Montrö Sözleşmesi
Montrö Boğazlar Sözleşmesi / Tarihi Günler / Bilgi Peşinde / www.bnilgipesinde.com / Lozan Konferansı’nda boğazlar sorununa ilişkin imzalanan antlaşma ile birlikte Boğazlardan serbest geçişin güvenliğini sağlamak amacıyla, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının her iki kıyısı ile Marmara Denizi’ndeki adalar askerden arındırılarak bu bölgeler askeri bir tatbikat veya askeri çalışmaların yürütülmesine kapatılmıştır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi
Lozan Konferansı’nda boğazlar sorununa ilişkin imzalanan antlaşma ile birlikte Boğazlardan serbest geçişin güvenliğini sağlamak amacıyla, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının her iki kıyısı ile Marmara Denizi’ndeki adalar askerden arındırılarak bu bölgeler askeri bir tatbikat veya askeri çalışmaların yürütülmesine kapatılmıştır. Ayrıca bu hükmün korunması adına bu bölgelere yapılacak herhangi bir saldırı olması halinde sözleşme hükümleri Milletler Cemiyeti tarafından yerine getirilecektir. Türkiye Boğazlar üzerindeki haklarını sınırlayan bu maddeleri istemeyerek de olsa kabul etmek zorunda kalmıştır. Aslında Türkiye’nin en büyük dayanağı antlaşmanın hükümlerinde yer alan Boğazlara yapılacak herhangi bir saldırının Milletler Cemiyeti kolektifliğince bertaraf edileceği hükmüydü. Fakat Milletler Cemiyeti’nden beklentiler bir türlü karşılanamadı. Devletler silahlanmaya devam ediyor (1934 yılından itibaren Almanya’nın silahlanması ve mecburi askerlik sistemini kabulü) ve Milletler Cemiyeti ilgili devletlere antlaşma hükümlerince koruma sağlayamıyordu (Japonya’nın Mançurya’ya saldırması).
Boğazlar Sorunu Hangi Tarihi Dönemlerden Geçmiştir?
Türkler Osmanlı Beyliği’nin Rumeli’de fetihlere başladıkları tarihlerden itibaren boğazlara egemen olmaya başlamış ve İstanbul’un fethiyle birlikte bu egemenlik daha da perçinlenmiştir. Bu durum I. Dünya Savaşı yıllarına kadar sürmüş ve Osmanlı Devleti’nin savaşta yenik ayrılmasıyla birlikte İstanbul işgal edilmiş ve bu egemenlik sekteye uğramıştı. 1918 yılında boğazların en büyük düşmanı olan Rusya’da Bolşevik İhtilali çıkması sonucu savaştan ayrılmış; fakat Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla İtilaf Devletleri, Boğazları ortak bir komisyona devretmiş ve boğazlar gemi trafiğine açılmıştı. Lozan Barış Antlaşması’nda temsilcilerimizin çok önemli bir konu olan Boğazlar Sorunu’nu tartışmaya sunmasına rağmen bu konu birçok devleti ilgilendiren mesele olduğu için çözüme kavuşmamıştır.
Fakat I. Dünya Harbi’nin ardından 1933-1935 seneleri arasında tekrar dengeler değişmeye başlamıştır. İtalya’nın Akdeniz’deki istekleri ve yabancı devletlere ait denizaltıların Marmara Denizinde görülmeye başlanması Türkiye’nin Boğazlar hakkındaki kaygılarının daha da artmasına sebep olmuştur. İtalya ve Almanya’nın karşılıklı taraf tutmaları Fransa ve İngiltere’yi “düşmanımın düşmanı benim dostum mantığıyla” Boğazlar konusunda Türk devletinin yanında bir tavır almaya itmiştir. Ayrıca ilgili devletlerden İtalya haricinde hepsi boğazlar sorununun çözülmesi için razı olmuşlardı. 4 Mayıs 1936 tarihli Belgrad’da yapılan toplantıda Balkan Antantı Daimi Konseyi de Türkiye’nin bu kaygılarını haklı bulmuştur.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin İmzalanması ve Türk-İngiliz Yakınlaşması
