HERBERT SPENCER

Ünlü İngiliz filozof ve sosyolog Herbert Spencer, 1820 yılında Derby'de doğdu. Babası bir öğretmendi. Öğrenimini önce babasının, sonra amcasının evinde gördü. Üniversiteye hazırlayan bir öğrenim de geçirdi. Bundan sonrasında da kendisinin çizip bağlı kaldığı bir yolla kendisini yetiştirdi.

Herbert Spencer'in yaşam öyküsü:

Doğum tarihi: 27 Nisan 1820, Derby, Birleşik Krallık
Ölüm tarihi ve yeri: 8 Aralık 1903, Brighton ve Hove, Birleşik Krallık

Yaşamı:
Ünlü İngiliz filozof ve sosyolog Herbert Spencer, 1820 yılında Derby'de doğdu. Babası bir öğretmendi. Öğrenimini önce babasının, sonra amcasının evinde gördü. Üniversiteye hazırlayan bir öğrenim de geçirdi.  Bundan sonrasında da kendisinin çizip bağlı kaldığı bir yolla kendisini yetiştirdi.

Önce matematik ve doğa bilimleri üzerinde durdu. Kısa bir süre öğretmenlik yaptı. Matematik bilgileri sayesinde Londra - Birmingham demiryolu yapımında mühendis olarak çalıştı. Economist adındaki ünlü maliye ve iktisat dergisine yazar oldu.  Sistematik bir eğitim almamasına, okumayı fazla sevmemesine karşın birçok bilim dalında binlerce fikir ortaya attı, ve "evrim" teorisinde Charles Darwin'in bir numaralı rakibi oldu. Edindiği büyük başarıları mükemmel gözlem yeteneğine borçlu olup, doğrudan doğruya yaptığı gözlemlerle binlerce fikrini destekleyecek binlerce olguyu rahatlıkla buldu.

1851'de yazdığı ilk kitabı "Toplumsal Statik", insan haklarının gelişimini, ve bireysel özgürlüklerin savunusunu evrimsel bir teoriyi temel alarak açıklar. 1858'de evrim teorisini biyoloji bilimi ile sınırlamayıp, bu teoriyi bütün bilimlere uygulamak fikri kafasında belirdi. 1860 yılında Bir Sentetik Felsefe Sistemi (A Sytems of Synthetic philosophy)yapıtının planını çizdi ve otuz altı yıl bu planı yürütmekle uğraştı. Sağlık sorunları nedeniyle günde sadece birkaç saat yazabiliyor olmasına, ve maddi durumunun kötülüğüne rağmen, 1893'de on ciltlik şaheserini tamamladı. Eserin kuruluşu şöyle: 1.cilt: "İlk Prensipler" 2. - 3. ciltler: "Biyolojinin İlkeleri" ; 4. - 5. ciltler: "Psikolojinin İlkeleri"; 6. - 8. ciltler: "Sosyolojinin İlkeleri"; 9. - 10. ciltler: "Ahlakın İlkeleri".

Herbert Spencer geniş bir alana yayılmış farklı türdeki bilgileri uyumlu bir şekilde birleştirerek Viktorya çağına damgasını vuran kişilerdendir. Evrim kuramının gelişiminde ve kabulünde en az Charles Darwin kadar büyük bir rol oynamış, bugün evrim kuramını açıklarken kullanılan birçok terimi de ilk kez kullanan kişi, o olmuştur.

1870'lerde ve 1880'lerin başında özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve İngiltere'de ünü doruk noktasına vardı. 1902'de Edebiyat dalında Nobel Ödülüne aday gösterildi. Bir çok ödülü ve övgüyü çoğu zaman reddetti. Uzun bir hastalık döneminin ardından 1903'te vefat etti.


T24'den Tayfun Atay'ın yazımıyla Herbert Spencer'ın düşüncel yaşamı:

19'uncu yüzyıl Viktorya İngiltere'sinin düşünsel matrisini çok parlak şekilde karakterize eden Herbert Spencer'da belirginleşen iki temel kültürel-ideolojik kriter, evrimcilik ve liberalizmdir. O, Darwin'i hem öncelemiş hem de çok etkilemiştir

Spencer son derece yanlış şekilde "Sosyal-Darvinizm"in temsilcisi addedilerek sanki Darwin'in izinde yol almış bir bilim insanı gibi değerlendirilir. Halbuki hakikat tam aksi istikamettedir: Darwin, Spencer'in izinde yol almış bir doğa bilimcidir. Evrim fikri (anlayışı) önce Spencer'de dışa vurulur; Darwin onun ardılıdır.

Charles Darwin'den sonra sosyal ve beşerî bilimlerde giderek yaygınlaşan evrimci paradigmaya bakılarak bir "sosyal-Darvinizm"den elbette söz edilebilir ama Spencer bu kategori içine sığmaz, sığdırılamaz. Aslında "sosyal-Darvinizm"in öncesinde, Spencer'den beslenmiş Darwin dikkate alınarak bir "biyolojik-Spencerizm"den dem vurmak daha yerinde olur!..

İki hafta önce Darwin'in çığır açıcı ve evrim düşüncesi açısından devrimsel değerdeki Türlerin Kökeni (1859) adlı eserinin ilk basımın 160'ıncı yıldönümü vesilesiyle bir yazı kaleme almıştık. İnsanlık tarihinin en önemli entelektüel dönüm noktalarından birini oluşturan bu eserin 160'ıncı yılında, onun zihnî altyapısında yer alan Spencer'i, hele ki tam da ölüm yıldönümüne gelen bugünde anmadan geçmek haksızlık olur.

"Bilim, örgütlenmiş bilgidir" Herbert Spencer (1820-1903)"

Üniversitesiz bir "kendi-öğrenen" bilimci
1820'de Derby'de doğmuş Herbert Spencer, pek çok yönden ilginç ve sıra dışı özellikler sergileyen bir bilim insanıydı. 1876-82 yılları arasında kaleme aldığı 3 ciltlik Sosyolojinin İlkeleri adlı eseri Britanya'daki ilk sosyoloji ders kitabı sayılır. Fakat Spencer hiç üniversiteye gitmemiştir. O, tam mânâsıyla bir "kendi-öğrenen"dir (autodidact). Ayrıca sosyolojinin yanı sıra "Biyolojinin İlkeleri", "Psikolojinin İlkeleri", "Ahlâkın İlkeleri" başlıklı, yine birkaç ciltlik kitapları var onun…

Bilimsel çerçevede çalışmak ve yazmaktan ibarettir Spencer'in hayatı. Bu o ölçüdedir ki bir keresinde, hiç âşık olmadığını, yaşamaktan tek anladığının ise kendi düşüncelerinin ortaya çıkmasına adanmış bir ömür olduğunu söylemekten geri kalmamıştır.

Siyasetten ticarete, evrim her yerde!
Spencer, 19'uncu yüzyıl "Viktorya İngilteresi"nin düşünsel matrisini en parlak şekilde karakterize eden şahsiyet olarak sivrilir. Bu sivrilmede belirginleşen iki temel kültürel-ideolojik kriter, evrimcilik ve liberalizmdir. Yukarıda da söylediğimiz üzere o, Darwin'i öncelemekle kalmamış, aynı zamanda etkilemiştir ve Darwin'in dahi kendisinden daha yukarıda gördüğü bir figürdür.

Filozof Henry Aitken onu "evrimin havarisi" diye tanımlar. Doğrudur ve onun evrim üzerine bazı temel görüşleri Darwin'in klasik çalışması Türlerin Kökeni'nden çok yıllar önce karşımıza çıkmıştır.

Mesela Türlerin Kökeni'nden iki yıl önce yayımlanmış İlerlemenin Yasası ve Nedeni adlı kitabında biz Spencer'in, üstelik doğal-biyolojik çerçeveden önce sosyal-kültürel çerçevede; sanayi, ticaret, din, sanat, edebiyat alanlarında "evrim"den söz ettiğini görmekteyiz:

"Bu organik ilerleme yasası, tüm ilerlemelerin yasasıdır. İster dünyanın, toplumun, yönetimin, manüfaktürün, ticaretin, dilin, edebiyatın, sanatın gelişiminde olsun, basitten karmaşığa doğru aynı evrim, bütün olarak birbirini izleyen farklılaşmalar halinde yer alır. En erken izlenebilir kozmik değişmelerden uygarlığın en son ürünlerine kadar, türdeş [homojen] olandan çeşitli [heterojen] olana doğru bir dönüşüm, ilerlemenin özünü oluşturur."

Darwin bile "evrim"i onun kadar dillendirmedi
Görüldüğü üzere Spencer'in evrimciliği, kozmik evrenden "kültürel" insanlığa kadar açılan yelpazede tam anlamıyla bir öncül (aksiyom) olarak kendini göstermekte.

Bu noktada yeri gelmişken, Darwin'in çalışmalarında evrim sözcüğünü neredeyse yok denecek kadar az kullandığını da kaydedelim. O, evrim yerine "değişme yoluyla türeyiş" ifadesini tercih etmiştir. Dolayısıyla Darwin'in evrimle özdeştirilmesini de kavramı 19'uncu yüzyıl Viktorya İngiltere'sinde kültürel-entelektüel havaya hâkim kılan Spencer'e borçluyuz en çok.

Tıpkı yine yanlışlıkla ha bire Darwin'e mal edilen "Uygun olanın hayatta kalması" ("Survival of the fittest") ifadesini de ona borçlu olduğumuz gibi… Bu deyiş de Spencer'in bir "laissez-faire" ("Bırakınız yapsınlar-bırakınız geçsinler") liberali olarak yine 19'uncu yüzyıl Batı-kapitalist uygarlığının hayli karakteristik bir figürü olarak öne çıkarılmasını mümkün kılar.

Ezcümle, Spencer'in düşünce dağarcığında yer alan "basitten karmaşığa evrim" ve "en uygun olanın hayatta kalması" gibi ifadelerin, kapitalist ekonomi-politiğin hem rasyonelleştirilmesinde hem de doğallaştırılmasında katkıda bulunduğunu kaydetmek gerekir.

Dinin temelinde "atalar-tapımı"
Aynı doğrultuda, evrimci yaklaşım ve akıl yürütme Spencer'in bir başka odaklaşma alanı sayılabilecek dinle bağlantılı olarak da kendisini gösterir.

Spencer'e göre, ölülerin ruhlarına inanç, diğer deyişle "atalar tapımı" dinin kökenidir. Tarih-öncesi insanlar, ölüm ve rüya deneyimleri doğrultusunda beden ve ruh şeklinde bir ikilik düşüncesine varmışlardır. Bu çerçevede o, doğaüstü varlığın ilk izi sürülebilir kavramlaştırmasının "hayaletler" olduğunu düşünmüştür.

Totemizmi de atalar tapımının farklı bir biçimi olarak değerlendiren Spencer, daha uzak ve önemli ataların ruhlarının ilahi varlıklar olduğu inancına doğru bir gelişme-ilerleme ("evrim") ile de tanrılar-tanrıçalar tasarımına varıldığını söyler.

Bu doğrultuda atalar tapımından çoktanrıcılığa, oradan da tektanrıcılığa doğru evrimsel bir din anlayışı, Spencer'in fikriyatında belirginlik kazanır.

Günahıyla-sevabıyla bir entelektüel abide
Sözün özü, evrimsel biyoloji ve biyolojik antropolojiden sosyoloji, sosyal antropoloji ve din antropolojisine kadar açılan yelpazede 19'uncu yüzyılın en çalışkan ve üretken ama o ölçüde de hakkı yenmiş bir ismidir Herbert Spencer. Hem evrimcilik hem yapısal-işlevselcilik hem de kapitalist ekonomi-politik ona çok şey borçludur.

Elbette Batı'nın Batı-dışı dünyalara bakışındaki tarihsel-kültürel "asimetri" de; yani diğer insan, toplum ve kültürleri daha aşağıda, çok geride, uygarlıktan nasipsiz görmeye dönük "bizmerkezci" (etnosantrik) ve ırkçı motivasyonlar da Spencer'e çok şey borçludur!..

Batı modernitesinin günahıyla-sevabıyla anlaşılması ve muhasebesinde Herbert Spencer'e uğramaksızın yol alınamaz.

O, antropolog Brian Morris'in ifadesiyle, kendi yaşadığı, bir parçası olduğu dönemin düşünce ve düşünme çerçevesi içerisinde bir "entelektüel abide"dir.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com