diye ödüm kopuyor. En çok da Adana Karşıyaka Lisesi’nde okurken, coğrafya öğretmenimiz Zampara Ziya’dan korkardım.

16  -  ÜÇ YİRMİ BEŞ

Çocukluğumdan beri p, t, k, y gibi ünsüzlerle başlayan sözcükleri söylemede zorlanıyorum.

Bu gizli kekemeliğim bugün de sürüyor. Sözgelimi “para, terbiye, kemik, yetmiş” gibi sözcükleri söylerken bu sözcüklerin başına çaktırmadan bir ünlü getirerek söyleyebiliyorum ancak. Ya da baştaki ünsüz harfi değiştiriyorum.

Bu kusurum yüzünden, öğrenciliğimde, sesli okumayı çok sevsem bile hep kaçıyorum bundan. Okulda öğretmen, “Oku bakalım Mustafa!” diyecek diye ödüm kopuyor. En çok da Adana Karşıyaka Lisesi’nde okurken, coğrafya öğretmenimiz Zampara Ziya’dan korkardım.

Kendisi derse hiçbir zaman hazırlıklı gelmez, her derste, yoklamadan sonra, “Açın bakalım bugünkü konumuzu. Sen, oku bakayım yüksek sesle!” komutunu verir, sonra da oturduğu yerden ön sıralarda oturan kızları süzmeye başlardı. Adı üstünde, Zampara Ziya! Her on dakikada bir, “Sen, arkadaşının kaldığı yerden devam et!” diyerek, ders boyunca beş altı kişiye okuturdu. Bu yüzden Zampara Ziya’nın derslerini hiç sevmezdim. Kulağım hep zil sesinde kalırdı.

Kekemeliğim…

İlkokulda ya da ortaokulda olmalıyım. “Yetmiş beş” diyemiyorum bir türlü. Bir ekmek yirmi beş kuruş. Bizimkiler bana soruyorlar: “Üç ekmek kaç kuruş yapar?” Ne diyeceğim? “Ye…ye… yetmiş beş” demektense işin kolayını buluyorum: “Üç girmi beş!” Gülüşmeler.

O günden sonra bizimkiler gülmek istediklerinde hep aynı soruyu soruyorlar: “Üç ekmek kaç kuruş?”

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz