Stres üzerine

Belirli bir seviyede stres altında değilsem kısa süreli bir mutluluktan sonra kendimi boş ve biraz da aptal hissederim. Stresle motivasyonu hep biraz kardeş görmüşümdür: Önünüze bir sınav kağıdı koydular ve ilk soruya baktınız, stres olmadınız. Çözemezsiniz de. Ya da ilgi ile ilişkilendiririm: Ne kadar az ilgilenirseniz çevrenizle, o kadar az stres sahibi olursunuz. Bunlar bana iyi gelmez. Böyle özetleyeyim stresle ilişkimi.

Stres üzerine

Belirli bir seviyede stres altında değilsem kısa süreli bir mutluluktan sonra kendimi boş ve biraz da aptal hissederim. Stresle motivasyonu hep biraz kardeş görmüşümdür: Önünüze bir sınav kağıdı koydular ve ilk soruya baktınız, stres olmadınız. Çözemezsiniz de. Ya da ilgi ile ilişkilendiririm: Ne kadar az ilgilenirseniz çevrenizle, o kadar az stres sahibi olursunuz. Bunlar bana iyi gelmez. Böyle özetleyeyim stresle ilişkimi.

Stresin sağlığa zararlı olduğu şeklinde çok şey duymakla birlikte 2000’li yılların başına kadar bunu hiç üzerime alınmamıştım. 2001’de mesane kanseri teşhisi konulduğunda herkesin mutabık olduğu iki konudan biri bunun nedeni (1) sigara ve (2) stres idi. Bu iki faktör genel geçer bir kabul olmanın ötesinde bir kesinlikle dile getiriliyordu; başıma gelen başka bir hastalık da olsa yine aynı iki faktör aynı kesinlikle neden sayılacaktı. Stres insanı öldürür! Diğeri de kesin tabi, “sigara insanı öldürür!”, ama bu yazıda ikinci kesinliği tartışmaya girmeyeceğim.

Bir anda “stres insanı öldürür” saldırısına uğradığımı hatırlıyorum. Üzülen üzüntüsünü iletmek isteyenler, destek olmak veya tecrübelerini paylaşarak yardımcı olmak isteyenler ve hatta son 20 yılda hiç aramamış olmasına rağmen gidici olma ihtimaline karşı arayanlar, hemen herkesin ilk üç cümlesinden biri “stresten uzak durmalısın” oluyordu. Laf uzarsa “sen zaten her şeyi stres edersin, dinlenmelisin” faslına giriliyordu. (Stres ile çok çalışmak pek çok kişinin kafasında aynı şeymiş, bunu da dönem zaman keşfettim.) Tabi ki gerçek üzüntüler, paylaşmalar ve destek çabaları çok değerliydi, bazen iyi geliyordu, sosyal bir ihtiyaçtı, ancak bu stres muhabbeti çok bayıcıydı. Özetle, stres içerisinde yaşayarak lanetlenmiştim ve hemen buna bir son vermeliydim!

Kısa süreli bir şaşkınlık evresinden sonra – zaten bu en güçlü duygu oluyor ilk evrede – karşı atağa geçtim: fazla ilgi insanı öldürür, günde onlarca kez “strese son vermelisin” türünden nasihatler duymak insanı strese sokar.

Hastalık, zaten yeni bir stres faktörüdür. Eğer o stres olmazsa üstesinden gelecek enerjiyi de bulamazsınız. Yapılacak, öğrenilecek çok şey vardır, bu arada kendinizi korumanın en iyi yollarından biri – eğer gücünüzün hala olduğu bir aşamada iseniz – dünya başınıza yıkılmış gibi davranmamaktır. Hem kendiniz hem de çevreniz için.

Stresle ilgili hiçbir tavsiyeyi dinlemedim. Geri çekilmedim. Gereği neyse yapmaya ama bunun yetmeyebileceğini öngörerek o ihtimale karşı da gereğini yapmaya çalıştım. Stresi katladım ama stresten korkmadım.

Çok cesur ve marifetli bir kadınmışım gibi bir yazı çıktı ortaya. Tabi ki böyle değildi durum. Sadece anlatmak istediğim, mesele bence stres değildi. Beni stresin hasta ettiğini ve edeceğini düşünmüyordum, tam tersine belirli bir doz stresin beni hayata bağladığını ve o dönem bu dozun biraz daha artması gerektiğini düşünüyordum.

Kuşkusuz bu benim tecrübem. Herkesin zararlı stres eşiği farklı, insanın kendi vücudunu ve ruhunu dinlemesi asıl mesele.

“Stresi stres etmediğiniz müddetçe sağlığınıza zararlı değil” iddiasında bir sunum izledim, “hah dedim, yukarıdaki satırları yazıverdim. Katılıyorum sunumdaki bu teze : http://www.ted.com/talks/kelly_mcgonigal_how_to_make_stress_your_friend

Yalnız ne yalan söyleyeyim, sunumu dinlerken kaç çeşit hormon var say deseler ne yaparım diye stres oldum :=

 

Rıza Güzey'in notu: 
Sevgili Nazan Tuğbay'ın kendi sitesine ve diğer yazılarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
https://kendimeaitbiroda.wordpress.com/

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Güncel Haber Sitelerimiz

Bilgi ve Kültür Sitelerimiz

E-Ticaret Sitelerimiz