Oyun bahçem Bigadiç

Bendeniz Eyüp Rıza Güzey, 1955 yılında Zeki Güzey ve Fatma Güzey'in en küçük çocukları olarak Bigadiç'te doğdum. Babam subay olduğu için onlarca şehirde yaşamışlar ve çocuklarının tümü başka şehirlerde doğmuş. Bigadiç'i çok sevdikleri için de daha emekli olmadan bir ev yaptırarak buraya yerleşmişler.

Oyun bahçem: Bigadiç

Önce kendimi tanıtmak istiyorum izninizle. 1955 yılında Zeki Güzey ve Fatma Güzey'in en küçük çocukları olarak Bigadiç'te doğdum. Babam subay olduğu için onlarca şehirde yaşamışlar ve çocuklarının tümü başka şehirlerde doğmuş. Bigadiç'i çok sevdikleri için de daha emekli olmadan bir ev yaptırarak buraya yerleşmişler.

Bir abim ve üç ablam olmasına karşın, onlar benden çok büyük oldukları için ve eğitimlerini Bigadiç dışında sürdürdükleri için evde yalnızdım. Bigadiç'i ve kendimi tanımaya başladığım yıllarda yani 5-6 yaşlarından itibaren kendi hobileriyle uğraşan emekli bir baba ve yorgun bir annenin içi içine sığmayan çocukları olarak evde en ufak gürültü bile yapmama izin verilmezdi. 

Ama buna rağmen harika bir çocukluk geçirdim Bigadiç'te. Aslında çok şanslıydım çünkü bütün Bigadiç benim oyun bahçemdi. Yüzlerce ailem, yüzlerce kardeşim vardı sanki. Annem ve babam evde gürültü yapmayayım diye dışarı çıkmama izin veriyorlardı. Çarşıda dolaşırken hangi dükkanın önünden geçsem dükkan sahibi amca başımı okşar, hatırımı sorardı. Hangi evin önünde oynasam o evin annesi tarafından eve davet edilip karnım doyurulurdu. Çocukkken hep Albayın oğlu olarak bilindim ve sevildim. Ancak, evden uzaklaşmam, şehir otobüslerinin geçtiği yola çıkmam ve çarşıya çıkmam yasaktı. Perşembe günleri pazar yerine gidemezdim. Bu yasaklara uyardım ama yine de akşam olduğunda evin yolunu bulamazdım hiç. Mutlaka ya bir oyunda ya da bir evde takılmış ve akşam olduğunu unutmuş olurdum. Akşamları hep Eyüüüp sesleri ile kendime gelir ve eve koşarak kan-ter içinde dönerdim. 

İlkokulu Tahsin öğretmenimde okudum. Okulda çok sevdiğim arkadaşlarım, platonik aşk yaşadığım kız arkadaşlarım oldu. İlkokulu bitirdiğimde, zaten o sırada İstanbul'da okumakta olan abim ve ablalarım yalnız kalmasın diye annem ve babam İstanbul'a taşınmaya karar verdiler. İstanbul'da dededen kalma ahşap bir evimiz vardı. O evi yeniden yaptırarak Cihangir'de yaşamaya başladık. 

TEKNE KAZINTISI
Bendeniz tam anlamıyla bir "tekne kazıntısı"yım. Tekne kazıntısı deyiminin ne olduğunu bilirsiniz. Ekmek teknesinde en sona kalmış hamurlardan tekne kazınarak oluşturulan son ekmek plansız bir üretimdir. Çoğunlukla gramaj ve biçim ötekilerden çok farklıdır ve rafta en sona kalır muhtemelen. 

Hahaha, gerçi ben hiç rafta kalmadım. Güven ablamla yarışamam ama ailemizin en erken evlenen kişilerinin başında geliyorum. 21 yaşındaydım evlendiğimde ve daha lisedeyken "Allahim ben ne zaman evleneceğim? diye göğe bakarak seslendiğimi anımsıyorum. Lisede beceremedim evlenmeyi ama sesimi duyurmuş olacağım ki Üniversite ikinci sınıfta iken, ben henüz 21 yaşında ve Nermin de henüz 19 yaşındayken bizim de çok güzel bir yuvamız olmuştu. Evden çıkıp okula gidiyorduk. Tabii ki başta bizi evine alan Gönen ablamın, sonra abimin ve tüm aile bireylerimizin hoş görüsü ve yardımlarıyla...

