Diyarbakır

Şehir surlarının dışında kalan modern Diyarbakır, her yeni oluşturulmuş şehir gibi, sıradanlıktan kurtulamaz. Oysa sadece Unesco tarafından dünya kültür mirası listesine alınmış tarihi şehir surları ve surlardan Dicle kıyılarına kadar uzanan Hevsel Bahçeleri bile şehrin yeterince ilginç olduğunun kanıtı gibidir. 11 yy.’da yapılmış on gözlü Diyarbakır Köprüsü Hevsel Bahçeleriyle bir bütünlük sağlar.

DOĞU’NUN EN ESKİ,

EN GÖRKEMLİ ŞEHİRLERİNDEN DİYARBAKIR

Şehir surlarının dışında kalan modern Diyarbakır, her yeni oluşturulmuş şehir gibi, sıradanlıktan kurtulamaz. Oysa sadece Unesco tarafından dünya kültür mirası listesine alınmış tarihi şehir surları ve surlardan Dicle kıyılarına kadar uzanan Hevsel Bahçeleri bile şehrin yeterince ilginç olduğunun kanıtı gibidir. 11 yy.’da yapılmış on gözlü Diyarbakır Köprüsü Hevsel Bahçeleriyle bir bütünlük sağlar.

Son halini 4. yy.’da alan Diyarbakır surları dünyada sağlam kalmış en uzun, en görkemli surlardan biridir. Bu surların görkemli kapılarının birinden içeri girdiğinizde şehrin derinlikleri sanki sizi içine çekmeye başlar. Şehrin dinamik hayatının merkezleri tarihi kervansaraylar gençlerin buluşma yerleridir.

Anadolu; insanlık kadar eski, insanlar kadar verimli bu topraklar her daim şaşırtır bizi. Bir köşesinde yeryüzünün bilinen en eski şehirlerinden biri, Çatalhöyük, kurulmuştur. Başka bir köşesinde tüm kültürlere atalık etmiş Sümerler vardır. Tarihin büyük gizemlerinden biri; Göbeklitepe Tapınağı’nı görmek için çok uzağa gitmenize gerek yoktur. O tam da burada, Anadolu’dadır.

Bu topraklar, kuzeyinden, güneyine, batısından, doğusuna her bir yanında, bolluğuyla, çeşitliliğiyle karşılar bizi; toprağı da bereketlidir insanı da. İşte böyle bir gelenekle çıkar karşımıza Diyarbakır. Diyarbakır’ın doğal yerleşimi içinde, çok değil, bugünkü şehir merkezinden 65 km kadar kuzeybatısına gittiğinizde, Ergani yakınlarında, Çayönü Höyük çıkar karşınıza. Burası yeryüzünde bilinen eski köy yerleşimidir ve tam MÖ 8200 yılına tarihlenir. Aynı köyde yaşam Neolitik Çağ’dan Ortaçağ’a kadar kesintisiz devam etmiştir. Bugün de yakınlarında hâlâ yaşam devam etmektedir. Diyarbakır ve çevresinde, insanların çok uzak geçmişten beri buralarda yerleşmeyi tercih ettiğini gösteren birçok höyük ve mağara keşfedilmiştir. Ve böyle bir geçmişle çıkar karşımıza Doğu’nun en eski, en görkemli şehirlerinden Diyarbakır.

Diyarbakır, Hititlerden günümüze, Anadolu’da doğmuş ya da Anadolu’ya girmiş tüm medeniyetler tarafından işgal edilmiş ve Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlılar tarafından alınmış ve Kurtuluş Savaşı sonrasında Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının içinde kalmıştır. Tarih boyunca birçok isimle anılan şehir Asurlularca Amid, Roma ve Bizans dönemlerinde Amida ve Araplarca Diyâr-i Bekr olarak adlandırılmıştır. Osmanlılar da Arapçadan devşirerek Diyarbekir demişlerdir ve günümüzdeki Diyarbakır ismi de buradan kaynaklanır. Bugün, ilçe ve köyleri dâhil 2 milyona yaklaşan nüfusuyla Mezopotamya’nın en büyük şehirlerinden biridir Diyarbakır.

Ulu Camii kiliseden devşirilmiş olsa da Anadolu’nun ilk camilerinden biri olduğu kadar son derece ilginç yapısıyla her göreni büyülemeyi başarır. Tarihi yüzlerce cami, şehrin Müslüman geçmişinin adeta tanıklarıdır. İskender Paşa Camii, Kale Camii, Dört Ayaklı Minare görülmeye değer eserlerden sadece bazılarıdır. Meryem Ana Kilisesi hâlâ faal olan şehrin en eski Süryani Kiliselerinden biridir. Keldanilerin Mar Ketyun Kilisesi hizmetlerine devam etmektedir. Surp Giragos Kilisesi şehrin en eski Ermeni kilisesidir. Artık cemaati kalmasa da tarihi sinagogların kalıntıları da vardır bu şehirde. Bütün bunlar dinlerin, medeniyetlerin ve bunları oluşturan halkların bir zamanlar kardeşçe yaşadığının simgesi gibidir.

Diyarbakır’da bir dönem birlikte yaşamış, Araplar, Ermeniler, Yahudiler, Türkler, Kürtler, Zazalar, Keldaniler ve Süryaniler kendilerinden önce oralarda yaşamış medeniyetlerin mirasıyla imbiklenmiş folkloru, el sanatları ve özellikle zengin mutfağı bu şehri gezmek, görmek için yeter sebeptir.

1980’lerden beri bu şehir ne yazık ki sadece güzellikleri, tarihi yapıları ve çok sesliliğiyle değil, birçok insana mezar olmuş ya da tarifsiz acılar yaşatmış hapishanesiyle ve sürekli savaş haliyle de gündemde. Barış ve huzur içindeki bir Diyarbakır’ın dünyada bir cazibe merkezi haline gelebileceği kuşku götürmez…

 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.