Salatalık

Yıl 1953. Çocuk altı yaşındaydı. İlkokula, o sonbaharda başlayacaktı.

Salatalık

Yıl 1953. Çocuk altı yaşındaydı. İlkokula, o sonbaharda başlayacaktı. 

Yaz aylarında babası, bir gün çocuğu sebze haline götürdü. Tanesi beş kuruşa epeyce salatalık (hıyar) aldılar. Evleri Malatya'nın bir caddesi üzerindeydi. Kasabalara giden otobüsler, köylerine dönen köylüler, bu yol üstünden geçerlerdi.

Salatalıkları, evlerinin tam karşısındaki kaldırım üzerinde satacaktı. Salatalıkları ıslak bir çuval üzerine dizdiler. Tanesini yedi buçuk kuruştan satacaktı.

Çocuk, çuval üzerine dizilmiş salatalıkların başında durup ara sıra, "Yedi buçuk kuruş, salatalık!" diye bağırıyordu. Bazen mahalle arkadaşları geliyor, onlarla sohbete dalıyor, salatalığın kaç kuruşa satılacağını unutuyordu. Koşup hemen karşıdaki evlerine gidiyor, pencereden annesine sesleniyor, salatalıkları kaça satacağını soruyordu.

Annesi, "yedi buçuk kuruş" olduğunu söylüyor, çocuk gidip tekrar "Yedi buçuk kuruş, salatalık!" diye bağırıyordu.

Bu unutma olayı günde birkaç kez tekrarlanıyordu. Çocuk daha okula gitmediği için rakamlarla tanışmamıştı. Üstelik de "yedi buçuk" çok garip bir rakamdı. Habire unutuyordu.
Fakat aile esnaf kökenli olduğundan çocuklarını şimdiden ticarete alıştırmak istiyordu. Sokakta haylaz haylaz oynayacağına, ticaretle meşgul olsun istiyorlardı.

Çocuk akşama kadar sattığını satıyor, satamadığını da akşama doğru akrabalarını dolaşarak onlara satıyordu. Akrabaları da onu teşvik etmek için salatalıkları alıyorlardı.

Çocuk bu deneyimlerin, ileriki ticari hayatında ne kadar önemli olduğunu anlayacak, ailesini hep şükranla anacaktı.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com