Kaizen Kaizen Dedikleri

Kaizen’i ingilizceye sürekli gelişim ( continuous improvement ) olarak çevirirler. Halbuki kaizen’in bu kadar dar kapsamlı olarak ele alınması, bu konunun tam olarak anlaşılmadığını gösterir. Kaizen, ” kai ” yani değişim, gelişim ve “zen” sözcüklerinden oluşmakta. Buradaki ZEN, basit bir yol olarak algılanmamalıdır. Daha iyiye, daha güzele doğru, istekle, heyecanla, yüreklilikle çıkılan yol olarak değerlendirilmelidir. Hani bilgeye mutluluğa giden yolu sorduklarında aldıkları yanıt gibi : Mutlu

Kaizen Kaizen Dedikleri
Kaizen’i ingilizceye sürekli gelişim ( continuous improvement ) olarak çevirirler. Halbuki kaizen’in bu kadar dar kapsamlı olarak ele alınması, bu konunun tam olarak anlaşılmadığını gösterir. Kaizen, ” kai ” yani değişim, gelişim ve “zen” sözcüklerinden oluşmakta. Buradaki ZEN, basit bir yol olarak algılanmamalıdır. Daha iyiye, daha güzele doğru, istekle, heyecanla, yüreklilikle çıkılan yol olarak değerlendirilmelidir. Hani bilgeye mutluluğa giden yolu sorduklarında aldıkları yanıt gibi : Mutluluğa giden bir yol yoktur, yolun kendisi mutluluktur.

Daha İyisi Olmaz Mı?
Kaizen ruhunu yansıtan en önemli soru bu bence. Mevcut durumdan memnun olmamak ve hep daha iyisini aramak. Biz bunu zaten farkında olmadan yapıyoruz. Bir manava gitsek, muhakkak ” ben olsam domatesleri şöyle yerleştiririm ” der, milli takımın nasıl oynaması gerektiği ya da ülkenin sağlık politikaları konusunda hep daha iyi fikirlerimiz vardır. Buradaki tüm amaç, tüm iyi niyetimizle hep daha iyi bir şeyler elde etmek içindir. Mevcut durumdan memnun olsaydık, şu anda olduğumuz yerde olabilir miydik? Hep daha iyi bir iş, daha güzel bir ev, daha çok huzur, daha iyi bir yaşam için çalışmadık mı?

Leonardo ” yeter artık daha fazlasına gerek yok deseydi” bir Mona Lisa ortaya çıkabilir, ya da Koca Sinan ” yeter artık yoruldum, daha iyisi de olmaz zaten ” deseydi bir Selimiye olabilir miydi ?
Sony’nin kurucusu Akio Morita ” İşin doğası kendi ürününüzü piyasanın gerisinde bırakmaktır. Eğer biz bunu yapmazsak biliyoruz ki rakiplerimiz bunu bizim için yapacaktır ” demişti. İşin aslı da o zaten. Siz kendinizi aşmazsanız başkaları sizi aşacaktır.

Bir Varmış Bir Yokmuş
Şimdi yazıya böyle başlayınca ” eyvah, gene masal mı anlatacak ” diyenleriniz olabilir. Aslında çooook eskilere dayanan masallardan değil, masal tadına gelmiş, günümüz örneklerinden söz edeceğim.

Hani hatırlayanlarınız vardır belki, eskiden telgraf diye bir şey vardı. Şimdi söylemeye kalksanız çocuklara masal anlatıyor muşsunuz gibi gelir, anlamakta, hayal etmekte bile zorlanabilirler. Ankara’daki babaanneni aramak için şehirlerarası telefon santraline kayıt yaptırır, bir kaç saat bekler, sonra konuşurduk deseniz, elinde pahalı bir tablet ya da akıllı telefon tutan bir çocuk “nasıl yani ???? ” diye garip garip yüzünüze bakar.

Bırakın zamane çocuklarını, uzay yolu dizisini anımsayın. Kaptan Kirk, cebinden telefonunu çıkarır, ” ışınla bizi Scotty ” derdi de nasıl şaşırırdık, kablosu bile olmayan bir telefonla nasıl konuştuğuna. Kendiliğinden açılan kapılar da bizi çok şaşırtmıştı o zamanlar, hayretler içinde hayranlıkla izlerdik. Şimdi, masal gibi geliyor değil mi? Halbuki binlerce sene öncesinden değil, topu topu 20- 25 sene öncesinden söz ediyoruz. Her şey nasıl da hızla değişiyor. Biz de değişiyoruz, anlayışlarımız, beklentilerimiz de değişiyor. Dolayısıyla insanlara, sorunlara, çözümlere, işe bakış açılarımız da değişmekte, değişmeli.

O zaman, Mevlana’yı bir kez daha analım : “Dünle beraber gitti cancağızım ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Web Sitelerimiz

Teknik Uzmanlarımız

Tıp Uzmanlarımız

Ekonomi Uzmanlarımız

Sosyal Medya Sayfaları