ENRICO BERLINGUER

Avrupa Komünizminin savunucularındandır. 25 Mayıs 1922’de Sassari’dc doğdu. 1937’den sonra anti-faşist gruplarla ilişki içine giren Berlinguer, 1943’te İtalyan Komünist Partisi’ne (İKP) kaydoldu. 1945’te İKP merkez komitesi üyeliğine seçildi. İtalyan Komünist Partisi’nin 1972’de Milano’da yapılan XIII. Kongresi’nde ise genel sekreterliğe getirildi. Bu tarihten itibaren öldüğü güne kadar genel sekreterlik görevini sürdürmüş olan Berlinguer, aynı zamanda Avrupa Parlamentosu üyesiydi.

Enrico Berlinguer'in yaşam öyküsü:

Doğum tarihi: 25 Mayıs 1922, Sassari, İtalya
Ölüm tarihi ve yeri: 11 Haziran 1984, Padova, İtalya

Avrupa Komünizminin savunucularındandır. 25 Mayıs 1922’de Sassari’dc doğdu. 1937’den sonra anti-faşist gruplarla ilişki içine giren Berlinguer, 1943’te İtalyan Komünist Partisi’ne (İKP) kaydoldu. Partinin Sassari Şubesi Gençlik Örgütü’nün sekreterliğini yaptı. Ocak 1944’ie Sassari’de başlayan anti-faşist halk ayaklanmasına katıldığı gerekçesiyle bir süre tutuklandı. 1944 yılı sonunda Uluslararası Komünist Gençlik Teşkilatı üyesi, 1949-1956 arasında Komünist Gençlik Federasyonu Genel Sekreteri oldu; 1950-1953 arasında Dünya Gençlik Federasyonu’nda görev aldı. 1945’te İKP merkez komitesi üyeliğine seçildi. 19 Mayıs 1968’deki parlamento seçimlerinde Roma’dan milletvekili seçildi. İtalyan Komünist Partisi’nin 1969’da Roma’da yapılan XII. Kongresi’nde parti genel sekreter yardımcılığına, 1972’de Milano’da yapılan XIII. Kongresi’nde ise genel sekreterliğe getirildi. Bu tarihten itibaren öldüğü güne kadar genel sekreterlik görevini sürdürmüş olan Berlinguer, aynı zamanda Avrupa Parlamentosu üyesiydi.

Berlinguer “Avrupa Komünizmi” adıyla bilinen siyasal akımın temsilcilerindendir. İtalyan Komünist Partisi 1970’lerin başlarından başlayarak Fransız Komünist Partisi ve İspanyol Komünist Partisi ile birlikte proletarya diktatörlüğü kavramını reddederek, Batı tipi çoğulcu bir siyasal yapı içinde parlamenter yoldan sosyalizme geçiş görüşünü savunmaktadır. İtalyan Komünist Partisi’nin “Avrupa Komünizmi” içindeki dikkat çekici özelliği, öteki siyasi partilerle ittifak sorununu “tarihsel uzlaşma” biçiminde ortaya koyarak geliştirmesi ve İtalya’nın siyasal yaşamı içinde gerçekleştirmeye çalışmasıdır.
 
Berlinguer, “tarihsel uzlaşma” kavramını ilk kez 1973’te partinin yayın organı Rinascita’da (“Yeniden Doğuş”) çıkan bir makalesinde kullanmış ve önerdiği yeni stratejinin Togliatti ve Gramsci’nin görüşlerinin bir uzantısı olduğunu ileri sürmüştür. “Tarihsel uzlaşma”, 1976 genel seçimlerinden sonra İKP’nin Hıristiyan Demokratlar’a koalisyon hükümeti kurmayı teklif etmesiyle güncellik kazanmış, ancak gerek parti içindeki görüş ayrılıkları, gerekse Hıristiyan Demokratiar’ın uzlaşmaya yanaşmaması sonucu gerçekleşmemiştir.

Berlinguer sosyalizme geçişin birden fazla yolu bulunduğunu savunmaktadır. Ona göre İKP’nin izlediği yol Rusya’da Ekim Devrimi’nin temsil ettiği ya da öteki sosyalist ülkelerin izlediği yol değildir. “Avrupa Komünizmi” ise evrensel olarak geçerli çözümler önerme iddiasını taşımamaktadır. Berlinguer’e göre, İtalya’daki demokratik parlamenter yapı, İtalyan halkının ve işçi sınıfının mücadelesi sonucunda elde edilmiştir. Bu miras korunmalı ve geliştirilmelidir. Sosyalizme geçiş, demokratik yapı aracılığı ile ve çok partili sistem içinde gerçekleşecektir. Öte yandan, sosyalist toplumda da toplumsal örgütlenmelerin, sendikaların özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. Sosyalizme geçiş, ekonominin demokratik bir biçim­de planlanmasını gerektirir. Sosyalizmin amaçlarının gerçekleştirilmesi için, üretim araçlarının tümü üzerindeki mülkiyetin devletin eline geçmesi gerekmez. Özel sektör ve kamu sektörü demokratik bir plan çerçevesinde bir arada varolabilir. Böyle bir planın oluşabilmesi ise demokratik bir siyasal iktidarı ön­görür.
 
Sosyalizme geçişin ilerici güçler arasında bir ittifakı gerektirdiğini ileri süren Berlinguer’e göre, İtalya’daki partiler sınıf çıkarlarının dolaysız bir yansımasını temsil etmemektedir. Bu bağlamda, Sosyalist Parti’nin yanı sıra işçi sınıfı oylarının büyük ölçüde toplandığı Hıristiyan Demokrat Parti ile de ittifak yapılmalıdır. Dinsel özgürlükten yana olan İtalyan komünistlerinin Katolik güçlerle ilişkiye gir­mesi sol hareket açısından yararlıdır; çünkü bu, Hıristiyan Demokrat Parti içindeki ilerici unsurlarla yakınlaşma yolunu da açacaktır. Sol partiler iç ve dış çelişkileri zıtlaştıran bir strateji izlememelidir, çünkü Yunanistan ve Şili örneklerinde görüldüğü gibi, sosyal ve siyasal çatışmalardaki kutuplaşma otoriter rejimlere zemin hazırlamaktadır.

Berlinguer’e göre, insanlığın varlığını sürdürebilmesi ve ilerlemesi için, barış içinde bir arada yaşama ve farklı siyasal sistemlere sahip ülkeler arasında işbirliği gereklidir. Uluslararası yumuşama, ülkeler arasındaki çatışmaların görüşmeler yoluyla çözümlenmesi, silahsızlanma ve yeni bir uluslararası ekonomik düzen bu sürecin vazgeçilmez öğeleridir. Berlinguer, dış politika konusunda, SSCB’nin 1968 Çekoslovakya, 1979 Afganistan ve 1980 Polonya olaylarında izlediği çizgiyi eleştirmiştir. İtalya’nın NATO üyeliğini onaylayan Berlinguer, Avrupa’ya ilişkin olarak, demokratik, ilerici ve barışçı bir Avrupa Topluluğu’nun sosyalizme geçiş sürecinde yararlı olacağına inanmaktadır. İtalyan Komünist Partisi’nin AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) ve Avrupa Parlamentosu gibi kuruluşlara katılarak, bunların demokratik bir biçimde gelişmesine katkıda bulunmasını savunmaktadır.

Berlinguer'in en son büyük söylemi solcu partiler arasında dayanışma çağrısı oldu. Berlinguer, 7 Haziran 1984 tarihinde, bir toplantıda yaptığı konuşma sırasında beyin kanaması geçirdi. Dört gün sonra ölen Berlinguer'in cenazesine bir milyon kişi katıldı. Vatikan da dahil olmak üzere tüm partilerin liderleri baş sağlığı dilediler ve onun kariyerini öven konuşmalar yaptılar. 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com