İlginç Bilgiler.

İlginç Bilgiler. / Vedat Sayınsoy / Ondan Bundan, Ordan Şurdan / Bilgi Peşinde

İlginç Bilgiler 

1 Nisan şakasının kökeni nedir?
1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupa'da yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25  idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'ın bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1  Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak  nitelendirdiler.1       Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına  alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek  devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı.                       

İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?
Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma, ve çın sesiyle işitme.  Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır.  2)Antik  çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması  doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için  kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi  kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir  böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin  yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek  olmadığını gösterirdi.

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?                                                                      
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden  yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde  yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk  kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı  çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak  yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı  kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve  kemikten yapılırdı.       

Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?                                                                      
Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da  Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik  ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır

Mezara niçin çiçek konulur?                                          
İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O  zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme, kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle  etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır.  Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze  törenherinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden  sakınmak amacı taşımaktadır.                                                                          

İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?                                                                         
Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme  olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır.  İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle  uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?       
Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6.  yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

Bir hafta niçin 7 gündür?                                    
Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı  gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve  doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının  önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek  hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

Niçin otellerin kapıları döner kapıdır? 
Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır.  Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava  rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da  içeri girmesini engeller. 

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?                                                           
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir.Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok  küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün  birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına  birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.

Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?     
Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?       
Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün  dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır.  Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir  çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir.  Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar  yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde  yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri  değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri  soğuğu engellemek için daralmıştır.  Ciltleri de koruma amaçlı olarak  yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza  karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha  doğrudur.                                 

İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?                                                                             
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve  çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen  kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki  kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

Akıl ile zeka arasında fark nedir?                        
Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı  gelişir.  Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve  açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20  yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay  karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik  yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik  problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve  hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl  somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.

Dolunay insan davranışlarını etkiler mi?       
İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır.  Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır.  Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu  kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması  ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun  oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz.Yani Ay'ın çekim gücü  insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi.Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir  etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.       

Niçin gözyaşı dökeriz?                                 
Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur.Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır.  Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir.   Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan  gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok  protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.

Üç yaşından daha önce olanları niçin hatırlamıyoruz?                                                       
Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Öykü  ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç  yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve hafıza  yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak  şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar. Hafızamız ne yaptığını ne  yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.

Develerin hörgüçlerinde ne var?       
Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg  kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini  sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer  suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha  büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su  kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.

Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?                                      
Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur.  Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır.Yumurta,  tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada  kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu  kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni  de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel  biçimdedir.

Kuşlar nasıl konuşabiliyor?                                               
Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır.Doğayla  içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim  sağlarlar.

Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?       
Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa  dönüştürebildikleridir. Ateş  böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde  etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam  olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin ışık bölgesine yakın solunum  organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir.       

Kediler balık ve sütü niçin severler?       
Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler.  Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan  düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık,  kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski  Mısırlılar kedileri fare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir.Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patilerii le balıkları  sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi  bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de  Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.

Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?                                                                                 
Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama  seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların  sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır

Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor? 
Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur.  Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa  veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez.Yaz  sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.

Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?                                                                   
Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu  kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir.  Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca  hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı  akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda  kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde  mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye  aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı  kaliteli kılmasıdır.

Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?       
Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki  duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri  oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini  omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların  kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks,  beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan  omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin  işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.

Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?       
Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları  sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer veya ayrı  malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev  yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri  ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.

Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4) tür?                                                                                              
Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız. Hergün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun  eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz bu işi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x(+5)= -10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz.  İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket,  yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Hergün bilet  almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz.İki kere negatif  hareketi "-2" bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet  kalıyor.

Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?                                                                        
Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu  arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna  kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum,  küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo,  teyp, volkmen vb. için aynıdır. 

Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?                                                                         
Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu  bir ortamda hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı  başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı  geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.

İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?      
Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır.  Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir.  İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.

Dünyada "üç" grup insan var:                                 
Bir şeyi yapan ve yaratan "küçük" bir seçilmiş grup. Bir şeyin yapılmasını seyreden "büyükçe" bir grup. Ne olup bittiğini bilmeden yaşayan "muazzam" bir kalabalık.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com