İstanbul’a Taşınıyoruz

24 Ekim 1966’da Yıldız ile evlendim. Bursa’daki nikâhımıza İstanbul’dan birçok arkadaşım geldi. Nikâh şahidim, sınıf arkadaşım Akın Sarpkaya idi. Hemen arkasından evimizi İstanbul’a taşıdık. İki oda bir salon 60 m2’lik bir evde; babam,kardeşlerim; Sena, Haluk, Selma, Yıldız ve ben olmak üzere, altı kişi yaşadık. Bu evde, dört yıl oturduk; 1968’de doğan kızım Senem de bu evde aramıza katıldı.

İstanbul’a Taşınıyoruz (Ev sahibinin sürprizi)

24 Ekim 1966’da Yıldız ile evlendim. Bursa’daki nikâhımıza İstanbul’dan birçok arkadaşım geldi. Nikâh şahidim, sınıf arkadaşım Akın Sarpkaya idi. Hemen arkasından evimizi İstanbul’a taşıdık. İki oda bir salon 60 m2’lik bir evde; babam,kardeşlerim; Sena, Haluk, Selma, Yıldız ve ben olmak üzere, altı kişi yaşadık. Bu evde, dört yıl oturduk; 1968’de doğan kızım Senem de bu evde aramıza katıldı.

Bu arada bir cümleyle 'Yıldız la evlendim deyip geçilemeyecek kadar önemli bir olayın başlangıcına değinmem için biraz geri dönüş yapmam gerekiyor. Benim evlilik hikâyem herkesinkinden farklıdır. Evlendiğimde 23 yaşımdaydım. Bizler ata topraklarımızı gördüğümüzde amca çocukları olarak birbirimizin sadece isimlerini biliyorduk. Biz dört, amca çocukları beş kardeştik, en büyükleri bendim. 17 yaşımdayken Ardahan’a ilk gidişimizde onlarla karşılaşıp tanışmamız hâlâ gözlerimin önünden gitmez. Herkes şaşkın bir sevinci, nasıl yaşayacağını bilmez halde bir yumak gibiydi.Böylesi bir ortamda karşılaştığım Yıldız ise benim gözümde daha o gün farklı bir yere oturdu. Sonrasında öğretmen amcamın da
Bursa’ya yerleşme istekleriyle gelişen yaşamın akışı, bizi bir daha birbirini bırakmayacak iki eş olarak birleştirdi. Bugün itibarıyla 50. yılına girmek üzere olan bir birlikteliğin mutluluğunu yaşıyorum.

60 m2’lik bu eve taşınmanın hikâyesiyse oldukça tuhaftı. Babam tayini çıkınca İstanbul’a gelip, Beşiktaş Serencebey’de güvence bedelini de verip bir ev tutmuştu. Bursa’dan taşınmak için Hürriyet gazetesinin İstanbul baskılarını Bursa’ya getiren bir aracını kiralamıştı. Gazetenin aracı ile Beşiktaş Serencebey’deki evin önüne geldiğimizde, ev sahibi kadının kapıyı açmadan pencereden güvence bedeli olarak verilen iki yüz lirayı aşağıya atmasıyla hepimiz donup kalmıştık. Mahalle sakinleriyle kadını ikna etmek için saatlerce dil dökmemiz fayda vermeyince, kardeşim Sena ile ben Beşiktaş’ta sağa sola koşturup ev aramaya başlamıştık; bir yandan da araç üzerindeki eşyalarımızın bir an
önce indirilmesi sorununu nasıl çözeceğimize kafa yoruyorduk. 

Şoför Kenan ağabey de sıkıntılı bir durumdaydı. Sonuçta bu iş gazetenin bilgisi dışında yapılan bir işti. Ben Kenan ağabeye, eşyaların Teknik Üniversitenin Gümüşsüyü Futbol Sahasına indirilmesinden başka çözüm olmadığını söylemiştim. İşte o anda Kenan ağabeyin hiç beklenmedik tepkisiyle hepimiz şaşırıp kaldık: ‘Yürüyün, bizim eve gidiyoruz; sabaha kalsın bu sorunun çözümü/’ Bir süre sonra kendimizi Kocamustafapaşa’da, Kenan ağabeylerin evinin önünde buluvermiştik. Araçtan inip, ‘Biz otele gidelim yarın sabah erkenden geliriz’ deyince, Kenan ağabey, ‘burası yetim evi mi, olmaz öyle şey deyip bizi bir kez daha hem şaşırtmış hem de duygulandırmıştı. O gece altı kişi iki ayrı evde kalacaktık.

Akşam yemeğini birlikte yedikten sonra yataklarımıza çekildik. Kenan ağabeyin ailesi sabah bizden evvel mahallede ev aramaya çıkmıştı. 60 m2’lik evin sahiplerinin daha geniş
bir eve taşındığını öğrenip pazarlık etmişlerdi. Sabah gülerek gelip, ‘hadi taşınıyoruz’ demişlerdi. Sonra hep birlikte içindeki eşyalar boşalıncaya dek evin önünde nöbet tuttuk ve evden son çıkan eşyanın ardından, bizim eşyalarımız eve yerleştirildi. Bu tuhaf, “güler misin ağlar mısın” türünden taşınma hikâyesinin ardından Artvinli Kenan ağabeyin bizi son derece şaşırtıp duygulandıran davranışı ise unutulmaz bir anı olarak kaldı.

Dört yıl sonra yine Kocamustafapaşa’da üç oda, bir salon büyük bir eve taşınınca, saraya taşınmış gibi sevinmiştik. 

Bu aile birliğimizin hemen tüm yükünü sevgili babamız taşıyordu. İkisi üniversitede, ikisi ortaokulda okuyan dört çocuk, bir gelin ve bir maaştan başka bir geliri olmayan bir öğretmen baba... Bu yükü taşımış olan babamıza ne söylenir bilmiyorum. Bu döneme ilişkin bu kadar yükün altındaki babamızın maaşına bizim de katkılarımız oluyordu; aldığımız yükseköğrenim kredileri, arada bir kardeşim Sena'nın zaman zaman geçici olarak yaptığı ilkokul öğretmenliği maaşları, benim ders verme çabalarım ile kazanabildiklerim... Ayrıca benim, Bursa Erkek Lisesi mezunlarından durumu iyi olan ağabeylerin kurduğu dernekten aldığım yüz lira karşılıksız bursum vardı.

Evet, taşı toprağı altın İstanbul bizimle birlikte bir göç daha almış ve direniş başlamıştı. 

Artık evde kalıyordum. Günler, ev hayatım içinde mutlu bir şekilde geçerken ITÜ’de her gün bir başka sorunun içinde yaşar, peşinden koşar hale gelmiştim. Çok zaman saat gecenin
ikisi, üçü oluyor ve ben ancak eve geliyordum. Bu eve gidiş yolculukları da bir başka alemdi. Aksaray tarafında oturan arkadaşlarla -Cavit Savcı hatırladıklarımdan biridir- birlikte eve dönerken, o saatte Haliç üzerindeki köprüler açılmış oluyor ve Karaköy’den Eminönü’ne kayıkla geçmek zorunda kalıyorduk; oradan yürüyerek Aksaray’a gelip gecenin o vaktinde bulabilirsek dolmuşla Paşaya gidiyordum. Kapıyı sessizce her açışımda babamı karşımda buluyor, onun ‘Geldin mi oğlum? îyi, iyi’ sözüyle eziliyor, üzülüyordum. Bir gün bile ‘Nerede kaldın?’ demedi; ben ne anlattıysam onu sessizce dinlemekle yetindi. 

Her şeyden önce cumartesi- pazar günlerini evde eşimle, kızımla birlikte geçirmemin aile huzuruma da, bana da olumlu katkısı olacağı açıktı. Kimseye bir katkısı olmasını bir yana koysam bile evde onca insanın her şeyinin peşinden koşan eşim için bir farklılık yaratacağı ve onu mutlu kılacağı çok açıktı. Ama babam gibi Yıldız da benim eve geç gelmelerimi sorun etmiyor ya da etmiyor görünüyordu. Hele o 60 m2 evin içindeki yedi kişiyle sıkışık düzende yaşamanın zorluklarını sırtlarken bile sıkıntılarını içine atmasına söyleyecek söz bulamıyordum.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Abdullah Bey, eksik bakiyeyi eft yapabilirsiniz veya kredi kartı için sanal sipariş oluşturabilirsiniz. Farkı kredi kartı ile ödemek için Müşteri panelinden Destek talebi oluşturabilir veya kayıtlı mail adresinizden destek@natro.com mail atabilirsiniz.

Bilgi ve Kültür Sitelerimiz

ANA SAYFA

Güncel Haber Sitelerimiz

E-Ticaret Sitelerimiz