Yukatan Cancun Meksika

Hem sıcak hava, hem farklı kültür, hem güzel yemek, hem de görmediğimiz bir yer olsun diye düşünürken aklıma bu özelliklere uyan Meksika-CANCUN geldi. Hemen nasıl gidilebilir öncelikle bunu araştırdım. Bütçemize göre otel seçimi, kalacak gün sayısı, transferler derken plan bir saatte hazır.

YUKATAN-CANCUN/MEKSIKA

THY de çalışmanın bizde yarattığı ayrıcalıklardan en büyüğü,  tatil planı yaparken çook uzakları da dahil edebilmemiz. Özellikle de izne yaz mevsimi dışında çıkmayı planlarken illaki sıcak bir yerlere gidelim istiyorum. Masaj ve seafood sevdiğimden hep ilk akla Tayland gelse de farklı yerleri keşfetmeye bayılıyorum. Hem sıcak hava, hem farklı kültür, hem güzel yemek, hem de görmediğimiz bir yer olsun diye düşünürken aklıma bu özelliklere uyan Meksika-CANCUN geldi.  Hemen nasıl gidilebilir öncelikle bunu araştırdım. Bütçemize göre otel seçimi, kalacak gün sayısı, transferler derken plan bir saatte hazır. Aslında oradan Belize’e de geçmek var planımda ancak sonra okudugum bir kaç gezi yazısında burasının güvenli olmadığı, gereksiz pahalı olduğu ve de çok çok özel olmadığını öğrendiğimden çıkartıyorum.

 2016 da henüz THY'nin direk seferi olmadığından ABD aktarmalı uçuş planlıyor ve önce Houston’a uçuyoruz.  Orada bir gece Ramada Otel East’de kalıp yol yorgunluğunu atıyoruz. Bu oteli seçmemizin sebebi ertesi gün Houston’dan Cancun’a United Air’in ilk seferi ile gidecek oluşumuz.  Otel shuttle sağlıyor, tertemiz ferah bir odası ve hızlı calısan wifi si var. Biz yapamasak da kahvaltısı, kullanamasak da havuzu ve odada çay kahvesi kücük ikramları da var. Üstelik fiyatı diğer yakın çevreye göre mantıklı. 

Meksika Türk Vatandaşlarından vize istiyor amma ABD vizeniz var ise check-in sırasında kiosklarda bunu belirterek biniş kartınızı alabiliyorsunuz. Bir de pasaport ve bilet üzerinde yazan isimlerin kesinlikle birebir aynı olmasına çok dikkat ediyor ABD li görevliler. Mesela o zamanki eşimin GÖKHAN olan ismi Fransız pasaportunda GOEKHAN çıktıgı için  –çünkü Fransızcada Ö sesi vermek için OE/ E kullanılıyor, Fransızlar da böyle giriş yapmışlar-   bizi yarım saat dikti tipik bir zenci obez kadın görevli. Asık suratlı idi, bizi geçirmeyecekmiş gibi başını iki yana salladı durdu. Sonra nasıl olduysa ikna oldu da alabildik boarding kartlarımızı..Uçuş saati 07.24 olarak belirtilmiş, hakkaten o saatte hareket ediyor ucak ilginç.. Ama United Air’in dedem yaşındaki kabin memurları şok etti beni. Alkollü içecekler ve yiyecekler ücretliydi.. 2 saatlik yolculukta bir yiyecek ikramlarını görmedik. Yaşasın THY dedik durduk.  Biletlerimizi internetten istediğimiz ucuşa alıp bir sıkıntı olmadan uçtuk. Önce standby yapıyorlar ve sonra da ucaga girerken koltuk numaramızı veriyorlar. Kritik bir uçuşa da biz gitmiyoruz zaten. 
 