Tüm ailemin desteğiyle evlenmiştim ama en küçük ablamın baş rolde olduğu bir kaza ile hayata geldiğim söylenebilir. En küçük ablamla aramızda tam 10 yaş var. Gülcan ablam onun isteği ve dualarıyla olduğumu söylese de ben kaza ürünü olduğumu düşünüyorum. Tabii ki iyi ki olmuşum yani iyi ki de ablacığımın duaları yerini bulmuş ve iyi ki de o kaza oluşmuş. 

Hahaha, babam çok sevinmiş tabii üç kızdan sonra bir oğlan bulmalarına ama annem o sırada yanında yaşayan kayınvalidesine üzüntüsünü belirtmiş bana hamile olduğunu fark ettiğinde ve Haminnem de benim allah rızası için olduğuma inandırmış annemi. Ve bunun üzerine adım dedemin ismi başta olacak şekilde Eyüp Rıza oluvermiş. Hahaha, Gülcan ile uyumlu olsun diye galiba bir de Can adını eklemeyi de düşünmüşler. Ama iyi ki de vaz geçmişler yoksa ben şimdi iki adla başa çıkamazken bir de üçüncü isim çıkacaktı başıma...

EVLİLİK HİKAYEM
1976'da çok güzel bir Nisan günü, o sırada yaşadığımız boykot tatilinden yararlanarak sınıf arkadaşım ve nişanlım Nermin'in anne ve babası İzmir'den Bigadiç'e evimize ziyarete gelmişlerdi. Evimizin bahçesinde çeşit çeşit meyva ağaçları, ağaçların altında bir çardak. Çardağın üzerine sarılmış bir asma ve başımıza değecek kadar aşağıya sarkan üzüm salkımları... Ve iskeleti çok sağlam bu çardağın altında bir de beni çocukken göklere uçuran bir salıncak.

Bu harika ortamda dumura uğramış biçimde salıncakta sallanan Nermin'e yaptığım evlenme teklifi macerası olumlu sonuçlanmıştı da ailelerimize bu kararımızı kabul ettirmek hiç de kolay olmamıştı. Boykot tatili bitmeden evlenmiş olmalıydık. Benim annemi ve abimi ikna etmek kısmen kolay oldu. Kayınvalidemi ve kayınpederimi ikna etmek de annemin başına kaldı. Ayaklarımız, başımız birer karış havadaydı. Ama o zamanlar en az üç ay süren evlilik askı zamanı en büyük engel olarak karşımızdaydı.

İşte o sırada sevgili Doktor Erdoğan girdi araya. Evimizin karşısında oturan çok samimi görüştüğümüz ve aynı zamanda hükümet tabibi olan Doktor Erdoğan benim evlilik delisi olduğumu anlamıştı ki; Hükümet binasında ona muayeneye gittiğimde içinde "Evlenmezse Ölür!" şeklinde bir ibare geçen bir Histeri Raporu hazırlayıp verdi bana... 

Tabii hemen bu raporu şimdi adını anımsamadığım Hakim amcaya götürdüm ve onun kararı ile "Yıldırım Nikahı" izni alındı. Bu izin kağıdını eve götürmeden önce de son olarak; o zamanlar Hükümet Binasının içinde bulunan Askerlik Şubesine uğrayıp, komutana kendimi tanıtıp, Babamın duvarda ikinci sırada asılı bulunan fotoğrafını komutana gösterip, fotoğrafın önünde saygı duruşunda on saniye durup babamdan da gerekli izin alınmıştı. Ve iki gün içinde 23 Nisan'da Karşıyaka'da Nikah memurunun karşısındaydık!

Hahaha, anlatırken başım döndü.

SALINCAK VE TULUMBA
O salıncak var ya o salıncak; Nermin'e sallanırken evlenme teklif ettiğim salıncak. O salıncak ile ilgili Fethibey Mahallesinde oturan pek çok arkadaşımın anısı vardır. Annem ve babam, yedi yıl süren bir inşaat sürecinde müthiş bir ev inşa ettirmişlerdi. Ev iki katlıydı. Alt katı taş yığma, üst katı da karkas yapıydı. Evde 8-10 Oda ve bunun en az iki katı kadar kapı vardı. Bir iki kapı kilitlenerek ev birbirinden bağımsız iki üç bölüme ayrılabiliyordu. Nitekim çeşitli zamanlarda biz evde otururken bazı bölümler çeşitli memurlara kiraya verilmişti. Bahçemizde tabii ki bir kuyu, kuyunun önünde bir havuz, Havuzun yanında yağmurlarda saklanacağımız çok büyük bir Balkon altı vardı. Kömürlükler, kümesler, bacalı ateş ocakları, evimizin eski eşyalarının saklandığı tavan arası; evde yok yoktu. Bir de bahçenin altında çok büyük bir sarnıcımız vardı. Bu sarnıç çatıdaki oluklardan akan yağmur sularıyla doluyordu. Ve Sarnıcın hemen yanında bir tulumba vardı. Bu tulumba tavan arasında bulunan bidonları sarnıç suyu ile doldurmaya yarıyordu. Tulumba ile bidonların doldurulması işlemi evde en tatsız işti. 

Ama annem buna da bir çare üretmişti her zamanki gibi. Depo boşaldığında bana arkadaşlarımı eve çağırma izni veriyordu. Ben de mahalledeki tüm arkadaşlarımı bahçeye salıncak ile sallanmaya davet ediyordum. Ama asla salıncak kavgası olmazdı aramızda. Çünkü iki kere sallanmak için bir kere tulumba çekmek gerekirdi. Tulumbanın kolu ek bir boru ile uzatılır ve borunun üzerine zıplanarak vücut ağırlığı ile 25 kez tulumba çeken bir çocuk 50 kez sallanma hakkına sahip olurdu. En az 10 kişi olduğumuz için en fazla bir saatte çatıdaki bidonlar dolar ve çatıdaki tahliye borusundan su taşmaya başladığında tulumba bırakılır ve yalnızca salıncağın keyfi çıkarılırdı.
Tabii çatıdaki bidonlar taşınca mevsimine göre bahçedeki meyveler ile yapılmış çeşitli hoşafları sürahiye doldurulup getirirdi anneciğim bu hizmetimiz karşılığında...

Müthiş anlardı...

ATİKÂNIM TEYZE

Tabii ki, anneciğim, ablalarım, eşim, kayınvalidem, kızlarım ve hayatımda yer alan pek çok kadın oldu şimdiye kadar ve kadın arkadaşlarım da dahil olmak üzere hepsinin yaşamımda çok çok güzel yerleri vardır ve hep öyle olacaktır. 

Bigadiç'te yaşamıma giren Atikânım teyze de nedenini tam olarak bilemiyorum ama çocukluk anılarımda epey önemli bir yer tutuyor. 

Bu anlattığım salıncak zamanlarında annem 50'li yaşlarda ve o zamanın ölçülerine göre yaşlı bir hanımdı. 10 odalı evi tek başına temizlemesi olanaksızdı. Ayrıca iki üç günde bir yaz ya da kış bahçede kazan kaynar ve tokaç ile döverek çamaşır yıkanırdı. Bigadiç'teki son zamanlarımızda bir Ambra marka Buzdolabı ve bir Hoover marka çamaşır makinesi alındığını anımsıyorum evimize.

İşte Atikanım teyze çok sık olmasa da benim ona çok alışacağım, onu çok seveceğim sıklıkla evimize gelirdi. Ben o zamanlar, aşağı yukarı aynı yaşlarda iki hanımın evde neler yaptığını hatta Atikanım teyzenin eve ne için geldiğini de bilemiyordum. O gelince bana yol görünürdü, onu bilirdim yalnızca... Evden ayrılmadan önce beş on dakika geçirmek benim için çok keyifliydi. Atikanım teyze çok farklıydı. Minyondu, gorak ve başörtüsü giyerdi. Başörtüsünün altında beyaz ikinci bir baş örtüsü vardı. Tam anımsamıyorum ama beyaz örtüsünün altından dışarı sarkan saçları hafif kırlaşmış ve kıvırcıktı sanki. Çok değişik ama çok güzel kokardı. Çok değişik bir sesi vardı. İnceydi sesi ve hani şarkıcılar kafa sesi çıkarırlar ya onun sesi de bu kafa sesi gibi müzikaldi. Ve konuşuken çok hızlı konuşurdu. Ve Bigadiçli aksanıyla da konuştuğu için konuştuğunu kesinlikle anlamazdım. Ama konuşma sesinden çok güzel şeyler söylediği kesindi. Yalnızca bana sorduğu sorulardan yakaladığım bazı kelimelere dayanarak ona kısa yanıtlar verirdim. Sık sık şaşırma belirtisi olarak "Ayanaaa" dediğini anımsıyorum. Onunla bu kısa sohbetim bitince koşarak evden çıkar arkadaşlarımla buluşurdum. Döndüğümde ev tertemiz olmuş ve yemekler pişirilmiş olurdu.

Atikanım teyze ile daha sık buluşurduk aslında çünkü onunla bizim evde ayak üstü buluşmaktan çok ben onun kuyu mahallesindeki evine gitmekten hoşlanırdım. Aslında daha önce de yazdığım gibi İzmir asfaltına çıkmam ve öbür tarafa geçmem kesinlikte yasaktı ama Atikanım teyzenin Kuyu Mahallesindeki evine gitmem tabii ki de serbestti. Hatta tam olarak anımsamıyorum ama annemle Atikanım teyze arasında kurye görevim de olabilirdi. Dere boyunca ilerleyince kavşağa yakın bir yerdeydi evi. İpi çekildiğinde açılan büyücek bir kapının küçük bir bölümünden içeri girince çıkan çıngırtıya seslenirdi Atikanım teyze. Ben de adımı söyleyince beni tahta merdivenlerden yukarı çağırırdı. Ben de ayakkabımı çıkarıp yanına giderdim. Evde müthiş güzel bir koku anımsıyorum. Bu koku en az 100 şeyin karışımından oluşan bir koku olsa gerekti. Bu Atikanım teyzenin evinin kokusuydu. Zaten üstü başı da aynı şekilde kokuyordu. Evde her zaman benim çok severek yediğim onlarca şey vardı. Atikanım teyze benimle o melodik sesiyle konuşurken ben de ağzım dolu olarak ona başımla yanıt vermeye çalışırdım. Artık tıka basa doyduğumu hissettiğimde de koşarak çıkardım.  

Bigadiç'te kısa bir süre yaşamış olsam da yaşadığım yaş dilimi o kadar güzeldi ki, o kadar çok anı biriktirmişim ki...

Tıpkı sizler gibi...

Lütfen sizler de benim gibi anılarınızı böyle yazın ve bizlerle paylaşın. Paylaşın ki Bigadiçliliğimiz ön plana çıksın. Bu ortama girdiğinizde diğer kimliklerinizi lütfen dışarıda bırakın.

Ne mutlu biz Bigadiçlilere.

Çok sevgilerimle...

 

FACEBOOK YORUMLARI:

Sedat Öksüztepe 70 li yıllarda bir yaz, sizi gitar çalarken hatırlıyorum. Kıvırcık uzun saçlarınız vardı... Ben de Bigadiç dışına çıktığımdan sizi sonra hiç görmedim.

Fevzi Ceylan Eyüp bey ablanız Yolbaşı ( eski adı Faraş) köyünde öğretmenlik yaptı mı acaba?
Eyüp Rıza Güzey Evet, aynen. Bir yıl öğretmenlik yaptı ilkokulda.
Fevzi Ceylan Eyüp Rıza Güzey evet ben sizin isminizi ordan hatırlıyorum hatta harmanlarda top oynarken hocam hep bağırırdı ? eyyüppp diye
Eyüp Rıza Güzey Benim o zamanlar henüz okul yaşım gelmemişti. Ablam alışsın diye almıştı yanına. Sanıyorum yaramazdım biraz. Ablam neşeli olduğunda hala bana öyle seslenir. Yani seninle biz çakma da olsa yine de sınıf arkadaşıyız o zaman.

İsmail Çavdar Eyüp Rıza Güzey Babanız 1962 Ortaokul 1.sınıfta Matamatik dersine gelmişti.

Müjgan Acaroğlu Eyup simdiki pazar yeri pamuk tarlasiydi ogretmenimiz sinifcak fotograf cektirmisti o fotograflari bulamiyorum.

Müjgan Acaroğlu Herseyi hatirliyorum cocuklugumu yasadim.

