Çok geç olmadan

Oğlu babasının vasiyetini dinlemiş. Her gün yepyeni elbiseler, ayakkabılar giyiyor; ertesi gün onları başkalarına verip yenilerini alıyormuş. Evde her öğün ziyafet sofraları kurduruyormuş. Cebindeki paraları, yanından hiç ayrılmayan insanlarla yemiş, içmiş.

Çok Geç Olmadan

Küçükken annem bize bir öğüt vereceği zaman bunu mutlaka bir hikayeyle anlatırdı. Onlardan birini hiç unutmam. 

Çok varlıklı bir adam ölmeden önce oğluna şöyle vasiyette bulunmuş: “Oğlum, demiş, sana büyük bir servet bırakıyorum. Sen bu serveti kolay kolay bitiremezsin. Onun için her gün yeni elbiseler, ayakkabılar giy; her öğünün bir ziyafet olsun; cebin her zaman parayla dolup taşsın; yanından hiç arkadaşın eksik olmasın. Ama bir gün paran biter de sıkıntıya düşersen, sakın sefalet içinde yaşama. Git, tavan arasında falanca yerdeki halkaya kendini as, kurtul.”

Oğlu babasının vasiyetini dinlemiş. Her gün yepyeni elbiseler, ayakkabılar giyiyor; ertesi gün onları başkalarına verip yenilerini alıyormuş. Evde her öğün ziyafet sofraları kurduruyormuş. Cebindeki paraları, yanından hiç ayrılmayan insanlarla yemiş, içmiş. Tam bir mirasyedi hayatı yaşayıp, koca serveti kısa zamanda tüketmiş. Mal mülk bitince, onun bol bol parasını yiyenlerin hiçbiri kalmamış etrafında. Kendilerinden yardım istediğinde, hepsi birer mazeret gösterip ortadan kaybolmuşlar. Anacığı evlere çamaşıra, temizliğe gitmeye başlamış. Sonunda genç adam utanç ve çaresizlik içinde: “Babamın bir vasiyeti daha vardı; onu da yerine getireyim bari” demiş. Tavan arasına çıkıp, babasının dediği yere kendini asmış. 

Tam o anda, tavandaki halkanın takılı olduğu kapak açılmış; adam yere yuvarlanmış. Üzerine çil çil altınlar dökülmüş. İçlerinden bir de mektup çıkmış: “Oğlum, diyormuş babası mektupta, ben sana her gün yeni elbiseler, ayakkabılar giy dediysem; onları temiz tut, elbiselerini ütüle, ayakkabılarını boya, yepyeni olsunlar demek istemiştim. Her öğünün bir ziyafet olsun derken; sofraya acıkarak otur, o zaman senin için ziyafet olur demek istemiştim. Cebin parayla dolup taşsın derken; paranı idareli harca, paran bitmesin demek istemiştim. Yanından hiç arkadaşın eksik olmasın derken arkadaşlarını öyle iyi seç ki, iyi gününde de kötü gününde de seni yalnız bırakmasınlar demek istemiştim. Ama senin bunları öğrenmen için o günleri yaşaman gerekiyordu. Bunu bildiğim için servetimin bir kısmını buraya sakladım. Bundan sonra aklını başına topla, elindekilere sahip ol.”

Genç dersini almış, o günden sonra hiç sıkıntı çekmeden yaşamış.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com