İtalya haricinde Fransa ve diğer devletler de Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki isteklerini kabul etmişlerdir. İtalya, Avrupa devletlerinin kendisine karşı olan genel tutumu nedeniyle bu olayın tarafı olmaktan özellikle kaçınmıştır. Fakat olası bir Türk-İngiliz yakınlaşması da İtalya’nın Almanya’ya daha da yakınlaşmasına neden olacaktı. 1923 yılında kabul edilen Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirileceği konferans, 22 Haziran 1936 tarihinde İsviçre’de Montreux’da toplandı. Toplantı sonucunda boğazlar sorununun çözümü olan “Montreux Boğazlar Sözleşmesi” 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalandı. Sözleşmeye; Türkiye, İngiltere, Fransa, Sovyet Rusya, Japonya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Yugoslavya dahil oldu. Sözleşme 20 yıllık bir süreyle yürürlüğe girmesine rağmen taraf olan devletlerin hiçbirinin tersine bir karar almaması nedeniyle halen yürürlüktedir. İtalya Montreux Sözleşmesi’ne 1938 Mayısında dahil olmuştur. Montreux Konferansı Türk-İngiliz ve Türk-Sovyet ilişkileri için bir dönüm noktasıdır. Türk-İngiliz yakınlaşması bu konferansın en önemli sonuçlarındandır. Tarihi bir gerçek apaçık ortadadır ki İngilizlerin Boğazlar Sorunu’nda Türkiye lehinde tavır almaları Türkiye Devleti’ni Boğazların mutlak otoritesi yapmaya yetmiştir. Çünkü İngiltere, Akdeniz’de güçlü bir İtalya istememiştir. Ve bu amacına ulaşmak için sorunun tarafı olan Türkiye’yi kendi tarafına çekmeye çalışmıştır.
Türk-İngiliz yakınlaşması bu sözleşme ile sınırlı kalmamış 1937 yılında İngilizlerin yardımıyla Karabük Demir-Çelik Fabrikası kurulmuştur. 1938 yılında ise Türkiye’nin mali yapısının düzeltilmesi için 16 milyon Sterling destek alınmış; alınan desteğin 10 milyonluk kısmı ticari kredi, 6 milyonluk kısmı ise savaş gemisi ve askeri teçhizat alımı için kullanılmıştır.
1939 yılında Avrupa’da başlayan buhranlı hava bir savaşın habercisi olmuştur. İngilizlerin Türkiye’ye bu kadar yardımcı ve dostça tavırları açıkçası Rusları hiç hoşnut kılmamıştır. Fakat Türk hükümeti Ruslarla olan ilişkilerinde de denge siyaseti izlemeye devam etmiştir. Türkiye’nin Almanya ile ticari ilişkilere başlaması Rusları iyice huzursuz etmiştir.
Montrö Anlaşması maddeleri:
Ticari Gemiler İçin Geçiş Rejimi
- Barış zamanında, gündüz ve gece, bayrak ve yük ne olursa olsun, hiçbir işlem (formalite) - sağlık denetimi hariç - olmaksızın Boğazlar'dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır.
- Savaş zamanında Türkiye, savaşan değilse bayrak ve yük ne olursa olsun Boğazlar'dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.
- Savaş zamanında Türkiye savaşsa, Türkiye ile savaşta olan bir ülkeye bağlı olmayan ticaret gemileri, düşmana hiçbir biçimde yardım etmemek koşuluyla Boğazlar'da geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. Bu gemiler Boğazlar'a gündüz girecekler ve geçiş, her seferinde Türk makamlarınca gösterilecek yoldan yapılacaktır.
- Türkiye'nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayması durumunda, Boğazlar'dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır; ancak gemilerin Boğazlar'a gündüz girmeleri ve geçişin her seferinde Türk makamlarınca gösterilen yoldan yapılması gerekecektir. Kılavuzluk, bir durumda zorunlu kılınabilecek; ancak ücrete bağlı olmayacaktır.
Savaş Gemileri İçin Geçiş Rejimi
Barış Zamanında;
- Karadeniz'e kıyıdaş Devletler, bu deniz dışında yaptırdıkları ya da satın aldıkları denizaltılarını, tezgaha koyuştan ya da satın alıştan Türkiye'ye vaktinde haber verilmişse, deniz üslerine katılmak üzere Boğazlardan geçirme hakkına sahip olacaklardır. Söz edilen Devletlerin denizaltıları, bu konuda Türkiye'ye ayrıntılı bilgiler vaktinde verilmek koşuluyla, bu deniz dışındaki tezgahlarda onarılmak üzere de Boğazlardan geçebileceklerdir.Gerek birinci gerek ikinci durumda, denizaltıların gündüz ve su üstünden gitmeleri ve Boğazlar'dan tek başlarına geçmeleri gerekecektir.
- Savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçmesi için, Türk Hükümetine diplomasi yoluyla bir önbildirimde bulunulması gerekecektir. Bu ön bildirimin olağan süresi sekiz gün olacaktır;ancak, Karadeniz kıyıdaşı olmayan Devletler için bu süre onbeş gündür.
- Boğazlar'dan geçişte bulunabilecek bütün yabancı deniz kuvvetlerinin en yüksek toplam tonajı 15.000 tonu aşmayacaktır.
- Herhangi bir anda, Karadeniz'in en güçlü donanmasının (filosunun) tonajı sözleşmenin imzalanması tarihinde bu denizde en güçlü olan donanmanın (filonun) tonajını en az 10.000 ton aşarsa diğer kıyıdaş ülkeler Karadeniz donanmalarının tonajlarını en çok 45.000 tona varıncaya değin arttırabilirler. Bu amaçla, kıyıdaş her Devlet, Türk Hükümetine, her yılın 1 Ocak ve 1 Temmuz tarihlerinde, Karadeniz'deki donanmasının (filosunun) toplam tonajını bildirecektir; Türk Hükümeti de, bu bilgiyi, kıyıdaş olmayan diğer devletlerle Milletler Cemiyeti nezdinde paylaşacaktır.
- Bununla birlikte, Karadeniz kıyıdaşı olmayan bir ya da birkaç Devlet, bu denize, insancıl bir amaçla deniz kuvvetleri göndermek isterlerse, bu kuvvetin toplamı hiçbir varsayımda 8.000 tonu aşamaz.
- Karadeniz'de bulunmalarının amacı ne olursa olsun, kıyıdaş olmayan Devletlerin savaş gemileri bu denizde yirmi-bir günden çok kalamayacaklardır.
Savaş Zamanında;
- Savaş zamanında, Türkiye savaşan değilse, savaş gemileri yukarıda belirtilen koşullar içinde, Boğazlar'da tam bir geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.
- Saldırıya uğramış bir Devlete ve Türkiye'yi bağlayan bir karşılıklı yardım antlaşması gereğince yapılan yardım durumları dışında savaşan herhangi bir Devletin savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçmesi yasak olacaktır.
- Karadeniz'e kıyıdaş olan ya da olmayan Devletlere ait olup da bağlama limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, kendi limanlarına gitmek maksadıyla boğaz geçişi yapabilirler.
- Savaşan Devletlerin savaş gemilerinin Boğazlar'da herhangi bir el koymaya girişmeleri, denetleme (ziyaret) hakkı uygulamaları ve başka herhangi bir düşmanca eylemde bulunmaları yasaktır.
- Savaş zamanında, Türkiye savaşan ise, savaş gemilerinin geçişi konusunda Türk Hükümeti tümüyle dilediği gibi davranabilecektir.
- Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karsısında sayarsa, Türkiye savaş durumu geçiş rejimini uygulamaya başlayacak ancak; Milletler Cemiyeti Konseyi Türkiye'nin aldığı önlemleri 3'te 2 çoğunlukla haklı bulmazsa Türkiye bu önlemlerini geri almak zorunda kalacaktır.
Montrö Boğazlar Anlaşması Genel Hükümleri nelerdir?
- Boğazlar kayıtsız şartsız Türkiye Cumhuriyeti'ne bırakılacak, tahkimat yapmak hakkı tanınacaktır.
- Türk Hükümeti, sözleşmenin, savaş gemilerinin Bogazlar'dan geçişine ilişkin her hükmünün yürütülmesine göz kulak olacaktır.
Montrö Sözleşmesi hangi durumlarda feshedilebilir?
- Sözleşmenin süresi, yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak, 20 yıl sürecektir. Bununla birlikte, sözleşmenin 1. maddesinde doğrulanan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğü ilkesinin sonsuz bir süresi olacaktır.
- 20 Temmuz 1956'da sözleşmenin süresi bitmiş, sözleşmeyi imzalayan Devletler Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni değiştirmek için girişimlerde bulunmuşlar ancak başarılı olamamışlardır.
- Uluslararası Deniz Hukuku kuralları ve Fesih şartlarında da belirtildiği gibi gemilerin transit geçiş hakkı gereği sözleşmenin değişmesi durumunda dahi Türk Boğazlarından geçecek hiçbir gemiden zorunlu ücret talep edilemeyecektir.
Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com