Avrupa'da Müzecilik

Özel müze projesi ciddi bir maddi gücün yanı sıra; zaman, uygun bir mekan, disiplin ve uzman personel ihtiyacını da beraberinde getirir. Bunlar gibi birçok önemli standartlar nedeniyle çoğu koleksiyon müze projesine dönüşememektedir.

ÖZEL KOLEKSİYONLARIN MÜZEYE DÖNÜŞÜMÜ

Özel müze projesi ciddi bir maddi gücün yanı sıra; zaman, uygun bir mekan, disiplin ve uzman personel ihtiyacını da beraberinde getirir. Bunlar gibi birçok önemli standartlar nedeniyle çoğu koleksiyon müze projesine dönüşememektedir.

Krzystof Pomian, “Koleksiyonlar ve Meraklar” adlı kitabında, sosyal hiyerarşinin, ekonomik dolaşımdan bağımsız olarak korunan ve özenle sergilenen koleksiyonların oluşumuna öncülük ettiğini söyler (Pomian, 1990, 32). Türk toplumunda, Avrupa örneğinde görülen Burjuva sınıfı olmadığından, koleksiyonculuk geç yaygınlaşmış bir olgudur. Bu durum koleksiyonculuğun yaygınlaşmasını geciktirdiği gibi, özel müzelerin açılışını da dolaylı olarak ertelemiştir.

AVRUPA’DA MÜZECİLİK:
Avrupa’da erken başlayan koleksiyonculuk faaliyetleri ve şahısların koleksiyonlarını çeşitli kurumlara bağışlamaları ile müzelerin oluştuğunu görmekteyiz. Örneğin 1587 yılında, koleksiyoncu Patrick Giovanni Grimani antik heykel koleksiyonunu, halka açık bir mekanda sergileme amacıyla Venedik şehrine bağışlamıştır. 1596 yılında, Federico Contarini, 1598 yılında Zuanne Mocenigo ve 1713 yılında Giacomo Contarini’nin de bu şehre antik heykeller bağışladıkları kaydedilmiştir (Pomian, 1990, 66). Böylece henüz XVII. yüzyılda, bu bağışlar sayesinde, Venedik şehri antik heykellerden oluşan kamu koleksiyonuna sahip olmuştur. Avrupa’daki diğer ülkelerde de erken tarihli benzer örneklere rastlanır.

1793 yılında Fransa Kraliyet Sarayı Louvre Müzesi olarak halka açılmıstır. Kraliyet ailesinin el konulan mal varlığı ve Napoleon’un fethettiği Avrupa ülkelerinden “savaş ganimeti” olarak getirdiği eserler böylece Paris’te özel mülkiyetten çıkarak halka mal edilmişlerdir.

British Museum da Sir Hans Sloane’nin koleksiyonu ile oluşmuştur. Ashmolean Müzesi varoluşunu Tradescant koleksiyonuna borçludur. Liverpool Müzesi’ne, XVIII. yüzyılda koleksiyoncu Joseph Mayer tarafından 14000 parça eser bağışlanmıştır (Greenhill, 1992, 21). Avrupa’da koleksiyoncuların ulusal kültüre sağladıkları katkılar, XIX. yüzyılda da devam etmiştir. Ulusal müzeler sanat patronlarının özel koleksiyonlarıyla zenginleşmiştir. Bu bağış ve destekler, kanunlarla teşvik edilmiş olsa da çoğunlukla ulusa hizmet ve kültürel bağı esas alan bir gelenekten kaynaklanmıştır. Varolan bağış geleneğinin güçlenmesiyle paralel olarak
müzelerin sayısında gözle görülür bir artış olmuştur.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Sosyal Medya Sayfaları

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Teknik Uzmanlarımız

Web Sitelerimiz

Tıp Uzmanlarımız

Ekonomi Uzmanlarımız