Bir Fotoğraf Arkası İçin Requiem

Bir Fotoğraf Arkası İçin Requiem / Semih Eser

Bir Fotoğraf Arkası İçin  Requiem
   
I
Küba’da Havana’dayım
Fidel’in Che’nin dolaştığı sokaklarda dolaşıyorum,
yolum düşmese bile Habana Libre oteline gidiyorum
Nazım’ın kaldığı otele, 
lobide ikinci katta onun resmi var, 
şiirinin içinden geçiyorum sanki, 
otelin tam karşısında Copellia adında bir dondurmacı
dünyanın dondurmasını satıyor her gün, mis gibi süt kokuyor
yokuşu çıkıyorum aslında tatlı bir meyil
26 Temmuz 1953’te Santiago’da başlayan
Sierra Maestra ve Sierra Crystal dağlarından
Santa Clara’ya uzanan yolun sonu 
Havana’da Devrim Meydanı’na varıyor
ben de geçiyorum o yollardan.
bir grup genç telaşla geçiyor önümden
daha sonra daha çok genç geçiyor
dik merdivenlerin sonunda 
mabet gibi Havana üniversitesi.
okyanusa doğru yürürken 
tarih dersi gibi eşlik ediyor heykeller.
ve Malecon’da bırakıyorum kendimi 
görkemli günlerini arayan binaların yanından
şehrin kalbine su gibi akıyorum.
kocaman bir park var köşesinde El Floridita,
Hemingway ile sözleştik Daiquiri içiyoruz,
ben ısmarlamak istiyorum, olmaz diyor
o anlatıyor ben dinliyorum devrim günlerini.
zor zamanlardı diyor, Fidel’e inanmıştım halk da inanmıştı
tarih onu aklayacaktı ve akladı. 
artık hiçbir şey eskisi gibi değil, sömürmüyor kimse kimseyi.
bak diyor yokluğa mahkum edilmiş bir halk
şarkı söylüyor, dans ediyor
bak diyor küçük çocuklara, tertemiz üniformalarıyla
ve sırtlarında rengarenk çantalarıyla okula gidiyor,
ana karnında ölmüyor hiçbir çocuk,
belki yoksullar ama evsiz yok aşsız yok.
ilaç vermedik ya onlara kendi ilaçlarını
kendileri yapıyor artık. insanlar uzun yaşıyor burada
ah bir de kasırgalar olmasa
başımıza yıkılmasa gök, deniz patlamasa Havana sokaklarına,
oysa diyor denizi en iyi ben bilirim, yaşlılığı da.

II
Havana’dayım yine Eski Havana’da
her yerde Che’nin resimleri var
her lokantada barda Comandante çalıyor
bir şeyler yanlış biliyorum hatta fark ediyorum
sokaklarda bir yanda güler yüzlü insanlar
diğer yanda herkes tüccar, ne istersen satıyor.
eski Amerikan arabaları çoğu gıcır gıcır
yaratıcı aklın sonucu hepsi çalışıyor
sırnaşık gülümsemeleri ve sahte mutluluklarıyla
üstü açık arabaların arkasına oturmuş
resmi geçitte halkı selamlayan devlet başkanı edası takınmış
turistlere gıcık oluyorum, en çok da gencecik Kübalı kızların
yanında paralarıyla çapkınlık yapan yaşlı başlı beyaz adamlara.
bir şeyler tam da olmamış, insanlar daha çoğunu istiyor artık
devrim genç ve bunca kıskaca rağmen direniyor
olmuyor işte tam da olmuyor, insan bu ya daha fazlasını istiyor
ve üç kuruşa satıyor bedenini…

III

Havana’dayım yine Eski Havana’da,
dolaşıyorum satranç tahtası gibi sokaklarında
binalar insanlar kadar eski, barlardan yükselen müzik 
çağırıyor insanı, içmek sanki bir kader buralarda.
yine Floridita’dayım bu sefer yalnız başıma,
biraz Mojito biraz Cuba Libre çokça Daiquiri
başım dönüyor sokağa atıyorum kendimi.
küçük parkı çevreleyen taşa oturmuş
yaşlı bir kadın çekiyor dikkatimi 
fotoğraf çekmek için izin istiyorum
elbette diyor her şeye rağmen gülen gözleriyle
oysa geçmiş ve gelecek zamanın hüznü
gece gibi çökmüş üstüne,
yaşından önce kırışmış ağır işçi elleri
ve yüzünde her kamçının izleriyle
gülümsüyor yine de ve derin dipten gelen 
tiz bir sesle haykırıyor
insanım ben insan
köklerinden acımadan koparttığınız ve alıp sattığınız
şeker kamışı ve tütün tarlalarına sürdüğünüz
zorla koynunuza alıp işkence edip öldürdüğünüz
insanım ben
sizin kitaplarınızda zulüm var yine de inanın diyorsunuz
oysa karşılamıyor bizim dualarımızı,
doğa içinde ve uyumla yaşadık biz 
sadece yakardık kurucu ataya ve toprak anaya
bir tek çiçek bile kopartmayız gerekmedikçe
çünkü insanız biz insan
atalarımız böyle yaşadı bizim, siz çaldınız
getirdiniz bilmediğimiz yerlere, inanın dediniz inandık
çalışın dediniz çalıştık,
ölün dediniz bize ölün bizim savaşımız için
öldük ve öldürdük bilemedik niye
bak karşındayım şimdi onca acıya göğüs germiş
onuruyla yaşamış ve çalışmış iki lokma için
insanım çünkü ben insan
gülümserim beni anlamak isteyen bir çift göze
dedi ve sarıldı boynuma gençliğine sarılır gibi
ve bir buruk tat ile bu yolculuk da bitti…

23 Ocak-8 Şubat 2018 Küba Yolculuğu Anısına Yazılmıştır.
Semih Eser

 

 

 

 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.