BETTE MIDLER

BETTE MIDLER'i SEVER MİSİNİZ? Ben, ona bayılırım. Aldığı her rolü unutulmazlar arasına sokan, can verdiği karakterlere kendinden pek çok şey katan önemli oyunculardan biridir. Aynı zamanda dünya tatlısıdır. Sıcak ve samimi varlığı bana, televizyonların henüz evlerimize girmediği o eski günlerde, kapısının önüne bir sandalye atıp, komşularla lak lak yapan teyzeleri anımsatır. Hani lafı anında gediğine oturtan, herkese verecek bir yanıtı olan, çokbilmiş teyzeler vardır ya, işte onlara benzetirim.

BETTE MIDLER'i SEVER MİSİNİZ?
     Ben, ona bayılırım. Aldığı her rolü unutulmazlar arasına sokan, can verdiği karakterlere kendinden pek çok şey katan önemli oyunculardan biridir. Aynı zamanda dünya tatlısıdır. Sıcak ve samimi varlığı bana, televizyonların henüz evlerimize girmediği o eski günlerde, kapısının önüne bir sandalye atıp, komşularla lak lak yapan teyzeleri anımsatır. Hani lafı anında gediğine oturtan, herkese verecek bir yanıtı olan, çokbilmiş teyzeler vardır ya, işte onlara benzetirim. Her yerde görmek istediğim insan karakterlerinden biridir.
     Yıllar önce, Madonna’nın ilk kez, Amerikan kamuoyunun önüne çıktığı Grammy Ödülleri gecesinin sunuculuğunu yapıyordu. Yanılmıyorsam Madonna, o sene, en iyi çıkış yapan, yeni şarkıcı gibi bir dalda ödüllendirilmişti. “Like A Virgin” isimli şarkısıyla dillerdeydi. Fakat ilk kez ülke çapında bir canlı yayına çıkıyordu o gece. İsmi anons edildiğinde, üzerinde bembeyaz bir gelinlik olduğu halde sahneye geldi ve o sıralar piyasaya yeni çıkan kablosuz mikrofonla şarkısını söylemeye başladı.
     Meğerse Madonna’nın bizlere "muzır" bir sürprizi varmış.!! Masum bir gelin olarak başladığı şarkıya, yerlerde sürünen, orasını burasını kasten açan, dantelli jartiyerini bile özellikle gösteren hınzır bir kız olarak devam etti. Şarkısını söylemesi için ona verilen dört dakikayı, hiç beklenmedik bir şekilde son derece erotik bir gösteriye çevirmişti. Gösteri bitip, büyük bir tezahüratla kulise giderken Bette Midler sahneye geldi ve yüzünde muzip bir ifadeyle şöyle dedi:
“Aslında sizlere bir video klip’in nasıl çekildiğini gösterecektik ama hiç gerek kalmadı, Madonna, gösterilebilecek ne varsa herkese gösterdi zaten”
     Bence bu sözler önceden düşünülmemişti. Tamamen spontane bir espriydi. Çünkü Madonna dışında kimse, gösterinin bu hale dönüşeceğini bilmiyordu. Nitekim Grammy’yi sunan TV kanalı, onun erotik gösterisi yüzünden ceza aldı. Bana öyle geliyor ki, şarkının sonundaki o espriyi Bette Midler değilde başka biri yapsaydı kitlelere o kadar şirin gelmezdi. Yaşananları birkaç kelimeyle ve yüzünde o tatlı ifadeyle anında özetlemek ve bunu kendisine yakıştırmak herkesin harcı değildir çünkü.
     Sonraları rol aldığı pek çok filmi izledim. Son derece sıradan görünümüne karşın hem rolü, hem de filmi parlatıyordu. Stella, Beaches, Ruthles People, The First Wives Club, The Rose… Geçenlerde, “The First Wives Club” filmini tekrar izledim. Kısacık bir replikle bile filme nasıl bir can kattığını bir kez daha gördüm: Bir sahnede, senaryo gereği, evin darmadağınıklığı yüzünden diğer kadın oyuncuyla tartışmaktadır. Diyalog şöyle gelişir:
          - (Bette) Bu evin hali ne böyle? Şehir çöplüğüne dönmüş..
          - (Arkadaşı) Dün gece misafirlerim vardı.
          - (Bette) Kim? Yoksa Guns N’Roses mı?
     Elbette ki bu espriyi filme senarist sokmuştu, ama o tek cümleyle seyirciyi yerinde hoplatarak güldürme başarısı da Bette Midler’e aitti. Yine iddia ediyorum ki, başka bir oyuncu, o sahneye bu denli can katamazdı. Sanki filmin bir parçası değil de, iki ev kadını hemen önümüzde tartışıyorlar ve biri, diğerinin eksikliğini suratına vurmak için lafı gediğine oturtan bir yanıtla karşısındakinin ağzına tıkıyordu. Son derece doğal bir hazırcevaplık vardı o sahnede. Bir başka filmdeyse, çirkin ve pasaklı bulduğu bir kadını tanımlarken: “Ozzy Osborne’un yataktan yeni kalkmış hali gibi” diyerek seyirciyi kopartmıştı.
     Bette Midler’i, unutulmaz rock-blues şarkıcısı Janis Joplin’in yaşamını canlardırdığı; “The Rose” filminde de izlemiştim. Müzik dünyasının parlak ışıkları önünde ve milyonlarca hayrana sahip bir şarkıcının aslında ne denli yalnız olduğunu olağanüstü bir oyunculukla gözler önüne seriyordu. Bu rolüyle, Altın Küre ödülünü aldı, Oskar’a ve Bafta ödülüne aday gösterildi.
     Bette Midler gibilerini insanlığa bir armağan olarak görüyorum. Unutulmaz sesler ve yüzler olmasaydı bu tatsız, tuzsuz dünya hepten çekilmez olurdu. Aylar, mevsimler, yıllar, on yıllar geçiyor. Geriye yalnızca o güzel sesler, yüzler ve espriler kalıyor çünkü.

 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com