Şeytan Tırnağı

Şimdilerde alıcısı kalmadığı için pek bulunmayan longplay plak aramak için girmiştim, Beyoğlu İstiklal caddesine açılan Suriye pasajına. Çok katlı, ortası avlulu zamanının görkemli apartmanlarından olmasına karşın kendini ihtiyarlığa teslim etmiş gibiydi. Pasajın ağzındaki gazete bayii olmasa içerde canlılık adına bir şey bulunabileceğini hayal bile etmek zordu.

Şeytan Tırnağı

Şimdilerde alıcısı kalmadığı için pek bulunmayan longplay plak aramak için girmiştim, Beyoğlu İstiklal caddesine açılan Suriye pasajına. Çok katlı, ortası avlulu zamanının görkemli apartmanlarından olmasına karşın kendini ihtiyarlığa teslim etmiş gibiydi. Pasajın ağzındaki gazete bayii olmasa içerde canlılık adına bir şey bulunabileceğini hayal bile etmek zordu. Her ihtiyar gibi Suriye pasajı da geçmişin şaşaalı günlerinden belleğinde yer edenlerle avunuyor gibiydi. Bir zamanlar görkemli filmlerin gösterildiği Santral Sineması’ndan geriye pasajın derinlerindeki bilet gişesinden başka bir şey kalmamıştı. Pasajın geçmişini hatırlayanların çoğu çoktan geçip gitmişti, bu dünyadan. Gereğinden fazla yaşadığını düşünüp yalnızlığından dem vuran ihtiyarlar gibi hüznüne gömmüştü kendini, Suriye pasajı.

Aradığım dükkan kürkçü ve derici dükkanlarının sırasındaydı. Plakları irice bir sepete yığmıştı. Sepetin başında lise öğrencisi olduklarını sonradan öğrendiğim bir kız ve iki erkek plakları karıştırıyor bir yandan da yerde duran pikaba koydukları plağı dinliyorlardı. Birinin elinde gitar vardı. Üçü de baştan ayağa siyahlar giyinmiş gümüşi aksesuarlar, kolye ve küpeler takmıştı. Kızın yüzündeki makyaj da siyaha yakın renklerdeydi. Görüntüleri ürkütücü biraz da itici gelmişti. Ses etmeden ben de plakları karıştırmaya başladım. Pikapta çalan John Denver’a  elinde gitar olan hafiften eşlik ediyor diğeri ise plağın kabına bakıp notlar alıyordu. “Size göre hayli eskidir, bu şarkılar. İlginizi çekiyor olması güzel doğrusu” diye takıldım. Önce konuşmak istemediler. Sonra siyah uzun saçlı olanı “Bizler rockçıyız. Bu şarkıları pek sevmeyiz ama John Denver’ın gitarı konuşturup sözleri ile gitarını yanıtlaması ilginç geldi doğrusu. Ondan bir şeyler öğrenmeye çabalıyoruz.” diye yanıtladı.

Liseye yeni başladıklarını, rock müzik tutkunu olup kurdukları müzik grubu ile amatörce çalıştıklarını anlattı. Neden bu kadar siyah renk düşkünü olduklarını sorduğumda o ana kadar sesi çıkmayan genç kız biraz da sert ses tonuyla “Siyah renk midir bilemem ama bizleri çok iyi anlatıyor” diye söze girdi. Şaşkın bakmış olacağım ki açıklama yapma ihtiyacı duydu.

-         Ergenlik işte. Bir türlü kendimizi anlatamıyoruz. Nasıl bir şeyse şu ergenlik dedikleri? Ergenliğin ne olduğunu nasıl geçeceğini, geçmesi gereken bir şey olup olmadığını kimse bilmiyor. Öyle hastalıklı birileriymişiz gibi bakıyorlar, bizlere.

-         Siz de siyahlar giyinip acayip makyajlar yaparak bu bakışı azdırmış olmuyor musunuz? Nedir bu ergenlik yakınmanız?

Sarışın olan üçüncü delikanlı bir yandan gitarının akordu ile oynuyor bir yandan da gevezeliği bırakın da gidelim dercesine el hareketi yapıyordu. Siyah uzun saçlı delikanlı elini uzatıp tırnağını gösterdi.

-         Ergenlikle başımız belada. Öyle bir şey ki; çocuk olmaya kalksan çocuk değilsin, yetişkin olmaya gücün yetmiyor, kimse seni takmıyor. Şeytan tırnağı muamelesi görüyoruz. Tırnaksın ama işe yaramıyorsun. Üstelik şeytan kabul edilip kafanı koparmak istiyor kendini yetişkin sayanlar. Eskiden çocuktuk şeytanlıklarımız hoş görülürdü. Şimdi büyüdük ne yapsak birilerini rahatsız ediyor.

-         Hepimiz aynı dönemlerden geçiyoruz, bunu bu kadar büyütmeyin.

-         Başkalarını bilemem. Kimisi hiç farkında olmuyor. Ama bizler farkındayız ve bu durumdan rahatsızız.

-         Peki neden böyle siyahlar giyinip itici ürkütücü görünmeye çabalıyorsunuz?

Bu kez yanıt veren genç kızdı;

-         Siyah bizleri anlatıyor da ondan. Renkten sayılıyor ama aslında renk bile değil. Işıksızlığın rengi değil mi, siyah? Ergenlik gibi. Var sayılıyorsun ama yoksun. Hatta olmasan daha iyi olur. İçimizdeki sessizliğin sesini, bilinmezliği anlatıyor sanki siyah.

-         Ama karalara bürünüp kendinizi daha çok gizlemiş olmuyor musunuz?

Gitarının akordu ile oynayıp o ana kadar lafa katılmayan sarışın delikanlı dayanamadı; “Gizleyeceğiz elbet. Siyah tüm renkleri içine alıp gizlediği gibi bizi de gizliyor. Bizler de bu şeytan tırnağı halimizle ortaya dökülüp başımızı derde sokmak kafamızı kopartmak istemiyoruz. Yaşamı tanımak, anlamak biraz da kafamıza göre müzik ile avunmak istiyoruz”dedi.  

Sözünü tamamlayıp arkadaşlarına göz kırpıp gidelim dercesine bir hareket yaptı. Çalan plağı gösterip almayacak mısınız diye sorunca gülümseyip paranın kıt olduğunu burada dinleyip beğendikleri parçaları not edip internet üzerinden indirdiklerini söylediler. Pasajın Derviş sokağa açılan arka kapısından çıkıp sessizce gözden kayboldular. Pikapta çalan plak sona ermiş pasaj eski sessizliğine dönmüştü. Dışarıda yağmur başlamıştı. Girişteki gazeteci telaşla gazetelerini topluyordu. Şimdilerde adı bile kalmayan Santral Sinemasının gişe duvarında eskilerden kalan bir yazı ilişti, gözüme.

“Tam 1 Lira Talebe 50 Kuruş. Veresiyemiz yoktur.” 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Sosyal Medya Sayfalarımız

Diğer Web Sitelerimiz