Devrim Şehidi Kubilay

Erhan Oktay / Devrim Şehidi Kubilay / Bigadiç / Bundan tam 90 yıl öncesiydi, yüce ve asil Türk Milletinin, bağımsız topraklarımız üzerinde bin bir güçlüklerle kurmuş olduğu CUMHURİYET, düşmanları tarafından içlerine sindirilemiyor ve her fırsatta saldırılara maruz kalıyor, yıkılmaya çalışılıyor, kanlı olaylara hedef oluyordu.

CUMHURİYET ŞEHİDİMİZ KUBİLAY

Bundan tam 90 yıl öncesiydi, yüce ve asil Türk Milletinin, bağımsız topraklarımız üzerinde bin bir güçlüklerle kurmuş olduğu CUMHURİYET, düşmanları tarafından içlerine sindirilemiyor ve her fırsatta saldırılara maruz kalıyor, yıkılmaya çalışılıyor, kanlı olaylara hedef oluyordu. O zamanlarda, Cumhuriyetimiz henüz daha çok yeni ve 7 yaşındaydı. Zihinleri sadece yıkmaya, yakmaya ve yok etmeye çalışan gerici yobazlar ve tarikat teşkilatlarının kölelerinin hedefinde bu kez, Asteğmen Mustafa Fehmi KUBİLAY isminde genç bir vatan evladı vardı. Kubilay, vatan ve namus borcu olarak bildiği, kutsal, şanlı ve şerefli askerlik mesleğini yapmak üzere, Menemen Piyade Alay Komutanlığına gitmişti.

Şeyh Esat'ın Manisa'da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim tarafından yönlendirilen, çember sakallı, sarıklı ve cüppeli, dördü silahlı toplam 6 kişi, 23 Aralık 1930’ tarihinde, sabah namazından sonra camiden aldıkları Yeşil Sancağı yola dikerek, silah zoruyla etraflarına halkı toplamaya başladılar. Elebaşılar arasında, Giritli Derviş Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan vardı. Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini “Mehdi” olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi.

Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyleyerek halkı tehdit ettiler. Diktikleri bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye ve “Şapka giyen kâfirdir, tekrar yine şeriata dönülecektir.” diyerek bir isyan hareketi başlattılar. Kasabaya halife ordusunun geleceği iddiası, halk arasında büyük panik yarattı. Tüm bunlardan amaç CUMHURİYETİ yıkmak ve Hilafeti yeniden geri getirmekti.

Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, Alay Komutanı, Yedek Subay Asteğmen Kubilay’ı, olayları bastırmak üzere olay yerine gönderdi. Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle (O zamanlarda, bir manga 11 askerden kuruluydu.) olay yerine geldi. Kubilay askerlerin yanından ayrılarak, tek başına isyancıların arasına girip teslim olmalarını istedi. Gruptan isyancı birisi ateş ederek Asteğmen Kubilay'ı yaraladı. Kubilay yaralı halde kaçarak cami avlusuna sığınmış, ancak Derviş Mehmet ve arkadaşları Kubilay’ın peşinden gidip, Derviş Mehmet’in çantasından çıkardığı testere ağızlı kör bağ bıçağıyla yaralı Asteğmen Kubilay’ın başını keserler. Kubilay’ın başı yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya, iple bağlanarak Menemen meydanlarında dolaştırılır. Olay yerine yetişen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaralar, ancak açılan ateş sonucu o da şehit olur. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu şehit düşer.

Cumhuriyete karşı yapılan isyan neticesinde, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa Türkiye Cumhuriyetinin Başkomutanı ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla Genelkurmay Başkanına gönderdiği taziye mesajında, özetle “ Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci  muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey, temiz kanı ile cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır. ” Demek suretiyle Cumhuriyet devrimlerinin bu tür isyan hareketleriyle sindirilemeyeceğini ve bilakis daha da güçleneceğini ima etmiş ve dile getirmiştir.

