Medeniyetlerin Buluştuğu Şehir Kars

Binlerce yıl aynı coğrafyada, birbirinden farklı onlarca medeniyetin izlerini bıraktığı çok farklı bir şehirdir Kars. İlk yerleşimin Paleolitik (Yontma Taş Çağı) döneme, MÖ 13 binlere uzandığı bilinir. Kars Arkeoloji Müzesi’nde bu döneme ait taş el baltalarını görmek mümkündür.

MEDENİYETLERİN BULUŞTUĞU ŞEHİR KARS

Binlerce yıl aynı coğrafyada, birbirinden farklı onlarca medeniyetin izlerini bıraktığı çok farklı bir şehirdir Kars. İlk yerleşimin Paleolitik (Yontma Taş Çağı) döneme, MÖ 13 binlere uzandığı bilinir. Kars Arkeoloji Müzesi’nde bu döneme ait taş el baltalarını görmek mümkündür. Kalkolitik, Eski Tunç, Erken Demir çağlarının ardından sırasıyla, Urartu, İskit, Kimmer, Pers, Roma, Arsaklı,Sasani, Emevi, Abbasi, Bizans, Bagratlı, Selçuklu, Saltuklu, Moğol, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Osmanlı, Rus, Güneybatı Kafkas Geçici Hükûmeti ve en nihayetinde 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hakimiyeti altına girmiştir. 

Bunca farklı kavmin geçtiği ve hüküm sürdüğü Kars topraklarında 20. yüzyılın başında, başta Tatarca olmak üzere Başkurtça, Karapapakça, Türkmence, ve Türkçe gibi Türki dillerin yanında, Ermenice, Kürtçe,Yunanca, Rusça, Ukraynaca, Lehçe, İbranice,Litvanca, Süryanice, Keldanice, Farsça, Gürcüce, Osetçe, Estonca, Lezgice ve Almanca konuşulduğu kaydedilmiştir.

Bunca farklı dilin konuşulduğu yerde elbette çok farklı etnik grupların yanında birçok din de vardır. O devirde nüfusun yarısından çoğu Müslümandır ve bu Müslüman çoğunluğun içinde ağırlıklı Sunni Müslüman olmakla birlikte Şii Müslümanda vardır. Ayrıca, Ortodoks, Molokan ve Doukhobor gibi Rusya’da doğmuş Hristiyan mezhepler, Aleviler, Ezidiler ve Ermeni Apostolik Kilisesine mensup gruplar vardır. 


Kars isminin kaynağı üzerine görüşler, belirli ölçüde bilgiler, şehrin renkli geçmişi kadar çeşitlidir. Asur kaynaklarında (MÖ12. yy) Daiaeni, Urartu kaynaklarında (MÖ 9. yy) Diauehi olarak geçerken, tarihçi Strabon “Corzene” MS 2. yüzyılda Ptolemaios ise ‘Coğrafya kılavuzu’ adlı eserinde “Charsa” olarak geçer. Gürcü kaynaklarında Kari (kapı-geçit) olarak bahsedilir. Kaşgarlı Mahmud eserlerinde ise Kars kelimesinin anlamı deve veya koyun yününden yapılan elbise şeklindedir.

Başka bir kaynağa göre ise Kars adı, MÖ130-127’de Kafkas Dağlar’nın kuzeyinden gelen bir Türk boyu olan Karsak’lardan geldiği şeklindedir. MS 9. yüzyılda Ermenice şehrin adının Kars olduğu şeklinde kayıtlar vardır.
  
Çağlar boyunca insanların yerleşmiş olduğu, üst üste farklı medeniyetlerin aynı bölgeye ilgi göstermesi elbette bir rastlantı sonucu değildir. Coğrafi konumu gereği insan yerleşimine ve gelişimine uygun bir yerdir Kars. Şehrin ve yakın çevresinin ortalama yüksekliği 1.800 metreye yaklaşır ve bölgenin büyük bölümü hayvancılığa uygun yaylalardır. Allahuekber, Kısır ve Aladağlar gibi yüksekliği 3.000’i aşan dağlarla çevrili Kars, Doğu Anadolu’nun en geniş platosuna sahiptir. Taze su kaynakları da boldur Kars’ın. Çıldır, Aygır, Karzak gibi çok sayıda mavi göller hem balıkçılık hem de içme suyu temini için çok uygundur. Ayrıca Arpaçay, Kura ve Kars çayları da yine içme suyu sağlamaya, sulama yapmaya uygun akarsulardır. Bu coğrafi özellikleri ile insan yerleşimi için elverişli bir ortam sunar Kars. Elbette bu yükseklikte soğuk, insanın karşısına, bir dezavantaj olarak çıkar. Ancak bu da avantajları karşısında ödenmesi gereken bir bedel gibi durur.