Cancun’dayız. Havalimanından biraz dolar bozdurup pezo alıyoruz ve hemen bir taksi ile otelimize geçiyoruz. (1 USD, 20 MXN) Cancun’un coğrafi oluşumu da oldukça ilginç.  Oteller bölgesi denen uzun ince bir yarımada üzerinde tüm otel ve turistik tesisler konuşlanmış. Bu yarımadanın doğu tarafı büyük okyonus ve müthiş bir renge sahip. Batı tarafı ise okyanus ile minik bir baglantısı oldugundan göl gibi görünen lagünden oluşmakta. Bu kısımda timsahlar oldugunu yol kıyısındaki uyarı tabelalarından anlıyoruz. Bizim otelimiz 5 yıldızlı Grand Solaris;  herşey dahil çalışmakta ve oteller bölgesinin havalimanı tarafına yakın bölgede. Taksi ile 350 peso ayrıca tüm otelleri dolaşan van tipi dolmuslar da var. Kalabalık bir grup iseniz bu sizin için daha ekonomik olacaktır. 

Otellerin hepsi aslında 5 yıldızlı ve her sey dahil sistemi ile çalışıyorlar. Bu bölgede küçük butik tarzı bir otel yok, ki aslında ben böylesini daha çok tercih ederim. Yine de bizim otelimizi sevdim. Odamız yandan okyanusu görüyor. Bu renk daha önceki gördüklerimden bambaşka. Kasım ayındayız ve hava sıcaklıgı harika, uzakdogunun aksine nem yok. Rahatsız etmeyen ama denizde yüzmeyi zorlaştıran bir rüzgar var. Kıyıdaki kırmızı bayrak, denize girmenin tehlikeli oldugunu gösteriyor. Bulundugumuz 4 gün boyunca kumsalda bu bayraklar vardı ama yine de insanlar dalgalara aldırmadan yüzmeye çalışıyor ve kıyıda eğleniyorlardı. Ben de sırf yüzdüm diyebilmek için korksam da attım kendimi dalgalara. Sesiyle kokusuyla müthis görüntüsüyle insanı mest eden bu deniz, yüzerken kesinlikle keyif vermiyordu. Saçlarınızın diplerine kadar kuma bulanmak ne kadar zevkli olabilir ki. Ahh güzel ülkemin güzel denizleri ahh Assos.. Neyse.. Buraların sakin zamanlarını yakalayanların cok şanslı oldugunu söylediler bize. Gece okyanus sesiyle uyumak yine de müthiş bir duygu idi. Bir gün otelimizin havuzunda keyif yaparken ansızın çıkan gökkuşagı hayatımda asla unutamayacagım bir tablo sundu bizlere.. Tanrı daha bizim için ne yapsın diye geçirdim içimden ve şükrettim. Bu renkler nasıl gerçek olabilirdi. Fotograf çekmek için yarışanlara elbette biz de katıldık ama hiçbir şey gerçeğini yaşamak kadar güzel olamaz ki. 

Oteller bölgesindeki yarımada boyunca uzanan caddeden Cancun merkeze gidip gelen otobusler geçmekte. Buralarda hangi otelde kalırsanız kalın ulaşım hiç zor değil üstelik cok ucuz (kişi başı 10 peso) taksi tutmaya hiç gerek yok; otobusler her iki dakikada bir geçiyor ve şoforler kelle koltukta gittiği için çok çabuk ulaşıyorsunuz. Ayrıca bomboşlar, sadece çok sıkı tutunmanız ve otobus yavaşlar yavaşlamaz inip binmeniz gerekmekte, fazla durmuyorlar çünkü. Biz otobüslerle dilediğimiz gibi gidip geldik canlı bölgelere. Buranın çok meshur bir gece klübü var: Bongo Show giriş fiyatı kişi başı 90$ imiş. Ben pazarlık ederek iki kişi için bu fiyata anlaştım lakin sonra bir dolandırıcılık hissettiğimiz için vazgeçip girmedik. Showun içeriğinde Hollywood filmleri ve ünlü sanatçıların konserlerini canlandırdıgını görselliğin çok iyi oldugunu duymustuk ama ortada bir belirsizlik olunca biz oradan uzaklaştık. Kişi başı 90 $ da dogrusu vermek istemedik. Bongo show kusur kaldı. Dilerseniz siz paranıza kıyın ve deneyimleyin.

