Geceden sabaha

Güneş sabah ışıkları ile dünyayı aydınlatırken kim bilir kimlere neler taşıyor.. Kimileri mutluluk ile açıyor gözlerini yeni güne, kimileri ise yeni umutlara ya da acılara uyanıyor. Gecenin karanlığı silinirken çatılardan gün ışığı ile, belki gözyaşlarının izleri uykuya karışıyor.

Geceden sabaha uyanmak…

Güneş sabah ışıkları ile dünyayı aydınlatırken kim bilir kimlere neler taşıyor..  Kimileri mutluluk ile açıyor gözlerini yeni güne, kimileri ise yeni umutlara ya da acılara uyanıyor.
Gecenin karanlığı silinirken çatılardan gün ışığı ile, belki gözyaşlarının izleri uykuya karışıyor.

O da onlardan biriydi. Uykuya henüz dalmıştı ki yine sıçrayarak uyandı. Şu masum uykuyu bir türlü tutturamıyordu. Uyumak istiyor kafasındaki düşüncelerden kurtulmak yeni düşüncelere hazırlamak istiyordu kendini. Ama olmuyordu. Yine anılar iş başındaydı. Aldığı haber acıydı ama ona kalan sadece kocaman bir boşluktu.

Yıllarca önce o ilk heyecanları yaşadığı senelerde Ahmet ile tanışmıştı okulda.. Bir arkadaşının mahalle arkadaşıydı. Neşeli cana yakın konuşkan bir çocuktu. Nasıl da heyecanlandırmıştı onu… Yeni çıkan her şeyi takip ediyordu. Okulda kızlarla arası çok iyiydi. Sigarayı çok havalı içiyordu. İspanyol paça pantolonu ve dar kısa kazakları özeldi. Okulun her faaliyetinde baştaydı. En önemlisi cin gibi zekâsıyla çok popülerdi..

Serap karanlık baktığı dünyasında onunla aydınlatacak hayallerini kuruyordu sessizce… Ama olamadı sadece hayallerinde yarattığı kahramanı olarak kaldı geçmişin sayfalarında Ahmet. Neden dedi yıllar sonra neden şimdi eski sayfalar açılıyor ve yüreğini hırpalayan anılar ortalara saçılıyordu.

Oysa uzunca bir süre hiç hatırlamadı Ahmet’i. Bazen okul anıları konuşulurken hatırlar gülümser “çocukluk işte” deyip geçerdi. Ama öyle merak ediyordu ki nerede ne yaptığını kimlerle birlikte olduğunu, yaşamını nasıl düzenlediğini. Kendini anlatmak istiyordu ona mutluluğunu, yaşamını, yaptıklarını... Onu kıskandırabilir miydi acaba. Öğrenemedi. Çünkü Ahmet hastaydı ve İstanbul’da tedavi için bulunuyordu. Yaşamı tükeniyordu yavaş yavaş mum gibi. Ne anlamsız bir düşünce dedi kendine. Neyi sorgulayacaktı, zaten yoktu ki onun anılarında, hikâyelerinde hiç olmamıştı.

Zaman içinde bir iki görüşme ve kısa bir süre sonra ölüm ilanını gördü. Neydi bu diye sordu kendine Serap, yaşadıkları için düşündü son kez. Anlamlandıramadığı ölüm, ayrılık ve kavuşamamanın acısını yaşatır insana ama, Ahmet zaten hiç olmamıştı ki hayatında..

Derin bir nefes aldı. Düşünmekten yorgundu. Ahmet son kez yıllar öncesinden açık kalan sayfayı kapatmaya ve veda etmeye gelmişti… Anladı…

Yaşam hiç ummadığınız bir anda geçmişten bir sayfa açar önünüze. Affetmek ile nefret etmek arasında kararsız bırakır. Duygularınızı diriltip, şaha kaldırır. Sonra sizi alır boşluğa bırakıverir. Zaman ve mekân anlamını yitirir. Sonra duygularda yok olur anılar.

Belki takılmamak gerekir, küçük notları anlamaya çalışmak, belki de sorgulamadan kabul etmek gerekir. Doğa kurallarına teslim olmak…

Küçük notlar sahip olduklarımızın değerini bilmemizi hatırlatır bize. Karşılık beklemeden sevmenin güzelliğini, sevdiklerine ve seni sevenlerle hayatın anlamını hatırlatır. Bu yüzden bazen sarsar insanı. Sarsar ama düşürmez ve yaşamımızdaki küçük notlar büyük mutluluklar yaratır bazen.

Küçük notlarınızın bol olması dileği ile…

Sevilay Aksel

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Sosyal Medya Sayfalarımız

Diğer Web Sitelerimiz