Kars’ı çok özel bir şehir yapan zengin kültürel mirasının mimariye de yansıdığını her köşe başında görmek mümkün. Bir yandan Oniki Havariler Kilisesi gibi Ermeni Bagratlı mimarisi örneğini görürken, diğer yanda Saltuklu Mimarisinin güzel bir örneği olarak Kars Kalesi karşımıza çıkar. Osmanlı dönemi eserlerinden Taşköprü Osmanlı’nın yaptığı ve hâlâ ayakta duran yüzlerce eserden sadece biridir. Şehri alabildiğine özgün kılan başka bir özelliği ise Rus-Baltık mimarisinin güzel örneklerinin hâlâ ayakta olmasıdır. Şehir ve civarı 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 savaşı sonucunda 40 yıl boyunca Ruslar tarafından idare edilmiştir. Ruslar bu dönemde şehri Hippodamos plana göre (caddeler ve sokaklar birbirini dik açıyla kesen plandır) tarihi yapılara dokunmadan, yeniden inşa eder. İşte bu dönemden kalan Aleksandr Nevski-Rus Askeri Kilisesi (Şimdiki Fethiye Camisi), şimdilerde otel olarak kullanılan 1894 yılında Cheltikov ailesi için yapılan bina, İl Sağlık Müdürlüğü binası olarak kullanılan bina, İl Genel Meclis Binası olarak kullanılan bina, Defterdarlık Misafirhanesi gibi binalar yeni fonksiyonları olmasına rağmen hâlâ Rus-Baltık mimarisinin güzel örnekleri olarak karşımıza çıkar.

Kars’ın zengin geçmişi ve etnik çeşitliliği mutfağına da yansımıştır. Azeri ve İran mutfağı içinde yer alan bazı yemekler Kars’a özgü yöresel hale gelmiştir. Hangel, Erişte Aşı Çorbası, Revan Köftesi ve elbette Kars kazı yöresel lezzetlerden sadece bazılarıdır. Rus işgali döneminde Rusya’daki Alman nüfusun bir kısmı da Kars’a gelmiştir. Kars’ın meşhur gravyer peyniri de bu Alman nüfusun bir mirasıdır. Kars şehri 19. yüzyılın ikinci yarısında, ülkemizde çok az bilinen ama dünyaca ünlü bir mistik düşünüre ev sahipliği yapmış ve bu sayede Batı’da diğer şehirlerimize oranla çok daha önceden tanınır olmuştur. Bu mistik düşünür, bu guru George Ivanovich Gurdjieff’ten başkası değildir. 19. yüzyılın üçüncü çeyreğinde, Rum baba ve Ermeni anneden şimdi Ermenistan topraklarında o zaman ise Rusya’nın bir şehri olan Gümrü’de doğar. Ailesi Kars’ın Rusların eline geçmesi üzerine bu şehre göç eder. Gurdjieff bütün çocukluğunu son derece kozmopolit ve çok kültürlü, çok inançlı Kars’ta geçirir. Burada Türkçe, Ermenice, Rusça ve Grekçe öğrenir. Kars’taki tüm dini inançlara ilgi duyar ve araştırır. Gençlik yıllarında Kars’I terk eder ve Hindistan’a, Tibet’e, Orta Asya’ya ve Mısır’a gider. Hint fakirlerinden beden kontrolü odaklı, rahiplerden duygu kontrolü odaklı, ve yogilerden zihin kontrolü odaklı öğretilerden etkilenir ancak bu üç “yol”dan farklı olarak “Dördüncü yol” adını verdiği yeni bir öğreti geliştirir. Gurdjieff, insanın fiziksel, duygusal, ve zihinsel olarak gelişmesi gerektiğini söyler ve öğretisini dersler, müzik dans ve fiziki işlerin bileşimi olarak ortaya koyar.

Kars; tarihiyle, coğrafyasıyla, barındırdığı mimari güzelliklerle, yemeğiyle, aşığıyla, atışmasıyla yetiştirdiği ünlü yazar, devlet adamı ya da sanatçısı ve düşünürüyle çok daha yakından ve derinden incelenmeyi hak ediyor. Ben sadece bir parmak bal çalmaya çalıştım.

 

 

 

 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.