Dedemin Evi

Bigadiç artık eski Bigadiç değil. Ne mimarisi, ne insanları, ne yaşam şekli. Her şey değişti, zamanın azizliğine uğradı. Benim neslim hatırlasın, Yeni nesil öğrensin diye anneannemin, dedemin evini anlatacağım dilim döndüğünce.

DEDEMİN EVİ

Bigadiç artık eski Bigadiç değil. Ne mimarisi, ne insanları, ne yaşam şekli. Her şey değişti, zamanın azizliğine uğradı. Benim neslim hatırlasın, Yeni nesil öğrensin diye anneannemin, dedemin evini anlatacağım dilim döndüğünce.

Kuyu mahallesi caminin hemen arkasında iki katlı ahşap bir yapıydı Dedem Cafer Ulubak ve kardeşi sırt sırta iki ev yaptırmışlar. Birinin girişi bu sokakta diğerinin ki bir üst sokakta. Aralarında sadece bir bahçe duvarı var ve bu duvara dayalı bir merdiven Birbirlerine gitmek için sokağa çıkıp dolanmazlar, bu merdiveni kullanır aynı evde gibi yaşarlardı

Eve küçük bir kısıktan girilirdi. İki kanatlı büyükçe bir kapısı vardı. Bir kanadı insanlar için diğer kanadı hayvanlar ve yük geçirmek için açılan... İpi gece hariç hep üstünde olurdu, kim ne zaman isterse çekip girebilsin diye. Kapıdan girdiğinizde bir avlu karşılardı sizi. Sağ duvarında bir çeşme ve önünde küçük bir yalak vardı. Duvara çakılı çengellerde sabunluk, peşgir, sırı bozulmuş küçük bir ayna... Ev sağ tarafta, karşı tarafta hayvan damı ve ilkel, musluğu bile olmayan, su ihtiyacı için içinde bir küp ve susak kabağından yapılmış bir tas olan tuvalet...

Ev kapısından girince, zemini evin zemininden biraz alçakta olan ayakkaplık denen yere geçilirdi. Buranın duvarına çakılı tahta askılıkta gorak, üslük, ceket gibi dış giysiler asılırdı. Bir basamakla sofaya, bahar ve yaz aylarında hayatın merkezi olan yere girilirdi. Cam önünde dizili minderler, hasır yastıkların üzerine serili kanaviçe işli örtüler bulunurdu. Bir duvar boydan boya anbar denen, üstten açılan kapakları olan, bel boyu bir nevi konsol diyebileceğimiz dev bir dolap. İçinde yok yok. Kuru yufkalar, cevizler, bademler, tarhana, bulgur, kuskus, erişte..... bir yığın kuru erzak.

Bu sofaya açılan üç kapı. Biri kış odası, biri kiler, bir de mutfak. Ve üst kata çıkan bir merdiven. Asıl yaşam alanı alt kattı. Üst kat dayımla yengeme aitti. Orada da iki oda ve bir sofa vardı ama sadece yatmak için çıkarlardı.

Dedem ve ninemin odasında pirinç başlıklı bir karyola, iki duvar boyunca dizili minderler, nakışlı topan yastıklar, bir duvarda da büyük bir yüklük dolap. Yüklüğün yarısı rengarenk yorganlar, çift kişilik yastıklar, kanaviçeli, dantelli çarşaf ve örtüler, içinde çamaşır ve giysilerinin olduğu bir sürü bohça ile dolu olurdu. Diğer yarısı ise gusulhane, yani banyo idi. Odanın ortasındaki maşıngada güğümlerle ısıtılan suyla bu bölmede yıkanılırdı. Gayet güzel bir duşakabindi...

Bu oda şimdinin stüdyo dairesiydi anlayacağınız. Yatak odası, oturma odası, banyo ve mutfak görevi gören maşınga.

