Hanımeli kokulu dostlara

Bacaları tüten evler çizerdi çocukluğunda; bahçesi çitli, yolu taşlı, taşları arasında çimenleri olan... Giriş kapısında küçük merdivenleri vardı. iki basamak. Bacasında duman tüten ev, yaşayan evdi onun için. İçerde hayat var, insanlar var. Anlamı büyük yani…

Hanımeli kokulu dostlara…

Bacaları tüten evler çizerdi çocukluğunda; bahçesi çitli, yolu taşlı, taşları arasında çimenleri olan... Giriş kapısında küçük merdivenleri vardı. iki basamak. Bacasında duman tüten ev, yaşayan evdi onun için. İçerde hayat var, insanlar var. Anlamı büyük yani…

Mutluydu küçük ahşap evlerinde, çocuktu, ne yaşanırdı evde bilmezdi, çok içinde değildi ki. Okul arkadaşları mahalle arkadaşlarıydı bir zamanlar. Servislere binilip bir kıtadan öteki kıtaya geçilmezdi.

En büyük eğlencesi de üst kattan alt kata minderle hoplayarak inmekti. Yaşam kendi içinde sakindi. Okuldan eve gelinir. Ders çalışılır. Ders biterse sokakta oynardı. İzin verilmediğinde pencereden kaçardı. Onu odada sanan anne kapıda karşısında görünce bir terlik şaplatı verirdi usulca. Akşamüstü bütün mahalle yemek kokardı çünkü yemekler günlük yapılırdı. Bazen çok kokunca komşu komşuya yemek yollardı. Mahallenin ablaları, ağabeyleri vardı çocuklar arasında düzeni koruyan. Aile büyükleri anneanne, babaanne dedeler, büyükanneler vardı. Saçını okşayan, mendilinden kuruş çıkarıp harçlık veren, masal anlatan.. 

Akşam evin babası gelir, yemek yenir ve en büyük keyif radyo açılır. Sobanın üstünde demlenen çayın kokusu ile radyo tiyatrosu nefesler tutularak dinlenirdi.

Mahalle mevsimine göre dut, çam, hanımeli, gül kokardı.

Yazlık sinemalara bütün mahalle sözleşerek minderleri ile gider, Türkan Şoray-Ediz Hun filmleri çekirdekler çitlenerek seyredilirdi. Mutluydu, bu yaşam ona coşku veriyordu. Yokluk yoktu varlığı bilmeyenler için. Herkes yaşantısı kadar yaşar, mutlu olmak daha iyi olmak için çabalardı ama yok olmazdı. Her evin bir rengi, bir ahengi, bir sesi vardı.

İlkokulun bittiği sene apartman katına çıkıldı. Soba yoktu. Sular musluktan sıcak akıyordu. Anne baba mutluydu. Alt kat üst kat yoktu. Ama mahalle arkadaşları da yoktu. 
Eşyalar taşınırken herkes ona mı bakıyordu. Ne korkunç ne kadar kötü.  İstemiyorum diye düşündü işte ilk isyan geliyordu.. Perdeyi yavaşça araladı dışarı baktı. Sanki kendini gösterse kapıvereceklerdi. İşte ilk yalnızlık duygusuydu bu yaşadığı. Ortaokul, yeni ev biraz fazla mıydı acaba? Büyüdü diye artık saçı okşanmıyor, ağlamanın ayıp olduğunu öğreniyordu. Aile büyükleri yavaş yavaş anılardaki yerlerini alıyordu.

Büyümek çok kötü geldi ona. Konuşmadı bir müddet, bir sürede ağladı gizlice yatağında. Sonunda hızla değişen yaşamının tam ortasında hissetti kendini. Kenarda duramazdı. Gözlerini kapadı ve balıklama atladı etrafındaki döngünün içine.

İnsanı insan yapan yaşam yolundaki tercihleri. Biliyoruz ki sürekli gelişiyoruz ve değişiyoruz, Düşüncelerimiz değişirken duygularımız da gelişiyor mu? Yoksa hep aynı mı kalıyor. Sevgiyi saygıyı, paylaşmayı, değer vermeyi, değer katan güzellikleri hatırlıyor muyuz? Hanımeli kokusu gibi nereden geldiğini anlamadığımız, ama buralarda dost var dedirtebiliyor muyuz?

Hepimize anıların her daim yaşayacağı, bacası tüten yaşam dolu evler, nergis kokulu bahçeler ve hanımeli kokulu dostlar diliyorum.

İyi Geceler
Sevilay Aksel

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Sosyal Medya Sayfalarımız

Diğer Web Sitelerimiz