Kubilay Olayı, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin 1925'deki Şeyh Said İsyanından sonra tanık olduğu en önemli ve affedilmesi mümkün olmayan kanlı vahşetidir. Gerici yobazların Cumhuriyetimize Menemen olayına ilişkin saldırısında 3 vatan evladı şehit edilmişti. Devlet Kubilay'ın şehit edilmesine çok sert tepki gösterdi. 27 Aralık 1930 günü Dolmabahçe Sarayı’nda Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında bu hususla ilgili bir toplantı yapıldı. Bazı kaynakların ifadesine göre Mustafa Kemal Paşa, Kubilay’ın şehit edilmesi olayına çok hiddetlenmişti. Daha birkaç yıl önce, Yunan İşgalinin acısını tatmış bir yöre halkına bu olayın yaşatılması çok büyük bir esefti. Mustafa Kemal Paşanın, bu olayın meydana gelmesi üzerine bazı kaynaklara göre, MENEMEN ilçesinin haritadan silinmesini emrettiği söylenmektedir.

Bu kanlı olayın faillerinin yargılanması ve gerekli cezai işlemlerin verilerek infaz edilmesi için 31 Aralık 1930 günü Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir’in merkez ilçelerinde 1 Ocak 1931’den itibaren 1 ay süre ile Fahrettin Altay komutasında sıkıyönetim ilan edilmiş ve 1. Kolordu Komutan Vekili General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Divanı Harp kurulmuştur. Divanı Harp tarafından yapılan yargılamalar neticesinde, 105 sanık hakkında Anayasayı cebren tağyir, eyleme iştirak, azmettirme veya Mehmet’in Mehdiliği için harekete geçtiğini bildikleri halde, zamanında hükümete haber vermedikleri ve tekkelerin seddinden sonra ayini tarikat icra ettikleri suçlamalarıyla 37 sanık hakkında idam cezası, 41 sanığa da çeşitli sürelerde hapis cezaları verilmiş, olayla ilgisi olmadığı ve suçsuz olduğu anlaşılan 67 sanığın ise beraatına ve salıverilmesine karar verilmiştir.

Yargılanan ve cezaları onanan 28 sanık, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen'de Kubilay'ın testere ağızlı kör bağ bıçağıyla başının kesildiği yerde asılarak idam edildi. Bu idamlara neden teşkil eden, kanlı vahşet ve Cumhuriyete çekilen silahlar hiçbir zaman unutulmadı, asla da unutulmayacaktır. Olayın hemen ardından Menemen'de devrim şehidi iki bekçi ve Kubilay adına anıt dikildi. Anıtın üzerinde aynen şöyle yazmaktadır. “İnandılar, dövüştüler ve öldüler. Bıraktıkları emanetlerinin bekçileriyiz.” yazmaktadır.

Benim, bu asil milletin kanını taşıyan bir neferi olarak MENEMEN kelimesini duyduğum her zaman bu yaşanan kanlı ve insanlık dışı vahşet aklıma gelir ve tüylerim her seferinde diken diken olur, o olayın anısına ve o olayı ölümsüzleştiren o anıt hemen gözlerimin önüne gelir. Menemen’e her gittiğimde de, öncelikle o anıta giderim, şehitlerimizin aziz maneviyatları önlerinde eğilerek, onlara duymuş olduğum ve son nefesime kadarda duyacağım minnet duygularımı belirtirim.

Kahraman vatan evlatlarının kalleşçe katledilmelerini yüce milletimiz asla unutmadı ve unutmayacak, asla affedilmeyecek ve hiçbir suretle faillerinin vebali altından kalkamayacağı menfur olaya sebebiyet veren Cumhuriyetimizin düşmanlarını şanlı ve şerefli Türk Tarihi önünde lanetliyorum. Böyle eşsiz kahraman, vatan evlatları sayesinde milletimiz ve onun eşsiz eseri olan, cumhuriyet ilelebet var olacaktır. Aziz şehitlerimiz, sizler sayesinde bizler ve eseriniz cumhuriyetimiz ayaktadır, sizleri başta ulu önder gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere saygı, hürmet, minnet, özlem ve rahmetle anarken, AZİZ RUHLARINIZ ŞAD OLSUN.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz