Karakeçili'den Alaçam'a

Yılmaz Ergut/ Bigadiç / Karakeçili'den Alaçam'a / Oğuz Türkleri Ortaasya’dan göç etmeye başladığında, yıllar süren göç yolculuğunun ardından, Kayı boyunun Sarıkeçili gurubu, Toroslar'da, Alanya, Akseki, Elmalı ve Korkuteli bölgesine; Karakeçili gurubu ise, Bilecik-Kütahya-Balıkesir üçgeninde; Keşiş, Alaçam ve Demirci dağlarına yerleşmiş.

Kayı-Karakeçili'den Alaçam-Bigadiç'e Oğuz boyları

Oğuz Türkleri Ortaasya’dan göç etmeye başladığında, yıllar süren göç yolculuğunun ardından, Kayı boyunun Sarıkeçili gurubu, Toroslar'da, Alanya, Akseki, Elmalı ve Korkuteli bölgesine; Karakeçili gurubu ise, Bilecik-Kütahya-Balıkesir üçgeninde; Keşiş, Alaçam ve Demirci dağlarına yerleşmiş.

O zamanlar, hem sürülerini otlatmak, hem güvenlik, hem de iklimi daha serin olduğu için, dağlar tercih ediliyormuş. Göçer olduklan için, tarımı, denizciliği ve balıkçılığı bilmiyorlarmış. Karakeçili aşireti, Söğütü başkent ilan edip,
Osmanlı devletini kurmuş. Bunların yazlık yaylaları ve başkenti ise Domaniç'in Çarşamba köyüymüş. Buradaki yörükler, yıllar içinde, Orhaneli, Keleş, Harrnancık, Dursunbey, Simav, Bigadiç, Demirci ve Sındırgı'ya bağlı dağlarda, köyler ve mezralar kurup yerleşmişler.

Osmanlı döneminde, bu köyler'in yolu izi yokmuş. Hiç bir yatınm almamışlar, hayvancılık, sebze ve meyve üreterek yaşamlarını sürdürmüşler. Çok kapalı bir yaşam tarzı sürüp, kendi içlerinde evlilikler yapmışlar. Bu bölgede yaşayan insanlar, saf türk geni taşıdıkları ve dağlarda yaşadıkları için; hem savaşçılar, hem de ülkesine ve devletine çok sadıklarmış.

Hiç kalleşlik yapmadıkları ve savaşçı oldukları için, osmanlı devleti bütün savaşlarda buradaki gençleri toplayıp götürmüş. Onlar, devletten hiç hizmet almasalar da, yoksulluk içinde yaşasalar da, seslerini çıkarmayıp, savaşlarda canlarını vermişler.

Osmanlı döneminde, padişahlar savaş zamanı köylere görevliler gönderir, eli silah tutacak gençleri toplar götürürmüş. Adamın birinin 3 oğlu varmış. İlk oğlu bu şekilde gitmiş, geri dönmemiş. İkinci çocugun akibeti de aynı olmuş. Bir gün yine köye biri gelmiş, kapıya dayanmış. Yaşlı adama; 'Padisah efendimizin fermanı var, savaş ilan edilecek oğlunuzu alacağım. İki oğlunu kurban veren ve yüreği yanık olan yaşli adamın tepesi atmış; 'Var git ve selam şöyle o padışahına; benim şeyime güvenip, ona buna savas ilan edip durmasın'

Abdülhamit ve Mustafa Kemal yörüklerin bu özelliğini bildiği için, tüm koruma taburunu, Karakeçili yörüklerinden oluşturmuş. Mustafa Kemal, 25 Ağustos gecesi Şuhut'dan Kocatepe'ye çıkarken, öncü ve koruma olarak yanında olan yörük delikanlıları 'Bilecik ve Soğüt bölgesindeki Karakeçili aşiretinden toplanmıştır.' 

Ben o coğrafyada doğup-büyüdüğüm için, o insanların karakterini çok iyi bilirim. Kendileri yalan söylemezler, fakat çok saf oldukları için, her yalan söyleyene inanırlar. O yüzden, ilçedeki kurnaz esnaf, kendileriyle alay eder, küçümser ve aldatırlar. Açlıktan ölür, el-avuç açmazlar, hırsızlık yapmazlar. Kendileri aç gezer, köylerine gittiğinizde, elindeki 2 tane tavuğunu kesip, size yedirirler.

Dr. Yılmaz Ergut

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz