Hamam tası

Yaşı yaşıma yakın olanlar çocukluğumuzun kurnalı banyolarını hatırlarlar. Aklımın erdiği zamanlardan Balıkesir’e taşınana kadar yaşadığımız evlerde “banyo”, içinde tuvalet olmayan ama bir lavoba olan, zemini mermer ya da taş, şimdi termosifon dediğimiz o zaman ne ad verdiğimizi şu an hatırlayamadığım ( “Kazan” galiba) su ısıtıcısı koca bir silindir olan, kurnalı – kurna için Google’dan filan arama yapın – bir odaydı.

Hamam Tası Meselesi

Yaşı yaşıma yakın olanlar çocukluğumuzun kurnalı banyolarını hatırlarlar. Aklımın erdiği zamanlardan Balıkesir’e taşınana kadar yaşadığımız evlerde “banyo”, içinde tuvalet olmayan ama bir lavoba olan, zemini mermer ya da taş, şimdi termosifon dediğimiz o zaman ne ad verdiğimizi şu an hatırlayamadığım ( “Kazan” galiba) su ısıtıcısı koca bir silindir olan, kurnalı – kurna için Google’dan filan arama yapın – bir odaydı. Pazarları o kazan cayır cayır yanar, ailenin tüm fertleri sırayla uzun uzun yıkanırdı. Anneannem, kendisine “Kızılderili” dediğimiz bir halde çıkardı banyodan, çok sıcak yıkanırdı. Kurnanın arkadaşı ise hamam tası idi.

Evde hamam tasları pek boldu. Çeyizlik olanlar hamama (evdeki banyoya da hamam derdik) nadiren girer, daha ziyade dekoratif olarak yatak odalarında durur, daha az değerli olanlar kurnadan su aldıkça mermere çarparak çınlayan metal sesleriyle aktif hizmette olurdu. İlkokul sona kadar, çınlayan hamam tası – kurna taşı, fazla sıcak su ve sert köşeli sabun darbesi, kese işkencesi ve de mahremiyet meselesi nedeniyle banyo faslını sevememiştim. Ama bir yandan da bu temizlik faslı ibadet gibi olurdu, törenle, sırayla yapılır, sakız gibi çamaşırlar koklanarak giyilir, herkes temizlenince de mutlaka bir ziyafet olurdu. Çocuk halinizle bile kendinizi sonunda iyi hissederdiniz Ve de yorgun.

Ortaokul çağlarında kaloriferli, alafranga tuvaletli (ama alaturka ikinci tuvalet mutlaka vardı), küvet/duş donanımlı lojmana taşındığımızda çabuk alıştık, özellikle duş benim için çok eğlenceli olmuştu. Ama annem ve anneannem, küvet ve duşa rağmen hamam tası ile yıkanmaya devam ettiler. Ancak metal hamam taslarımız, bakır, gümüş, ya da her neyse, ufak ufak toz oldular, evde plastik kovaların, çamaşır sepetlerinin yanında renkli plastik hamam tasları ailesi belirdi. (Hatırlıyorum ilk plastik hamam tasını bu modern lojmana taşınmadan yıllar önce Erbaa çarşısından almıştık. Yani 60 larda evimize giren plastik taslar 70 lerde hakimiyet kurdular. Bu arada sert köşeli sabunların yerini kokulu yuvarlak hatlı sabunlar ve Blendax marka şampuanlar almıştı. Hemen arkasından da Hunca saç kremleri v.b.

Evdeki tasların varlığını zamanla unuttum. On yıl önceydi. Annem “tasımız kırılmış, bir hamam tası alsan iyi olur” dedi. Artık duş kullanmadığını öğrendim. Oysa bir dönem kullanıyordu, ne zaman vazgeçmişti anlamadım ama görev bilinci ile araştırdım ve Kapalı Çarşı’dan çok pahalı olmayan hoş bir metal tas aldım. Annem –artık 75li yaşlarındaydı – “bu ağır, kolum yoruluyor, sağa sola çarpıyorum” dedi. Plastik tas istedi. Aradım, bulamadım, zamanım da yoktu, çok şükür büyük teyzem Hasanpaşa’daki plastikçilerden bir tane almış getirmişti.

Sonunda o tas da yıprandı, kenarı kırıldı ve annem 2015 sonbaharında “yeni tas” talebini ifade etti. Kapalı Çarşı’dan on yıl önce aldığım tas, eskinin çeyiz tasları gibi kokulu sabunlara ev sahipliği yaparak kurutma makinesinin üstünde durduğundan ve yıllar içinde hafiflemesi söz konusu olmadığından plastik tas aramaya başladık. Teyzem 92 yaşındaydı ve artık ona havale edemezdik. Üstelik artık emekliydik. Hasanpaşa filan vız geçirdi, neredeyse o plastik taslar biz onları bulacaktık.

Önce hemen Hasanpaşa’ya koştuk. Oradan Kadıköy Çarşı’ya kadar tüm plastikçileri taradık. Sonra bu yakadaki alanı genişletebildiğimiz kadar genişlettik. Üsküdar – Kadıköy – Bostancı üçgeninde tüm ara sokakları, plastikçileri, her şey 1 liracıları dolandık durduk. Dışarı her çıkışımızda bir arama yaptık, aylarca sürdü. Satıcılar, hamam tası dediğimizde, eskiden maşraba adını verdiğimiz bir şey gösteriyorlardı ya da da minik çamaşır leğeni, sebze yıkama kabı gibi plastikler. Bu yaka fazla modernleşmiş dedik ve rotamızı Eminönü’ne çevirdik. Aynı tecrübeleri orada da yaşadık. Eminönü ve civar semtlerinde de aradığımızı bulamadık.

Son çare olarak İnternet’e başvurduk. Google’da kapsamlı “hamam tası” aramalarımızın sonucu şu oldu :
Gümüş ve daha az değerli metallerden yapılma her fiyata (30 TL den 1000 dolara kadar) taslar turistik merkezlerde ve spa ürünleri satan butiklerde bolca vardı. Gaziantep’teki bazı toptancılardan da plastik hamam tasını toptan alabiliyordunuz. Bir de Gittigidiyor’da tanesi 20 liradan plastik hamam tası vardı. Ona çok şaşırdık ve bu ürün Gittigidiyor’da hem de bu fiyata varsa yalnız değiliz diye düşündük.

Sonunda havlu attık. Kendi hayal kırıklığımız mı anneminki mi daha acıklıydı, sormayın. Biz ne kadar aradığımızı bildiğimiz için, o ise ne kadar aradığımızdan emin olamadığı için mutsuzdu.

2016’nın ilk aylarında biz o tası bulduk. Tam tabiriyle rastladık. Nişantaşı’nda Amerikan Hastanesine giden sokaklardan birinde, biri giysi diğeri yeme içme butiği arasında kalmış minicik, ne sattığı bir konsepte oturmayan, dört metre kare bir alanda hamam tası gördük. Satıcıya kaç lira diye sordum, 5 TL cevabını alınca 5 tane ver diye çoştum ama sadece iki tane vardı elinde, kaptık. Sonra bir hayal dünyasında gibi dolaştık. Eve gururla, aslanlar gibi, bir asıl bir yedek plastik hamam taslarımızla döndük. Annem renklerini beğenmedi o başka. Onlara gözüm gibi bakıyorum.

Siz yine de bir yerde plastik hamam tası bulursanız, mümkünse pembe ya da turkuaz renkli, 5TL veya altında fiyata, iki tane kapın benim için.

Not : 5 rakamlarını bilerek “beş” değil de böyle yazdım. Yazım kuralları açısından yanlış ama iyi geldi o 5 ler bana :)

 

Rıza Güzey'in notu: 
Sevgili Nazan Tuğbay'ın kendi sitesine ve diğer yazılarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
https://kendimeaitbiroda.wordpress.com/

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


E-Ticaret Sitelerimiz

Güncel Haber Sitelerimiz

Bilgi ve Kültür Sitelerimiz

ANA SAYFA