Konuşma ve Görüşme Üzerine

Davranışlarınız ve eylemler ile öne geçin, tartışmalar ile değil. Bir tartışmada susturduğunuz insanın sizin düşüncenize gelmesi mümkün değildir. tartışmacıların düşünceleri ile birbirlerini ikna ettikleri tarihte görülmüş şey değildir. Şartlar gereği susarlar. Ama ilk fırsatta karşınıza dikilirler. Bunun yerine somut eylemler ile inandırın.

3- Konuşma ve Görüşme Üzerine:

İşiniz ile ilgili bütün görüşmelerde ilk 3 dakikaya çok dikkat edin.  
İş ile ilgili mülakat, bir sözleşme, satış, MICE, hiç fark etmez. Muhatabınız, (On binlerce yıldan bu yana olgunlaşarak gelen bir içgüdü ile) sizi ilk birkaç dakikada tartar. Duruşunuz, bakışınız, el hareketleriniz, mimikleriniz, giyiminiz, ses tonunuz bunların hepsi, muhatabınıza sizinle ilgili bir mesaj verir ki bu şunlardan birisi ya da bir kaçı olabilir;

Dikkatli ol - Savunmaya geç - Atak yap - İşbirliği yapılabilir - Güvenebilirsin - Sakın Güvenme - Saygı duymalısın - Sevebilirsin - İnan

Bu anlamda, şunu bilmelisiniz. İmaj çok şeydir. Kullanacağınız sözcükler, ne kadar duru bir konuşma yaparsanız yapın, muhatabınızın onlara yükleyeceği anlamlara göre etki yapar. Tıpkı suyun içinde durduğu kabın şeklini alması gibi, sözcükler de, muhatabınızın o sözcüklere çizeceği çerçeveye göre şekillenir. Çoğu durumda da sözcükler muhatabınızın aklında bir anlam labirenti oluşturur.  İmaj bu labirentin kısa yoludur. Düşünceler ve duygular arasında oluşacak kuşkuyu imaj giderir. Sözcükler sıkıntılıdır. Kendinizi uzun uzun anlatmak zorunda kaldıysanız, geçmiş olsun. Muhatabınız sizi sorgulamaya başlamış demektir. Güçlü bir imaj edinin.

İşyerinde ve sosyal hayatta karşına çok agresif insanlar çıkacak. 
Ağır eleştiriler ve sataşmalarla sana saldıracaklar. Bütün amaçları sana en ağır sözlerle saldırıp, karşılıklı bağırış çağırışlardan muzaffer çıkmak olacak. 
Seni susturduktan sonra etrafa mağrur bakışlar atıp “Bakın nasıl ezdim.” mesajı verecekler. Onların hasta ruhları kavgadan, bağırış çağırıştan, ağır ve temelsiz iddialardan beslenir. Bu çapsızlar, başarıları ile değil, kopardıkları yaygara ile ‘saygı’ görmeyi hayal ederler. En sert ifade onlardadır. En yüksek tonda konuşmak onlardadır. En kabadayı beden dili onlardadır. 

Ne yapacağız? Çok kolay!
Onlara bütün bu hazları tatma fırsatını vermeyeceğiz. Bu yaygaracıları tek bir el hareketi ile susturma gücümüz yok ise, teslim olma taktiğini kullanacağız. Konu, onurunuzu korumakla ilgili değildir. Akıllıca ama saygın bir teslim olma durumu, aslında tam bir zaferdir. Sizinle berbat bir ağız dalaşına girip en sonunda sizi susturmanın keyfini yaşamak isteyen bu zorbayı by pass edin. Ona bu hazzı yaşatmayın. Tek bir sözcük bunun için yeterlidir. “ Haklısın ”. Kendinizden emin olarak devam edin. “ Bir dahaki sefere sizi üzecek bir duruma neden olmamak için daha dikkati olacağım” 
Apışıp kalacaktır!

Davranışlarınız ve eylemler ile öne geçin, tartışmalar ile değil. Bir tartışmada susturduğunuz insanın sizin düşüncenize gelmesi mümkün değildir. tartışmacıların düşünceleri ile birbirlerini ikna ettikleri tarihte görülmüş şey değildir. Şartlar gereği susarlar. Ama ilk fırsatta karşınıza dikilirler. Bunun yerine somut eylemler ile inandırın.

Eski eserler müzesine kalkmış olan OTORİTE kavramını unutun. 
Hem insanlık, hem de işyerleri artık dikey değil, yatay hiyerarşiye geçiyor. EMİR çoktan yerini RİCA’ya terk etti. Artık SOFT POWER zamanıdır. 
Bir gün, yollarınızın ayrıldığı çalışma arkadaşlarınızın sizi hangi sözcüklerle hatırlamasını isterseniz?
Sizi etraflarına hangi sıfatlarla anlatmasını dilerseniz.. Bu gün onlara o sözcüklerle hitap edin. O sıfatları bu günden hak edin. Evde, sokakta, beklediği saygıyı, insanların bakışlarında görmek istediği çekinmeyi göremediği için, bunları işyerinin sağladığı güce dayanarak, zorla almak isteyen zorbalara asla boyun eğmeyin. 

İnsan olma gururunuzu bir tokat gibi suratlarına vurun. Bir de kitap önereceğim size. Henüz Türkçesi basılmadı. Leaders without Titles – Ünvanı olmayan liderler 
Yazara göre unvanın sağladığı otorite gerçek liderlik için anahtar faktör değil. Tam tersine, resmi bir otoritesi olmasa da bazı insanlar var ki, 7 özellikleri ile insanları kendilerini takip etmeye yönlendirebiliyor. 

İşte o yedi özellik: 
Entelektüel derinlik - Sosyallik - Duygusal zeka etkisi - Kişilikli olmak - Sağlıklı olmak - Ahlaklı olmak - İyi bir dinleyici olmak.

Kusursuzu oynamayın.  
Kusursuz görünmenin agresif bir mesajı vardır.  “Ben hepinizden farklıyım, üstünüm.”  Sizi diğerlerinden üstün kılan niteliklerinizi göstererek sizi ‘çok sevenler ordusu’ kazanacağınızı mı sanıyorsunuz?  Tam tersine, sizin o üstün taraflarınızı görenler, bir yandan da kendi ‘aşağı konumlarının’ farkına varırlar. İstemeden de olsa bir ‘diş bileyen hayranlar! kitlesi’ yaratmış olursunuz.  Bu kıskançlık ateşi içinde kuyunuzu kazarlar. İşin kötüsü sizi sever göründükleri için nereden darbe vuracaklarını bilemezsiniz. 

İnsani bir profil çizin. Her zaman ulaşılabilir olduğunuzu göstermek için arada bir hata yapın. Makul kusurlarınızı ön plana çıkarın. Unutmayın, hayranlık ve kıskançlık iki kardeş duygudur.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Tıp Uzmanlarımız

Ekonomi Uzmanlarımız

Sosyal Medya Sayfaları

Teknik Uzmanlarımız

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Web Sitelerimiz