Parçalı Anlatım V

NE ŞAİRLER VAR HİÇ OKUMAMIŞIM

NE ŞAİRLER VAR HİÇ OKUMAMIŞIM

* Eve dönmeden önce Beşiktaş Çarşı içinde biraz dolaşmak istedi canım. Ara sokaklara kurulmuş meyhanelerin müşterileri geldiğim saate oranla azalmış olsa da hâlâ hatırı sayılır bir kalabalık vardı. Galiba gençler meyhaneleri bırakıp ya benim de az önce içinde olduğum müzikhole ya da eve gitmeden önce “cila” niyetine birahanelere akın etmişlerdi. Son zamanlarda, çok sayıda İngiliz tarzı birahaneler türemiş Beşiktaş’ta…

* Birkaç hafta önce bir dostum ile Beşiktaş’a yolumuz düştüğünde, beni Şöhretler Köftecisine götürmüştü. Köftesi bir hayli güzel; insanın damak ‘hafızasına’ kazınacak cinsten. Yerini bulabilmek için biraz dolaşmam gerekti. Bulunduğu sokağın ismine baktım: Şair Leyla sokağı. Böyle güzel sokak isimlerine bayılıyorum hem akılda kalıyor hem de insanda araştırma isteği uyandırıyor.

* Kimdi bu adı sokağa verilecek kadar önemli Şair Leyla Hanım? Biraz araştırınca biri 1850’de ölmüş diğeri o yıllarda doğmuş Divan şairi iki Leyla Hanım buldum. İkisi de birbirinden ilginç iki özel kadın. Sokağa hangisini adı düşünülerek verildi bilmiyorum ama her hâlükârda güzel.

* Bilgi sonsuz bir deniz; insan her kulaçta yeni bir suya değiyor. Şair Leyla sokağını araştırırken bir de o sokakla ilgili bir şiir buldum:

Şair Leyla Sokağı

Payıma düşen toprak parçası

Senin de payına düşer.

Ayrılık gayrılık yok

Ölüm nefesinde nasıl olsa.

Amma henüz vakit erken

Daha dün

Karşı apartmanın balkonunda

Dur bakalım hele

Ben salata satayım

Şair Leyla sokağında

Sen gene koş

Bez fabrikasındaki

Tezgâhın başına.

Ölüm içimde

Ölüm dışımda

Ölüm talihsiz aşımda

Ölüm kuru başımda

Teselli benim gözyaşımda.

RÜŞTÜ ONUR

 

* İtiraf ediyorum ki Rüştü Onur’un adını daha önce duymamıştım. Şiirini çok sevince biraz da onu araştırayım dedim. 1920 yılında Zonguldak, Devrek'te doğmuş. Verem olunca okulu bırakıp tedavi için birkaç kez Heybeliada Sanatoryumuna yatmış. Orada tifo hastası Mediha adında bir kıza âşık olmuş ve evlenip birlikte kızın Beşiktaş Şair Leyla sokağındaki evinde yaşamaya başlamışlar. Para kazanmak için Çarşı’da salatalık satarmış. Bu arada edebiyat merakıyla çok sayıda şiir, deneme ve hikâye yazmış. Sevdiği kız 1942 Kasım'ında kendisi ise ondan süre sonra 1 Aralık’ta 22 yaşındayken ölmüş. Salâh Birsel bu çok sevdiği arkadaşının yazdıklarını ve ölümünden sonra onun için yazılanları toparlayıp 1956 yılında Rüştü Onur kitabı yayımlamış. Behçet Necatigil’in Rüştü Onur için yazdığı şiir de pek güzel doğrusu:

    Bir şair yaşamıştı Zonguldak'ta

     Adı Rüştü Onur'du

     Bilseydi hatırlanacağını

     Ölümünden sonra

     Memnun olurdu.

* Nasıl atlamışım böylesine ilginç bir şairi. Ne yaşamlar var içine bir ömürden fazlası sığmış…

NOT: Bu yazıyı yazdıktan sonra, Zonguldaklı iki genç şairin Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun yaşamını anlatan “Kelebeğin Rüyası” adlı bir film çekildiğini, Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazıp yönettiğini, öğrendim. Geç kalmışım ama çok güzel bir keşif oldu benim için…

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.