Tavana yakın sergenlerde, dizilmiş kavanozların içinde akşam eğlencelik olsun diye  neler yoktu ki; Kuru üzümler, kavruklar, leblebi tozları,lokumlar.......

Kiler bir ailenin bir sene ihtiyacını rahatça karşılayacak erzağa ev sahipliği yapardı. O zamanlar market olmadığından her şey toptan alınırdı. Çuvalla un, şeker, tenekeler dolusu yağlar...dev küplerin içinde pekmez bal peynirler...... Duvarına dayanmış ekmek tekneleri, minetler, kalburlar, elekler, oklavalar.....

Mutfak bölümü çok sadeydi. Duvarda tabak ve çanakların, bardak ve fincanların dizildiği açık raflı bir dolap. Bir tane tel dolap ve bulaşık yıkanan küçücük bir yer. Gaz ocağı, ispirto ocağı..

Bahçedeki hayvan damının üstünde (dümdüz bir zemindi) dedemin arı kovanları vardı. Kovan boşalttığı zaman ekmek teknesinin (şimdiki banyo küveti büyüklüğünde) içi bal olurdu. O berekete hep şaşardım, hala da şaşarım. Hayvan damının saçak altında kışlık odunlar dizilirdi. Koşumlar, semerler, zincirler, urganlar, tarla aletleri, çapa, kürek, orak..... daha bir sürü malzeme bu bölümde muhafaza edilirdi.

O zamanlar elektirik gelmemişti Bigadiç'e. Gaz lambası, idare lambası, kandil bugünün avizelerinden daha zevkli aydınlatırdı bizi. Gönlümüz, ruhumuz ışıl ışıldı çünkü.

O evi, o eve gitmeyi çooook severdim. Şimdi yok ve ben o yokluğun hüznünü hep yaşayacağım

Şükran

 

FACEBOOK YORUMLARI:

Nazmi Saltık Evinizin o kısığı hâlâ gözümün önünde, uzun, dar bir kısıktı...
Şükran Gayberi Akdeniz Evet o kısıkta çok oynadık Selamlar
Nazmi Saltık  Selamlar arkadaşım...

Mehmet Özkara Sizden sonra Emin oglu Cafer ve ablasi oturuyordu değil mi? Üst komsunuz eneyir Ahmet alt komsunuz S Atalay idi. Şimdi o kisik kapandı.
Şükran Gayberi Akdeniz Hasibe küçük yaşlarda evlenip gitti Cafer oturdu ama kısa süre Bigadiç girişinde Yen'i ev yaptırıp oraya taşındılar O evi Mehmet İsmail Ulubak aldılar,yıktırıp apartman yaptılar 
Mehmet Özkara Evet aynen öyle. Ben Cafer ile gorusuyorum. Benim ablamin adi da Şükran. Bilir misin?
Şükran Gayberi Akdeniz hatırlayamadım
Mehmet Özkara Kadirlerin Eminenin kızı ayakkabici Remzi Saltik'ın eşi

Yılmaz Ergut Çok güzel betimlemişsiniz. Zamanda yolculuk gibi oldu. Teşekkürler.
Şükran Gayberi Akdeniz Yılmaz Ergut bey ben teşekkür ederim. Selamlar.

Halime Oğuz Çok güzel anlatmışsınız. Ben de o mahallede büyüdüm. Çocukluğuma gittim.
Şükran Gayberi Akdeniz Halime Oğuz çok teşekkürler.

Seyide Kumru Saatlioglu Şükran ablam benim de gelin gittiğim ev Yeşilli camisinin arkasındaki dar sokaklarda baktığında ki tam karşısındaki ev. Anlattıklarının hemen hemen aynısı bizim evde de vardı.
Şükran Gayberi Çok güzeldi o zamanın evleri. Selamlar.

Zafer Kırbaş Anlattıklarınız bir tarih gibi. O zamanlar insanların evleri çok bollukmuş yiyecekler şimdilerde 4 gün sakağa çıkma yasağı oluyor sanki insanların evlerinde hiçbir şey yokmuş gibi marketlere akın ediyorlar. İnsanlar çat kapı komşusuna gidebilirdi şimdi ise randevu alınıyor. Onun için eski Bigadiç yok artık Şükran sen her şeyi özetlemişsin. Yüreğine sağlık.
Şükran Gayberi Akdeniz Evler bolluktu ve onların yüzde doksanı kendi üretimleri ve emekleriydi. Sabuna kadar kendileri yapardı. Parayla aldıkları yalnızca gaz, tuz, kumaş....gibi şeylerdi. Selamlar

Ayfer Demirel Selam Şükran abla hayırlı bayramlar. Ben Hasibe'nin gorumcesiyim. Çocukluğumuz o evde geçti. Anneannen çok hanım asıl bir kadındı. Kabiri cennet olsun. Selamlar
Şükran Gayberi Akdeniz Hayırlı bayramlar. Ayfer deyince o güzel gözlerin aklıma geliyor. Selamlar Sevgiler.

İrfan Çelik O duvara bitişik merdivenin karşısında, Helvacı Ahmet dükkanı yan tarafta Cipci’nin Evi yanıyor, iki katlıydı, İtfaiye geldi rahmetli Kemik üşen Zabıta, her zamanki gibi kafası çakır yine, herkes telaşla itfaiye aracına saldırıyor, biri bağırıyor: "Ülen Etfaiyede su yok, aslında var, herkes hortumları çekiştirdiğinden kimin ne yaptığı belli değil, rahmetli gara Ahmet’i hatırlarım; böyle durumlarda elinde kazma sapı iri kıyım heybetiyle bağırıyor-dağılın len etfaiyeye garışanın gafasını... sonra bir ses alevlere yülseliyor; evin arkasında inek bağlı diye, rahmetli Rami usta tamirci,cebindeki tüm kağıt paraları bana uzatıp dalıyor yanan evin içine, ben donup kalıyorum... iyi bayramlar...
Şükran Gayberi Akdeniz İrfan bey siz de yazın anılarınızı. Kimbilir ne güzel şeyler vardır
İrfan Çelik Teşekkür ederim; eski meydan gavesini bilirsiniz, mühendis Ulvi’nin babası da işletti bir zamanlar, hani İzmir yolunun Baadıç’tan geçtiği yıllar... Kar çok yağardı ya, Erkek biramın bu sabahçı gavesinden yola çıkıp ufak defi hacet yaptığı yıllarda ben orada gard Mustafa gibi hamal arkadaşlarımla, Goca Mustafa ve Serezli Hasan’ın tavukhanelerine yem indirerek başlayan, sonra Belediyede yirmi yıl çalışan, yüzlerce yazılı hikayesiyle, Uykucu Mehmet’ten, Safi’den Tefarik’ten ve hangi taşın altında ne var bilen derler ya...
Şükran Gayberi Akdeniz İrfan Çelik bey siz de yazın anılarınızı. Kimbilir ne güzel şeyler vardır.

Kanize Bilgiç Benim de çoçukluğum oralarda geçti. O kısığın oralarda hep saklambaç oynardık ne eski insanlar ne eski evler ne de eski hayatlar kaldı. Muhteşem bir anlatım çok teşekkurler ❤️
Şükran Gayberi Ben teşekkür ederim Selamlar Sevgiler
Kanize Bilgiç Ben Baran Adilenin torunuyum selamlar sevgiler ❤️

Hasibe Baykal Şükrancığım çok güzel anlatmışsın. Okurken çocukluğuma gittim. Duygu yoğunluğu yaşadım. Diyeceğim şu ki kalemine sağlık.
Şükran Gayberi Akdeniz Hasibe Baykal çok teşekkürler. Unuttuklarımı da sen yaz. Sevgiler ?
Hasibe Baykal Sen her şeyi anlatmışsın.

