Şimdi Biri Daha Farkında

Şimdi biri daha farkında / Harf Tamircisi / Dr.Mehmet Uhri / Bilgi Peşinde / Yorucu ve sıkıcı bir nöbet akşamıydı. Gece yarısına doğru hastanenin güvenlik personeli iyi giyimli 30 yaşlarında bir beyle geldi. Beyefendi hastanede babasının yatmakta olduğunu, ona refakat etmek için geldiğini ancak güvenlik personelinin bırakmadığından yakınıyordu. Saate baktım 24.00 e geliyordu.

Şimdi biri daha farkında

Yorucu ve sıkıcı bir nöbet akşamıydı. Gece yarısına doğru hastanenin güvenlik personeli  iyi giyimli 30 yaşlarında bir beyle geldi. Beyefendi hastanede babasının yatmakta olduğunu, ona refakat etmek için geldiğini ancak güvenlik personelinin bırakmadığından yakınıyordu. Saate baktım 24.00 e geliyordu.

Güvenlik görevlisini gönderip beyefendiyi biraz misafir ettim. Kendisine hastanelerde, yatan hastaların güvenliği için saat 23.00 den itibaren kimsenin refakat ya da ziyaret için yukarıya bırakılmadığını anlattım. 
O anda adam önce sessizce sonra hıçkırarak ağlamaya başladı. Ağlıyor ve “geç kaldım, yetişemedim” diye bir şeyler söylüyordu. Sakinleşmesini beklerken telefon ile babasının durumunu sorup hayati risk olmadığını bir süre daha yatması gerektiğini öğrendim. 

Biraz sonra açıldı. Özel bir şirkette yöneticilik yaptığını, babasının 20 günden fazla süredir hastanede yatmakta olduğunu ve her gece 22.30 dan sonra babasının yanında refakatçi olarak kaldığını sabahları 06.30 da kalkıp tekrar evine gittiğini anlattı.

Adam sabah işine gidiyor, akşam evine geliyor, gece babasının yanında hastanede refakatçi olarak kalıp sabah tekrar evine dönüyor ve oradan işine gidiyordu. Biraz garip gelmişti. Bunca zahmete neden katlandığını sordum.
“Çocuklarım için” dedi.

İşten geldikten sonra çocuklarına zaman ayırmaya çabaladığını, onları uyuttuktan sonra hastaneye geldiğini. Sabahları da çocuklar uyanmadan evde olduğunu ve kahvaltılarını hazırladığını, o akşam ise çocukları uyuturken uyuya kalıp geciktiğini anlattı.

“Anneleri yok mu?” diye sordum.
Annelerinin de yoğun iş temposu nedeniyle her şeye yetişemediğini, 7 ve 9 yaşında iki erkek çocuğu olduğunu anlatıp yanında taşıdığı resimlerini gösterdi.

Çoktan yelkenleri indirmiş ve bey efendiyi hastasının yanına göndermeye razı olmuştum ama böyle bir baba bulmuşken konuşmayı biraz daha sürdürmek istedim. 
“Çocuklarınız kendi başına uyuyup, yine siz olmadan uyanamazlar mı?” diye sordum.
-          Beni ancak anne ve babası çalışan birileri anlar. Ben, çalışan anne baba çocuğuyum.
-          Çalışan anne baba çocuğu olmanın zorluğu ne?
-          Bir kere anne ve baban sen istediğin, gereksinim duyduğun zamanlarda genellikle yanında olmuyor. Ancak onların zamanı uygun olduğunda görüşebiliyorsun. Garip bir yalnızlık, terk edilmişlik duygusu ile büyüyorsun.
-          Böylesi çocukluğun olumlu yönleri yok mu?
-          Var tabii. Bütün gün annen ve baban yanında olmadığı için karışanın olmuyor. Biraz daha özgür büyüyorsun. Oyunlarını, oyuncaklarını kendin yapıp geliştirdiğin için elin işe yatkın ve daha iş bitirici oluyorsun. “Bu çocuk becerikli” diyorlar.  
-          O zaman sorun nedir?
-          Sorun uykularda. Çoğumuz unuttuk. Hatırlamak bile istemiyoruz belki ama çoğumuz küçükken uykuya dalmaktan hoşlanmaz, uykumuz geldiğinde huzursuz olurduk. Çünkü uyuyup uyandığımızda anne ve babamızı yanımızda görememekten rüyalarda kaybolmaktan, yalnız ve korunmasız kalmaktan korkardık. Uykuya dalmadan önce anne ve babamızdan birinin, mümkünse ikisinin yanımızda olmasını ister huzur içinde uyurduk. Uyandığımızda ise hemen onların odasına koşar yerlerinde olup olmadığına bakar ancak öyle ayılırdık rüyalarımızdan.
-          Çalışan anne ve baba çocuklarında durum biraz daha farklı herhalde.   
-          Dedim ya, ben öyle bir çocuktum. Her sabah kalktığımda annem ve babam işe gitmiş olurdu. O zamanlar tam anlam veremediğim terk edilmişlik, yalnızlık duygusuyla güne başlar, hep onların geleceği akşam saatleri olsun diye bekler hatta tekrar uyumaya çalışıp bu kabustan kurtulmaya uğraşırdım.
-          Ama siz de benzer bir aile modeli kurmuşsunuz.
-          Evet, ne yazık ki hayat şartları yüzünden ikimiz de yoğun çalışıyoruz. Ama ben yaşadıklarımın farkındayım. Çocuklarım o terk edilmişlik hissini yaşamasın, uykuya dalarken ve sabah kalktıklarında yanlarında olduğumu bilsin istiyorum.
Bir süre sustu. Derin bir iç çekti.
-          İşte bu nedenle babamın yanına bir hırsız gibi gece yarısı gelip güneş doğmadan evime dönüyorum. Annem hayatta olmadığı için babam beni, tek oğlunu yanında görmek istiyor. Parayla tutulmuş refakatçi de kabul etmedi.
“Bu düşüncelerinden, yaptıklarından babanın haberi var mı?” diye sordum.Cevap vermedi. Odadan çıkarken dönüp gülümsedi. “O, hala farkında değil ama şimdi biri daha farkında.” dedi ve gitti.

 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Sosyal Medya Sayfalarımız

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Diğer Web Sitelerimiz