Konya Mevlana Mevlana, Konya’dır

Yeryüzünde Konya gibi ismiyle müsemma az şehir vardır. Şehrin bilinen ilk ismi Kutsal Tasvir anlamına gelen İkónion’dur. Daha sonraları Yunan diline özgü bir şekilde ismin başındaki ses düşerek Kónio(n)’a dönüşmüştür. Latincede ise şehir İconium olarak bilinir. Konya, kuruluş mitolojisinde olduğu gibi hep kutsal bir şehir olmuştur, dün de bugün de öyle...

Konya
Mevlana,
Mevlana
Konya’dır

Yeryüzünde Konya gibi ismiyle müsemma az şehir vardır. Şehrin bilinen ilk ismi Kutsal Tasvir anlamına gelen İkónion’dur. Daha sonraları Yunan diline özgü bir şekilde ismin başındaki ses düşerek Kónio(n)’a dönüşmüştür. Latincede ise şehir İconium olarak bilinir. Konya, kuruluş mitolojisinde olduğu gibi hep kutsal bir şehir olmuştur, dün de bugün de öyle...

Antik Yunan’da her şehrin, her şehir isminin bir hikâyesi vardır. Konya için de bu durum karşımıza çıkar. Hikâyeye göre Perseus, Gorgonlardan ( keskin dişli, saç yerine başlarında canlı yılanlar olan, dişi canavarlar) Medusa’yı başını keserek öldürür. Bunu anlatan bir anıt yapılır ve üzerine de durumu tasvir eden bir resim çizilir. İşte bu anıta verilen isim ‘İkónion’dur. Roma döneminde şehrin ismi İmparator adlarıyla, Claudiconium, Augusta İconium gibi değiştirilse de isim hep “İkon” özü etrafında devam eder. Bizans döneminde de benzeri isimler verilmiş, Araplar sonra Selçuklu ve Osmanlılar da kendi telaffuzuna uygun olarak ama hep “’İkónion”u çağrıştıran bir isimle anmıştır bu şehri. İşte Konya ismine böyle ulaşılır.

Şehre ismini veren Antik Yunan’dan çok önce o topraklarda yerleşim vardı. Şu anda şehrin tam merkezinde olan, Alaeddin Keykubad’dan ismini alan, Alaeddin Tepesi ve çevresinde prehistorik dönemlere ait kalıntılar bulunması şehrin uzun tarihinin de bir göstergesi. Merkeze 15 km uzaklıkta bulunan Harmancık mahallesindeki Karahöyük yine Konya’nın bu köklü tarihinin günümüze kadar uzanan yansımalarıdır. Ancak insanlık tarihinin en eski iki şehrinden biri olan, milattan önce 6700 yıllarına tarihlenen Çatalhöyük, bölgenin dünya literatürüne geçmesini sağlamış çok önemli bir ören yeridir.

Hititler, Frigler ve sonrasında Lidyalılar, Persler ve Büyük İskender’in istilasına uğramış ve sonunda Roma hâkimiyetine girmiş olan Konya, Aziz Paul’un Anadolu’daki dinî yolculuklarında uğradığı şehirlerden biridir ve bu sayede Hristiyanlığın ilk yıllarında yeniden ama bu sefer de farklı bir dinî merkez haline gelmiştir.

Konya, 1071 yılında Selçuklular’ın Malazgirt zaferinden kısa bir süre sonra, 1076’da, Süleyman Şah tarafından Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti ilan edildi. Böylece Anadolu’da ilk Türk-İslam başkenti kurulmuş oldu. Daha sonraları Karamanoğulları Beyliği’nin de başkenti olan Konya, 1467 yılında Osmanlılar’ın egemenliği altına girmiş ve imparatorluğun yıkılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin bir şehri olarak varlığını sürdürmektedir.

Konya böylesine uzun bir geçmişinin getirdiği çok sayıda tarihi esere sahiptir elbette. Karatay ilçesindeki 1251 yılında Emir Celalettin Karatay tarafından yapılmış medrese şehrin en önemli tarihi eserlerinden biri olmasının yanında Selçuklu mimarisi ve medeniyeti üzerine de çok önemli bilgiler verir. Kapısı Selçuklu taş işçiliğinin bir şaheseridir. Ancak bu medreseyi daha da önemli kılan, kubbeye geçiş elemanı olan üçgenlerde, Muhammed, İsa, Davut ve Musa isimlerinin yazılmış olmasıdır: Burada bu isimlerin bir arada yazılmış olması, medresede sadece İslam’ın değil diğer tüm dinlerin de araştırıldığı ve öğretildiği çok önemli bir eğitim kurumu olduğunun göstergesidir.

Konya’da Karatay Medresesinin dışında yine Selçuklu dönemine ait Alaeddin Cami, İnce Minareli Medrese, Sırçalı Medrese ve Mezarlığı ve kervansaraylar görülmeğe değer anıtlardır. Osmanlı dönemine ait çok sayıda caminin içerisinde Selimiye Camii’nin ise ayrı bir güzelliği ve görkemi vardır. Ancak gerek Selçuklu gerek Osmanlı dönemi hatta günümüz Türkiyesi içinde bile Konya şehriyle özdeşleşmiş, şehri Hac mekânı haline getirmiş olan bugün Mevlana Müzesi içinde olan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin mezarının bulunduğu Yeşil Türbe ve Mevlana’nın dergâhı diğer tüm eserlerin önüne geçer.

Elbette Konya, binlerce yıllık tarihi ile Çatalhöyük’le, Anadolu Selçuklu Devletinin ve Karamanoğulları’nın başkenti olmasıyla, İpek Yolu üzerinde olmasıyla, kervansarayları yüzlerce tarihi yapısının yanında verimli topraklarıyla önemli bir şehirdir. Ancak Konya, Mevlana ile tamamen ayrı bir hüviyete bürünür. Şiirleri, insancıl düşünceleri ve sözleriyle neredeyse dünyanın tüm dillerine çevrilmiş olan Mevlana, insanlığı derinden etkilemiş şahısların en önemlilerinden biridir. İşte bu yüzden ölüm günü olan 17 Aralık haftası düğün günü, Şeb-i Arûs, olarak kutlanır. Tasavvufta kendi geleneğini ve Sufi müziği eşliğinde “Sema” ile birliğe giden bir barışçıl yolu kuran Mevlana’yı ziyaret için her yıl dünyanın her yerinden akın akın insan Konya’ya gelir. Konya Mevlana, Mevlana Konya’dır...

 

 

 

 

 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.