Parçalı Anlatım III

ŞİŞLİ’DEN BEŞİKTAŞ’A

ŞİŞLİ’DEN BEŞİKTAŞ’A

* Şişli’den taksiye bindim. Beşiktaş'a gideceğimi söyledim. Barbaros Bulvarından aşağı doğru iniyoruz, yaya kaldırımı ile aramızda bir metre kadar var, hızla bir motosiklet geçti sağımızdan. Az sonra ineceğimi söyledim. Durduğunda, şoföre sağ dikiz aynasından bakıp motor geçiyor mu bildirmesini istedim. Abi buradan geçemez dedi. Az önce geçti biri demek farkına varmadın deyince sanki onu kandırıyormuşum gibi “tövbe tövbe” diye söylendi.

* Şehirli olmanın sorumluluğunu yerine getirmiş ve vatandaşlık görevini yapmış olmanın gönül rahatlığı ile daha da önemlisi tüm efendiliğimle “tövbe tövbe” sözüne aldırış etmeden arabadan indim.

* Yıllar önce Tel Aviv’deyim. Otelden bir taksi ile Christie’s Müzayede Evine gittim. Araba kaldırıma çok yakın durdu. Ben de parayı ödedim ve arabadan çıkmak için kapıyı açtım. Kapıyı açar açmaz iki metalin birbirine çarpmasından dolayı iç kıyıcı bir ses çıktı. Yere düşen motosiklet sürücüsünü kaldırdım. Hem taksi şoförü hem de motosikletli hasarı ödememi istediler. Neyse ki ikisi de İngilizce biliyordu: Beni ilgilendirmez soldan akan trafikte araçların sağından geçilmeyeceğini üstelik de kaldırıma çok yakınken hiç geçilmeyeceğini söyledim ve uzaklaştım.

* Dünyanın neresine gidersem gideyim mutlaka bir olayın içinde buluyorum kendimi.

* Barbaros Bulvarı tarafından Beşiktaş'ın Çarşı içine doğru yürüdüm. Yiyecekten giyeceğe her eşyanın satıldığı, renk cümbüşü yaratan insanların oradan oraya aceleyle koşuşturduğu manzara, Balık Pazarına gelince bir anda yerini hararetli konuşmaların olduğu az hareketli ama başka türden bir, çok sesliliğe bıraktı kendini.

* Önünden geçtiğim meyhanelerin dışarıya atılmış masalarında yer bulmak imkânsız gibi duruyor. Nasıl bir kitle var diye dikkatlice baktım. Elbette çoğunluk erkeklerdeydi. Bununla beraber sadece kadın kadına oturan gruplar ve sevgilisi ya da eşiyle gelmiş çiftlerin sayısı da hiç de azımsanacak cinsten değildi. Bunu da çok umut verici bulduğumu söylemeliyim.

* Dar sokakları iyice daraltan masaların yanından geçerken “anlık” olarak muhabbetlerin ortasından bir yerinden duyduğum sözcükleri cümleye tamamlamak yine bana düştü. Cümleleri tamamlamak zor olmadı ancak yazım kuralları ihlalleriyle bayağı uğraştım: Dahi anlamındaki ‘de’ ve ‘da’yı bitişik söyleyenler mi istersiniz, soru cümlelerini işaretsiz bitirenler mi istersiniz, “ahkâm” sözcüğündeki düzeltme (şapka) işaretini a’lardan ikincisi değil de birincisine koyanlar mı istersiniz, ne ararsanız var.

* Kafam onca şeyle meşgul iken biraz yolu uzatmış olsam da sonunda kutlamanın yapılacağı meyhaneye vardım.

* Meyhanenin kapısının önünde ağzımdan şu sözlerin çıktığı rivayet olunur: " İrişir (erişir) menzil-i maksûduna âheste giden Tîz-reftâr olanın pâyine dâmen dolaşır " (Ziya Paşa). Meali: Yavaş giden hedefe ulaşır; acele edenin eteği ayağına dolaşır.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.