Cancun’da dünyanın en büyük ve en eski Sualtı müzesi var. Bizim Kaş bölgesindeki batık şehir Kekova’yı görenler bilir. Ancak burası denizin açıklarında ve sadece bir bölgede toplanmış. Broşürleri görünce bize heyecan verdi, gidelim dedik. Musa Underwater Museum ve Mujares Adası’nı içeren günlük turu aldık. Meksika yemeklerinin oldugu öğle yemeği de dahil. Otelimizden otobusle teknemizin kalkacagı marinaya gittik ve teknemizin bir katamaran oldugunu gördük. Dalgalardan biraz çekindim ama neyse ki hiç hissetmedik. Baştan sona müthiş bir deneyim oldu bizim için. Tur ekibimiz değişik ülkelerden gelen turistlerden oluşuyordu ve birbirimize kaynaştık. Bu bölgelere gelen tursitlerin daha elit kesimden daha kaliteli oldukları farkediliyordu. Bir Fransız ailenin kızları Lora, tur boyunca hayran hayran beni izledi, hatta dönüş yolunda benim kucagımda uyudu. Genelde aileler ve çantalı gezgincilerden oluşan turist arkadaşlarımız, bizim Türkiye’den oldugumuzu görünce çok şaşırdılar.  İmajımızın nasıl oldugunu artık siz düşünün. 

Müze iki kısımdan oluşuyor bir kısmına sadece tüplü dalınıyor. Biz Salon Nizuc bölümüne gittik. Bu  bölgeye geldiğimizde hepimize birer şnorkel, palet ve gözlük dağıttılar. Tur rehberimizin peşinde hepimiz denize atladık ve heykellerin oldugu bölgeye dogru yüzdük. Çevredeki ziyaretçiler sırasıyla kendi rehberlerinin peşinde 4-8 m derinlikteki suyun dibindeki heykelleri geziyordu. Bunlar genelde kadın erkek insan figürleri, mezar, dev el parmakları gibi heykellerdi. Bunları dört heykeltras yapmış ve denizin doğal yapısına zarar vermeyecek madde kullanarak monte etmişler. Doğrusu o an tarif edilmez renkteki denizin dalgaları arasında, şnorkelimle ne kadar da başarılı bir şekilde yüzüp eserleri izleyebildiğimi düşünüyor bu müthiş keyfi yaşıyordum. Keşke bir su altı kameram olsaydı diye hayıflandım. Giderseniz aklınızda olsun. 

Katamaranımız bizi daha sonra Isla Mujares’e götürdü. Cancun’a oldukça yakın olan bu güzel adanın sahillerine bayıldım. Cancun’un aksine gayet durgun bir deniz vardı burada. Anladım ki aslında tursitik ve pahallı olan Cancun’da değil de bu adada kalmak daha zevkli ve avantajlı. Müthiş fotograf kareleri kaydettim ada boyunca yürürken. Çeşit çeşit hediyelik eşya mağazaları vardı ve elbette hiçbirine kayıtsız kalamıyor insan. Eve artık koyacak bir yer kalmadıgından götürmek üzere sadece Maya takvimi sembolize eden bir biblo ile acı soslardan aldık. Haa bir de Maya kadınlarının giydiği desenlerden günümüze uyarlanmış bir elbise ..  hanımlar çok seveceksiniz.. 

Öğle yemeğimiz açık büfe idi. Aslında bizim damak zevkimize çok yakın olan Meksika mutfagında bol bol tavuk kullanılıyor. Tavuk ya da etli dürüm ki onlar tortilla ekmeğine sarıp yiyorlar, fajita ve adını benim koydugum  tarhun kokulu kaşık salata çok lezzetliydi. Menüde pilav ve tropikal meyveler de vardı. Ekmek yerine tortilla ve mısır gevreği yeniyor. Avokadodan yapılan Guacamol sos ki ben lezzetinden ölüyordum, mısır gevreğine daldırıp daldırıp yiyorsunuz. Ve elbette vazgeçilmezleri fasulye.. daha fazla anlatamayacagım yazarken bile dayanamıyor insan. Gelsin kalorileeerr!!
Yemek sonrası kalan sürede tok karnıma olduguma aldırış etmeden o guzel sulara attım kendimi. Bir çok kişi wifi buldugu için sanal aleme dalmayı tercih etti hamaklarda. 

Yucatan yarım adasının bir önemli özelligi de gerçek Meksika kültünü yansıtması. Elbette buralara gelmişken Maya dünyasına dalmadan olmaz. En ünlü Maya piramidi Chicken Itza. Ancak en güzelinin bu olmadığını ögrendiğimizden en iyisi Coba + Tulum + Playa Del Carmen turu alalım dedik. Neredeyse 10 saat süren bu dolu dolu günlük tura kişi başı 52 USD verdik, öğle yemeği de dahil idi. Unutmadan belirteyim ki bu turda bir de cenote ziyareti vardı. Cenote yani doğal tatlı su dolu kuyular, bu bölgenin en önemli coğrafik yapıları ve benim dünyada gördüğüm en muhteşem oluşumlar. Sadece bir örneğini görmek bana bu fikri vermeye yetti. Öğrendim ki Yukatan yarım adasında bu cenotelerden sayamayacagımız kadar var. Mağaralar içinde oluşmuş bu kuyuların muhteşem dogasında yüzmek inanılmaz keyifli bir tecrübe idi. Bir saatlik süre verdiklerinden bana yetmedi yüzmeye doyamadım, çıkmak istemedim. Bu harika güzelliği fotograflar ne kadar yansıtıyor bilemem ama sırf bu cenoteler için bile buraya gelmenizi öneriyorum.  Ayrıca bu bölgede yaşayan gerçek Maya yerlileri ile karşılaşma şansınız var. Hepsi birbirine benzeyen bu insanların boyları maximum 1.60, boyunları neredeyse yok gibi.  Rivayete göre uzaylılara benzemek için bebeklerin başlarına agırlık koyarlarmıs ve zamanla genetik yapıları böyle olmus. Yüzleri tepsi gibi yusyuvarlak ve özellikle erkeklerin çengel gibi burunları var.  Maya yerlilerini dünyada ünlü yapan şey maya takviminin 21,12,2012 tarihinde dünyanın sonunun gelecegini belirtmesiydi. Daha sonra bu tarihin onların takvimlerinin sonu oldugu anlaşıldı tabiki. Astronomi, astroloji  konusuna cok meraklı olduklarını rehberimiz Tulum’daki antik şehri gezerken  uzun uzun anlatıyor. Ama çevre o kadar güzel ki onu dinlemektense manzarayı içime çekmekle geçiriyorum zamanı. Kimisi de denize atıyor kendini. Cancun’dan cok daha güzel kumlar ve yüzülebilir bir deniz.. Keşke daha fazla zamanımız olsa da bir iki gün de Tulum’da kalabilsek diye geçiriyorum içimden. 

Coba'da büyük bir ormanın içinde yer alan Maya piramitlerini gezmek için şoförlü bir bisiklet kiralıyoruz.(120 peso)  İyi ki de bunu yapıyoruz çunku hava cok sıcak ve gezmek için zamanımız az. Bisiklet avantajı ile 8-9 km lik tüm bölgeyi gezebiliyoruz ve enerjimizi piramitlere tırmanmaya saklamış oluyoruz. Basamaklarını saymadım ama çıkması da inmesi de acayip zor olan bu piramite hız kesmeden bir solukta çıkmayı başarıyoruz.  Çoğu piramite çıkılmasına izin vermedikleri için burayı seçmekle bence iyi yapmışız.  Üstelik Yukatan’ın en yüksek piramiti olduğunu da ögrenmiş oluyoruz. 