Şükran Gayberi Akdeniz Benim gibi çocukluğu Bigadic'te geçm ş, Bigadicliyim demekten gurur duyan arkadasim sevgi ve selamlar. Ben de Bigadic'le ilgili anilarimi yazar paylasirim belki.
Eyüp Rıza Güzey Belki değil mutlaka yapmalısın, yapmalıyız. Bizler de bir gün gelecek burada olmayacağız. Bunun yarın olmayacağını kim biliyor? Yaptığın güzel resimlerinin birini yarım bırak şimdi ve hemen yazmaya başla lütfen... Sevgiler...
Şükran Gayberi Akdeniz Haklısın Dediğini yapacağım Emeklerin için çok teşekkürler ?

Adil Ozel Eyüp bey kardeşim babanızın bakkal dükkanı varmıydı çocukluğumuzda ben mi yanıldım.selamlar
Eyüp Rıza Güzey Evet, evimizin hemen yanında vardı bir bakkal dükkanımız... Adı: "Ucuz Uğrak Bakkaliyesi" idi
Adil Ozel O dönem sizin evin karşısı yakınında sanki sağlık ocağı tabibi kalıyordu.
Eyüp Rıza Güzey Evet, Dr. Erdoğan bey orada oturuyordu.

Adil Ozel Elinize sağlık.Benim de babanız ve annenizle minik bir anım oldu bilya hikayesi.Nur içinde yatsınlar mekanları cennet olsun.


Mahir Tekin Eyüp bey Özden Güzey ile bir yakınlığınız var mı?
Eyüp Rıza Güzey Evet, kendisi abim olur. Eylül ayında kaybettik maalesef.
Mahir Tekin Eyüp bey duymadım başınız sağolsun. Ben sizden küçüğüm 68'liyim. İlkokul ve Ortaoluku Bigadiç'te okuduktan sonra Lise okumak için Balıkesir'e  geldik 82 de. 90 yılında uludağ iktisat mezunuyum.ssk dan yeni emekli oldum. Anne sülalem Umarağalı Bigadiç in yedi göbek yerlisi Babam kadıköy den . Tanışmak dileğiyle selamlar saygılar. 

Ismail Pekel Eyüp Rıza bey öncelikle Bigadiç'te kısa bir süre yaşamış olmanıza rağmen Bigadiç sevdanız ve yaptıklarınız takdire şayan ve örnek, özendirici. Yüreğinize sağlık iyi ki varsınız Varolasınız .. Beni mutlaka tanımanız mümkün değil Ancak YAKUPLAR sülalesinden rahmetli babam belediye meydanında Keçeci Mustafa ve rahmetli amcalarım İnş Ustası Karameşe lakaplı İsmail Pekel , Diğer amcam ise önceleri ast subaylıktan emekli TRT de görev yapmış son zamanlarda Bigadiç'te tv tamirciliği yapmış İbrahim Pekel'di mutlaka gençliğinizde Hasbihal etmiş olmuşsunuzdur düşünceleri ile bunları sizinle paylaştım ki her birinin şahsıma bıraktığı izlerle ki sizin güzelliklerinizle anmak istedim . Sizinle ise bu güne kadar tanışamamanın verdiği üzüntü ile yıllarca komşuluk ettiğim Özden amcayı rahmetle anıyor , Nurcan ablanın ellerinden öpüyor Neşe ve sevinç kardeşlerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum .. Sevgi , Saygı ve ülkemizin zor günlerden geçtiği şu günlerde SAĞLIKLI bir yaşam diliyorum .

Nurdan Madak Süren Ne kadar guzel anlatmlsslnz

Arzu Ersan Eraslan Bu salincakta ben de cok sallandim. Kirmizi erik dut cok yedim. Rahmetli fatma teyzem nurlar icinde uyusun öğlen uykusunu muhakkak uyur öyle gezmeye gelirdi. Ben evlendikten sonra her Bigadiç'e geldigimde beni caya davet ederdi. Asil hanimefendi fatma teyzem isiklar icinde uyu

Tahire Özuysal Halaçoğlu Çok güzel.

Emel Kalınoğlu Annenizi çok iyi tanır ve bilirim. Mükemmel bir hanımefendi idi Allah rahmet eylesin

Dilek Hezer Çok güzel anlatmissiniz

Saffet Antep Çok güzel hikaye tadında ellerinize sağlık.

Ahmet Leyla Şengör Ilaz atike teyzeden bahsediyorsun galiba hepsine allah rahmet eylesin.
Eyüp Rıza Güzey Yani soy adını bilemiyorum. İlaz lakabı mıdır? Aramızda çocukları, akrabası var mıdır acaba...
Ahmet Leyla Şengör Emin kardeş Eyübün anlattığı köprü başında suçu halitin halası köprü başında onun çoluk çocuğu yoktu eyüplerin evine yardıma gidermiş duymuştum. Atike teyze çok kibar güzel bir ses tonuyla konuşurdu evi hala duruyor.
Eyüp Rıza Güzey Leyla kardeşim, Ben Emin ile telefonda görüştüm biraz önce de Evet benim dediğim Atike teyze sizin söylediğiniz. Sizin eşiniz Ahmet, Tevfik Öğretmenin torunuymuş. Emin söyledi. Bizim evimiz Tevfik Öğretmenin evinin tam karşısındaydı. Tevfik amcaların bahçesinde çok güzel Kiraz ağaçları vardı diye anımsıyorum...
Ahmet Leyla Şengör Evet,  şu anda ablanız oturuyor o evlerin birinde ne yazıkki o ağaçlardan eser yok kardeşim.

Emine Eti Canbaz Kaleminize yüreğinize sağlık.Hikaye tadında o günlerin güzelliğini anlatan güzel bir yazı olmuş.Nurlar içinde yatsınlar. Allah mekanlarını Cennet eylesin.

Işıl Saltık Sevgili Eyüp hepimizde buna benzer anılar var çocukluğumuzla ilgili ve hepimizde bir mis kokulu atike teyze ( bizdeki emine idi) ve hiçbir zaman benim çamaşırlarım emine hanımınki gibi kar beyaz mis kokulu olmadı veya bana öyle geliyor) bakkal dönüşü Saray sinemasının sokağından kalan harçlıkla birşeyler almak ve eve gelince birazcık işitilen azarlar hepsi mazilerde kaldı ha birde apartmanlar arasında oynanan saklambaçlar ve dalından yenen meyveler. Şimdi ne o evler nede o ağaçlar kaldı medeniyet mi bu tartışılır.Sevgiler

Emine Zantur ALLAH rahmet eylesin mekânları cennet olsun amin

Aysun Tür Oktay Yüreğinize sağlık o mahalleyi ve yasadiklarinizin aynısını ben de ananemin evinde yaşardım. Şimdi Yılmaz Osman'in evi hâlâ rüyalarımda o evleri görürüm Emin Gümüş'ün annesi ablamın gorumcesiydi Zübeyde teyzemin pişirdiği çörekler (maşingada) anneniz Fatma hanım teyze gelirdi onların o zamanki zerafetini sohbetlerini unutamam. Arzuyla o bahçenizin salincaginda sallanirdik. O yılları hatirlattiginiz için çok teşekkür ederim. Fatmahanim teyzeyi rahmetle Zübeyde teyzemi sağlıkla anmış olalım. Saglikla kalın

Zeycan Çetin Çok güzel kaleme almışsınız hikaye gibi beni de o güzel geçmişe aldı götürdü. Yüreğine eline sağlık..

Nazmi Saltık Evet, Atike Ablamızın hemen bizim evin karşısında evi vardı, komşumuzdu yani ;Çok narin ve yavaş bir konuşması vardı, çok iyi bir insandı Atike Ablamız, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşallah

Güzide Nezaket Ersan Kayacan Güzel Fatma hanım teyzem ve albay amcanın mekanları cennet olsun. Allah rahmet etsin.

Zafer Kara Yüreğinize sağlık, muhteşemdi saygılar

Ali Ihsan Gezer Eyup beni çok eskilere goturdun. O evin bahçesini unuturmuyuz

Mehmet Özkara Atika ablanin evi köprü başıda bir yerde miydi acep bizim bidigimiz atika ablasa kuyu mah sakiniydi
Eyüp Rıza Güzey Evet köprü başındaydı.
Mehmet Özkara tamam yanılmamışım

Muazzez Akdoğan Benim biyografi yazma olayıma uzun süre ara vermiştim.sayenizde hemen başladım.buarada bende hayatımı kolaylaştıran karakterleri inş kaleme alırım.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz