14 Temmuz 1789 Bastille Baskını

Fransa'da ulusal bayram olarak kutlanan 14 Temmuz, Liberté, Egalité, Fraternité (“Özgürlük, eşitlik, kardeşlik”) sloganıyla anılan Fransız Devrimi’nin başlangıcı olarak sayılan Bastille Baskını’nın yıldönümünde kutlanıyor ve Bastille Günü olarak da anılıyor. 14 Temmuz 1789’da Parisliler Bastille Hapishanesi'ne hücum ettiler.

14 Temmuz Bastille Baskını ve 1789 Fransız Devrimi

Fransa'da ulusal bayram olarak kutlanan 14 Temmuz, Liberté, Egalité, Fraternité (“Özgürlük, eşitlik, kardeşlik”) sloganıyla anılan Fransız Devrimi’nin başlangıcı olarak sayılan Bastille Baskını’nın yıldönümünde kutlanıyor ve Bastille Günü olarak da anılıyor.

14 Temmuz 1789’da Parisliler Bastille Hapishanesi'ne hücum ettiler. Bastille Hapishanesi'ndeki mahpuslar çoğunlukla “Lettres de cachet” diye bilinen doğrudan Fransa kralın imzasıyla gönderilen mektuplardaki direktifler üzerine, yargılama ve savunma olmaksızın tutuklanmış kişilerdi. Kale-hapishanede büyük miktarda barut ve mühimmat bulunuyordu.

11 Temmuz’da Genel Meclis’te, halkı temsil eden “Üçüncü Sınıf”a yakınlığı ile bilinen bakan Jacques Necker’ın azledilmesinin hemen ardından gerçekleşen baskın sırasında hapishanede sadece yedi kişi vardı. Baskına katılan halka kamu binalarını korumakla görevli Gardes Françaises (Fransız Korumaları) da destek verdi. Olası bir katliama karşı Bastille komutanı olan Bernard-René de Launay hapishanenin kapılarını açmak zorunda kaldı. Ancak kavga hapishanede de devam etti. Sonuçta 200 kişi yaralandı, hapishaneyi koruyanlardan bir kişi ise öldü.

Baskından kısa süre sonra 4 Ağustos’ta Assemblée Constituante (Anayasa Meclisi) feodalizmi kaldırdı. 26 Ağustos’ta Fransız Devrimi’nin temelini oluşturan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi yayınlandı. Bildiri 1791′de kabul edilen Fransız Anayasası'na ön söz olarak eklendi. (EA)


Fransız Devrimi 
Sosyal bir akım olarak başlayan Fransız ihtilali,  Avrupa ve Batı dünyasında benimsenmiş ve tarihin dönüm noktası olmuştur. Fransız halkı bilinçlenerek Kral’ın emirlerine karşı çıkmış ve yönetimde söz sahibi olmak istemişlerdir. Kitap okuma alışkanlığı kazanan ülke, çocuklarını üniversiteye göndererek onlara güzel bir gelecek kurmak için çalışmalara başlamış ve bununla birlikte Fransız toplumu büyük bir kültürel atılım gerçekleştirmiştir. Bilinçlenen toplumla birlikte halk, bağımsız yayın organlarından beslenerek giderek daha da eleştirel olmuş ve toplumun talepleri giderek olgunlaşmıştır. Fransız İhtilalinin özgülükçü ve eşitlikçi düşünce tarzına karşı öncelikle kendi statüsünü korumaya çalışan Kral’ın bu tavrı, her ne kadar ekonomik olarak güçlü olmalarına rağmen soylu sınıfına yükselemeyen burjuvaları da bu akımı desteklemeye itmiştir. Öte yandan Kral’ın istekleri ve her geçen gün artan vergi yükü altında ezilen halkın Cumhuriyete olan ilgisi artırmış ve bu durum halkta bir ihtilal düşüncesi oluşturmuştur. Özellikle devrimci düşünceye inanan katman, merkezi yönetimin sorunları baskıcı bir yöntemle bastırması üzerine Burjuva, İngiltere’nin parlamenter mutlak monarşi tarzını benimsemek istemiştir. Fakat halkın bu istekleri Kral tarafından ret edilmiş ve toplum kanlı bir devrime sürüklenmiştir.

Fransız Devriminin Tarih Sahnesine Çıkışı

Fransız toplumundaki aydınlanma ve düşünsel ilerleme, mutlak hakimiyet altında olan toplumun köksel değişiklikler yaparak yönetimde söz sahibi olabileceği fikrini doğurmuştur. Aydınlanma düşünceleri ile birlikte Descartes, aklın ve özgür düşüncenin varlığına atıfta bulunmuş, Montesquieu ise halkın yönetimde vekiller aracılığıyla temsil edilmesi gerektiğini düşünmüştür. Aynı zamanda güçler ayrılığı fikrinin benimsendiği bir yönetime geçilmesi fikrini topluma aşılamaya çalışmıştır. J.J Rousseau bütün insanların eşit olduğuna ve halkın söz sahibi olduğu bir yönetim biçiminin hayata geçirilmesi gerektiğini savunmuştur. Fransız düşünürler öncelikle İngiliz İnsan Hakları Bildirgesindeki düşüncenin fikir babası olan “John Locke” in fikirlerini benimsemiş ve ardından Burjuvalar, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesinde yer alan demokratik haklar ve liberal ekonomi fikirlerini içselleştirerek Fransa’da mutlak hakimiyet kuran Kral’a baş kaldırmışlardır. 

Devrimden önceki yıllarda Fransa ekonomisin durumu pek parlak sayılmazdı. Aslında pek çok çağdaş devlete göre ekonomisi ilerde olan Fransa özellikle köylünün mahsul alamaması ve savaş giderlerinden dolayı gerileme dönemine girmiştir. Öncelikle kıtlık nedeniyle köylü kesimin kentlere göç etmesiyle büyük toplumsal sorunlar ortaya çıkmıştır. Büyük şehirler yoğun nüfusu barındıramaz hale gelmiştir. Halk, içine düşmüş oldukları bu ekonomik olumsuzluklara rağmen düzenli olarak vergilerini ödemiştir. Diğer taraftan saray harcamalarının artması ve savaşların uzamasıyla birlikte harcamalar karşılanamamıştır. Krallık bu harcamaları toplumun genelinde yapılacak torak üzerinden alınacak bir vergi artışıyla düzeltmeye çalışmış; fakat tabiri caizse kendi topuğuna sıkmıştır. İflasın eşiğine gelen Fransa kaybettiği Kuzey Amerika sömürge kolonilerindeki isyanı da mali yönden desteklediği için merkezi yönetim tükenme noktasına gelmiştir. 

1789 yılında toplanan Parlamento; soylular, din adamları ve halktan kurulan üç kamaradan oluşmaktaydı. Fransa da dış ticarette aktif olarak rol alan Burjuva sınıfı kazandıkları ekonomik güçlerini bir siyasi başarı ile taçlandırmak istiyor ve Parlamento’da daha aktif bir şekilde görev yapmak istiyorlardı. Parlamentonun toplanmasıyla mutlak monarşi olan yönetime yetkilerinin sınırlandırılması gerektiğini düşünen orta sınıf ve varlıklı kesim; iç gümrük uygulamasını kaldırılarak iç ticaretin serbestleştirilmesi ve halkın yönetimde daha çok söz sahibi olması gerektiği fikrini savunmuşlardır. Talepleri Kral Louis tarafından kabul edilmeyen orta sınıf ve halktan oluşan grup Krallık baskısının merkezi olarak gördükleri Bastille Hapishanesine saldırarak hapishaneyi ele geçirmiş ve mahkumları serbest bırakmışlarıdır. Fransız ihtilalinde çok farklı kesimler bulunmuştur. Bunlardan yoksul halkı temsil eden grup kendilerine Enragee (Öfkeliler) adını vermişlerdir. Devrimi bir halk hareketinden çok toplumsal bir ilerleme olarak gören ayrıcalıklı kesim Jakobenler (radikal ilerlemeci) ve Jirondenler (liberal ve ılımlı ilerlemeci) olarak iki sınıfa ayrılmışlardır. 

Bastillle baskınından sonra 1791 yılında ihtilalci gruplar toplanarak bir kurucu meclis atamış, İnsan ve Yurttaş Hakları bildirisi yayınlamışlardır. Kralın da boyun eğmek zorunda kaldığı bu kurucu meclise; kanunları hazırlamak, bütçenin güvenirliğini onaylamak ve hükümetin çalışmalarını kontrol etme yetkisi verilmiştir. İnsan ve Yurttaş Hakları bildirisinin yürürlüğe konmasından sonra kurucu meclis yürütme erkini kullanarak Fransa’daki Feodalite kurumlarını yıkmıştır. Önceki baskılarından dolayı halkın tepkisini çeken soylular ihtilalle birlikte halk yığınlarının karşısında duramamış ve topraklarını bırakarak Avrupa’nın farklı ülkelerine kaçmak zorunda kalmışlardır. Feodal sınırlamalardan kurtulan Fransa’nın büyük bir ekonomik atılım gerçekleştireceği ve bu ekonomik olanakların da Fransa askeri gücünü kolaylıkla besleyebileceği Avrupalı devletler tarafından öngörmüştür. Öte yandan Fransa’da meydana gelen bu özgürlükçü ve eşitlikçi düşünce yapısı zamanla bütün monarşilerin yıkılmasına neden olmuş ve Fransız Devrimi zamanla bütün Dünya’yı etkisi altına almıştır.

Kral Louis Xvi ve Eşi Kraliçe Marie Antoinette'in İdamı
Fransız ihtilalinde “Eylül Katliamı” olarak bilinen olayda tutuklanarak hapishaneye atılan Fransa kralı bütün haklarından mahrum bırakılmıştır. Hemen ardından Kral’ın daha sonra isyan çıkarabileceğine inanan radikaller Kral ve ailesinin yok edilmesi gerektiğini savunmuştur. 2 Eylül 1792 de Kral yanlılarının başka bir hapishaneye nâkili sırasında Parisli bir silahlı grup konvoya saldırarak Kral yandaşlarını katletmişlerdir. Daha sonra bu olay üzerine galeyana gelen halktan oluşan çeşitli gruplar Paris, Lyon, Versailles, Orleans gibi şehirlerdeki hapishaneleri basarak mahkumları imha etmişlerdir. 1793-1794 yılları arasında binlerce kişi giyotinle infaz edilmiş ve bu devrimde rol oynayanlar “jacques” olarak adlandırılmışlardır. Fransa Kralı olan Louis ise dış düşmanlarla anlaşma yaptığı gerekçesiyle 21 Ocak 1793’te kendisi ve 16 Ekim 1793’te de eşi olan Kraliçe Marie Antoinette asılarak idam edilmiştir.

Fransız İhtilali’nin Sonuçları
Fransız İhtilaliyle yıkılmaz sanılan hatta egemenlik hakkını Tanrıdan aldıklarına inanılan mutlak Krallıkların yıkılabileceği görülmüştür. Fransız Devrimi’nin özgürlükçü ve eşitliği savunan düşünce yapısı Kıta Avrupa’sına ve diğer devletlere yayılmaya başlamıştır. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu kabul edilmiş, eşitlik, özgürlük ve adalet fikirleri benimsenmeye başlanmıştır. Fransız İhtilaliyle başlayan Milliyetçilik İlkesi siyasi bir nitelik kazanarak çok uluslu devletlerin sonu olmaya başlamıştır. Fransız İhtilali’nden sonra dağınık halde bulunan milletler birlikler kurmaya çalışmışlar ve ihtilalin getirdiği düşünce yapısı evrensel noktalara ulaşarak Yeniçağ kapanmış ve Yakınçağ başlamıştır. Fransızların yayınladığı İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi dünya çapında benimsenmiştir. 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com