Cancun’a dönerken turun son duragı Playa Del Carmen.. Turistik bir şehir. Bence pek özelligi yok. Denizi ahım şahım degil ve oldukça da pahallı. Alışveriş bile yapamadıgımız bu şehrin yerel satışlarının oldugu caddeyi gezmesi zevkli, sadece o kadar. Ama gelmesem merak ederdim kesinlikle. Ha bir de burada yaramazlık yaparak kendime kocaman bir waffle aldım kocanın pis bakışları arasında.  Burada konaklayanların coğu cenotelere yakınlıgı sebebiyle tercih ederlermiş. Demekki bir dahaki sefere Tulum da kalıp bol bol deniz ve cenote yapabilirim diye geçiriyorum aklımdan. Ayrıca caanım Meksika yemekleri buralarda daha ucuz ve çeşitli. 

Bir tur daha alma şansınız olursa çok ragbet oldugunu gördüğümüz Xel-Ha Park turunu alınız. Doğal bir akvaryum gerçek bir cennet olarak ifade edilen, çok büyük bir alana kurulmus adrenalin ve eglence parkı. Şnorkel ile dalış, balıklarla dans, nehir turu, mağarada yüzme, atlama, dalma, zip-line (denizin ya da nehrin üstünden karşıdan karşıya iplerde asılı olarak kayarak geçiş) çocuklar için özel oyun parkı, Maya dünyası, yemek içmek tüm parklar için tek bir bilet alarak tüm günü cok eglenceli geçirmek mümkün. Dogrusu aklım kaldı, gidemedik. Turlarla fiyatı da aşağı yukarı aynı. Bir çok bölgede buna benzer parklar vardır diye düşünmeyin. Burasının doğası çok başka..!

Özet geçersek Cancun’a uçarsanız bence direk Mujares adasına geçip orada iki gece kalın ve Cancun’u sırf görmüş olmak için günübirlik gezin. Çılgın eglence istiyorsanız Cancun barları tıpkı Phuket gibi yani beni artık açmıyor. Sonra Tulum’a geçin ve orada kalarak gezebildiğiniz kadar cenote ve Maya piramidi gezin. Bir günü de mutlaka Xel-Ha için ayırın. Hatta zaman bulursanız kuzeydeki Merida şehrine de gidin. Ben bir dahaki sefere gidersem böyle yapacagım. Ama gidecek o kadar çok yer var ki yaşarmıyız o kadar, şimdiki sahip olduklarımız olur mu,  bilemem.

Dönüş günümüzde planladıgımız saatteki ucusla sorunsuz olarak Houston’a uçtuk. Burada kendi check-inimizi kendimiz yaptığımız için başımıza dikilip olumsuz hareketler yapan olmadı. Zaten Meksikalı görevliler Amerikalıların aksine cok tatlılardı. THY uçağımıza adım attıgımızda ülkemize gelmiş gibi hissediyordum kendimi yine. Harika filmler izleyerek türbülanssız bir uçuşla tatilimizden hoşnut bir şekilde sağsalim ülkemize döndük. 

NOT: “Dilerseniz Maimi’den veya Atlanta’dan da Cancun’a transfer olabilirsiniz,  belki de THY direk seferlere başlar, çunku nereye gittiysem bir ya da bir kaç yıl sonra oraya uçuşlarımız başladı..
Neyse gençler;  nasıl giderseniz gidin ama illaki Meksika Yukatan’a gidin”  şeklinde bitirdiğim 2016 tarihli bu gezi yazıma bir ilave de bulunayım: 2018 de THY nin IST- CAN uçuşları başladı.. 

Sevgilerimle 

Meltem BOZKURT

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Sosyal Medya Sayfalarımız

Diğer Web Sitelerimiz

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu