Hazım Körmükçü
Hazım Körmükçü / Güzel İnsanlar / Bilgi Peşinde / www.bilgipesinde.com / Gerçek adı Kâzım Körmükçü'dür. Tiyatro ve sinema oyuncusu Pelin Körmükçü ile Hazım Körmükçü torunlarıdır. Babası Mızıka-i Hümayun (Saray müzik okulu ya da orkestrası)’da solfej öğretmeniydi. Babasının mesleği nedeniyle müziğe merak salmış ve birçok enstrümanı çalmaya başlamıştı.
Hazım Körmükçü'nün (Dede) yaşam öyküsü:
Doğumu: 1898, Beyoğlu İstanbul
Ölümü: 1 Nisan 1944, İstanbul).
Gerçek adı Kâzım Körmükçü'dür. Tiyatro ve sinema oyuncusu Pelin Körmükçü ile Hazım Körmükçü torunlarıdır.
Babası Mızıka-i Hümayun (Saray müzik okulu ya da orkestrası)’da solfej öğretmeniydi. Babasının mesleği nedeniyle müziğe merak salmış ve birçok enstrümanı çalmaya
başlamıştı. Şemsülmekâtip'te okudu, ardından Kabataş İdadisi (Lisesi)'ni bitirdi. Bir süre Belediye'de Zabıt Katibi olarak görev yapar. Türkiye'nin ilk tiyatro ve sinema sanatçılarından biridir.
Küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilenmesine karşın, tiyatro sevgisinin ağır basmasıyla 1915 yılında Körmükçü önce Benliyan'ın (Arşak Haçaduryan) kurucusu olduğu Millî Osmanlı Tiyatro Operet Kumpanyasında Clariette'nin 28 Günlük Askerliği adlı oyunla yardımcı oyuncu olarak çalışmaya başladıktan sonra, 1917 yılında Vasfi Rıza Zobu ile birlikte Darülbedayi'ye girdi.
Karagöz oynatmayı da öğrenen Körmükçü, burada yardımcı oyuncu olarak çalışmaya başladı. 0 yıllarda sahnelenen " Kayseri Gülleri" ndeki “Yanko” rolü ile seyirciden büyük bir beğeni ve şöhret kazandı.
1924-25 sezonunda Muhsin Ertugrul ve Arkadaşları Topluluğu' nun Ferah Tiyatrosu'ndaki oyunlarında rol aldı, 1925-26 sezonunda Raşit Rıza (Samako) Topluluğu ve Milli Tiyatro'da çalıştı. Başta Lüküs Hayat olmak üzere birçok operet oyunlarında rol aldı. Özellikle, Musahipzade Celal' in oyunlarında, operetlerde ve müzikli oyunlarda ün yaptı...
Tiyatro'da özellikle komedi rolleri ile tartışmasız mükemmel kişilikler sergiledi. “Ceza Kanunu”, “Kibarlık Budalası”, “ Mum Söndü” gibi oyunların yıldızı oldu. Bu büyük aktör, sadece rolleri ile değil, özel hayatında da çevresine neşe taşıyan, yaptığı şaka ve hicivlerle onlan güldürmüş bir dost olarak iz bırakmıştır.
Körmükçü , 1920’li yılların sonlarına doğru film sektörüne girerek, Muhsin Ertuğrul'un yönettiği filmlerin tanınmış oyuncularından biri oldu. İlk olarak 1932 yılında “Kaçakçılar" filmi ile kamera karşısına geçti.
Usta oyuncu Körmükçü; Ankara Postası (1928), Kaçakçılar (1929), İstanbul Sokaklarında (1931), Bir Millet Uyanıyor (1932), Leblebici Horhor Ağa (1933), Söz Bir Allah Bir (1933), Karım Beni Aldatırsa (1933), Düğün Gecesi (Kanlı Nigar, 1933), Milyon Avcıları (1934), Aysel Bataklı Damın Kızı (1935 ), Aynaroz Kadısı (1938 ), Allah'ın Cenneti (1939 ), Tosun Paşa (1939), Bir Kavuk Devrildi (1939), Akasya Palas (1940), Kahveci Güzeli (1941), Nasreddin Hoca Düğünde (1943), Domaniç Yolcusu / Unutulan Sır (1946 ), Mahallenin Namusu (1953) adlı sinema filmlerinde başarlı oyunlar sergilemişti.
Birçok filmde başrol oynayan sanatçı, ayrıca bir karagöz ustasıydı. Ölümüne kadar da amatör olarak Karagöz oynatıcılığı yapacaktır. Hazım Körmükçü'nün adaş-torunu Hazım Körmükçü verdiği bir röportajda, aile geçmişlerinin Karagöz sanatı ile bağlantısını şöyle anlatıyor: “Bize söylenene göre ‘Körmük’, Karagöz ile Hacivat gibi bilumum temaşa sanatlarının icra edildiği yer. Oradan türemiş adımız. Dedemin babası Ali Bey aynı zamanda Karagöz ile Hacivat oynatıyormuş. Usta çırak ilişkisi içinde dedeye de geçmiş..."
Oyunculuğunun yanı sıra bir film yönetmiş ve senaryo yazmıştır.
Bir dönem de Milli Piyango bileti satıcılığı yaptı.
Müzikle ilgisine gelince, onun müzikal kimliği hayatı boyunca aşk derecesinde ilgilenmesine rağmen, günümüzde pek bilinmemektedir. Ruhî yapı olarak olağanüstü hassas bir kişilik taşıyan Hazım Bey, Topkapı ve Dolmabahçe Saraylarında solfej öğretmeni olan babası Ali Bey'den etkilenerek, henüz aktör bile değilken, daha küçük yaşlarından itibaren müzikle ilgilenmeye başlar. Bu heves sonucu “ud “ ve “keman” öğrenir. Müzikle o kadar hemhal olmuştur ki, döneminde oynanan bazı operetlerde figüran olarak sahneye çıkar. Oynadığı birçok eserde O'na klâsik Türk Mûsikîsi tarzında şarkılar okutulur, bu yönü de seyircisinin gözünde aynen taklit ve komedi yeteneği gibi karakteristik bir nitelik kazanır.
Dâvudî sesi ile, Türk Mûsikîsi'nin makam, usûl,tavır v.d. hususlarına hakimiyetinden dolayı Atatürk'ün meşhur akşam sofralarında da zaman zaman yer aldığı, orada hem mükemmel sesi, hem de udu ile sohbet ve meşklerin önemli bir figürü olduğu söylenmektedir.
Hazım Körmükçü’nün torununun adı da Hazım Körmükçü'dür ve o da tiyatro ve sinema oyuncusudur. Tiyatro ve sinema oyuncusu Pelin Körmükçü de torunlarından biridir.
Dede Körmükçü; İstanbul’da öldüğü zaman, cenaze törenine 5.000 kişiden fazla seveni katıldı. İstanbul Şehir Tiyatroları Hazım Körmükçü'nün ölümü üzerine iki günlük yas ilan ederek perdelerini açmadı.
Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com