Aylin Ulubak Aman Çok güzel yazmışsın Şükran abla teşekkür ederim . Bizim evlerin arasındaki duvarı da merdiveni de hatırlıyorum . Yaz tatili olunca Hasibe ablalar gelirdi. Biz de Seher'le İbrahim'le oynamak için giderdik. Sizin bahçenin asması bizim bahçeye de sarmıştı. Küçük yalağa düşmüştüm Bir anda eviniz ve bahçeniz gözümün önüme geldi . Tekrar teşekkürler??
Şükran Gayberi Aylin Ulubak Aman tesekkurler güzel kizim Bizden sonraki nesilde sürmüş sefasini. Ne guzel Selamlar Sevgiler ?

TC Hasan Yalçınkaya Güzel anlatım bu kadar olur.
Şükran Gayberi Akdeniz Çok teşekkürler ?

Fatma Cobanoglu Ağzınıza sağlık, bitmesini istemedigim bir yazı olmuş. Çok ayrıntılı ve güzel anlatmışsınız.
Şükran Gayberi Akdeniz Çok teşekkürler ?

Halimelale Bayoğlu Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Aynı mahallede büyüdük.
Şükran Gayberi Akdeniz Çok teşekkürler ? Ben o evde büyümedim. Bizim baba evimiz Kale mevkindeydi. Orası dedemin eviydi. Ama çok zamanım geçti o evde. Selamlar.

Serif Baysal Çok güzel anlatım olmuş tebrik ederim.
Şükran Gayberi Akdeniz Serif Baysal teşekkürler ?

Nefise Ulubak Sukrancim sanatci ruhun masallah resimler sahane yazarligi anlatimin super tebrik ediyorum seni. Yazilarini okuyorum ama sanki ordayim
Şükran Gayberi Akdeniz Çok teşekkürler ? Bir şeyleri anımsatabiliyorsam ne mutlu bana. Sevgiler Nefiseciğim?

Semanur Kulbak Selamlar Şükran ablacım. Çıkaramadım ama çok çok güzel anlatmışin güzel Bigadiç'imi çünkü çok seviyorum. Yanınızdaki ev de benim gelin geldiğim ev. Aynen duruyor. Ben gelin geldiğimde ilk kez içeriye girdim. Eskiden gideceğin evi bilmiyorsun ki. Ben serbest büyüdüğüm için bizim evde de büyük yoktu. Kayın validem ile aynı bahçenin içinde sayılırız. Yemeğe oturunca iki kayınvalide iki kayınpeder beraber yiyip iciliyordu. Ama zamanla alisiliyor. 9 oda, iki salon, üç bahçe, elinde tel süpürge öğleye kadar her gun kilim silkele, minder düzelt uğraşıyorduk. Ananın evinde gormediğini eşinin ailesi gösteriyordu eskiden. Yine de Allah razı olsun büyüklerimizden. Bizim evleri eşimin yıkmasına izin vermedim. Damlarda direnler, yabalar, çalı süpürgeleri, ekmeinetleri, tahta su mataralari, hamana gotururlermis hepsi duruyor. Anlattığın için mutlu oldum. Eski günler daha güzeldi. Hayırlı akşamlar olsun ??
Şükran Gayberi Akdeniz Selamlar.  İyi ki yıktırmamışsınız. Güzel şeyler yokolup gidiyor bir bir. Hasibe Baykal'ı tanırsınız belki. Dayımın kızı, ben de onun hala kızıyım.
Semanur Kulbak Sen de beni taniyorsundur. Dedem çarşıda kasap Gabur Ali, annem hamamcı gazozcu Saniye derlerdi. Eşimin ailesi de tantunlar derler bakırcı Ali'nin geliniyim. Tantun Mehmet derler eşime. Belediyenin üstünde çavuş mahallesi kiziydim. Belki tanimisindir.  Allaha emanet olun

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz